Avukat olan sanığın, daha önceden görülen boşanma davasında katılanın eşi olan …’in vekilliğini yapması ve aynı zamanda katılanın amcasının oğlu olması nedeniyle aile içi sorunlarını bildiğinden, yurt dışında yaşayan katılana 2005 yılı yazında İstanbul’da bir araya geldiklerinde, “Sen de Almanya’da yıllardır çalıştın, çalışıyorsun, ortak emeğinizle alınan … adresindeki binayı eşin senden kaçırmak için başkasına devretti, ama bunu ispat ederiz, hakkını neden aramıyorsun, neden eşine dava açmıyorsun?” şeklinde telkinde bulunduktan sonra, katılanın kendisine, “Ekonomik durumum iyi değil, sonuç alamayacaksak uğraşmayalım.” demesi üzerine, “Herşey dahil taş çatlasa 5 milyar Türk Lirası masraf gider, vekaletnameyi de kendim kadar güvendiğim İstanbul Barosu avukatlarından …’a vereceksin, çünkü boşanma davasında ben …’in avukatlığını yaptım, bunda ona karşı senin vekilliğini yapmam doğru olmaz, ama fiilen tüm işlemleri, davayı ben yürüteceğim.” şeklinde sözlerle aldatıp katılanın tanımadığı avukat …’a vekaletname vermesini sağlaması nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.

15. Ceza Dairesi         2017/9761 E.  ,  2019/14219 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK’nın 158/1-i, 43/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sanığın sorgusunda bildirdiği adrese tebliğe çıkarılıp iade olduğu ve sanığın MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ yapılmadan, gazeteye ilan verilmek suretiyle ilanen tebliğ edildiği, yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu itibarla sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenip eski hale getirme talebinin kabulüne karar verilerek yapılan incelemede:
Avukat olan sanığın, daha önceden görülen boşanma davasında katılanın eşi olan …’in vekilliğini yapması ve aynı zamanda katılanın amcasının oğlu olması nedeniyle aile içi sorunlarını bildiğinden, yurt dışında yaşayan katılana 2005 yılı yazında İstanbul’da bir araya geldiklerinde, “Sen de Almanya’da yıllardır çalıştın, çalışıyorsun, ortak emeğinizle alınan … adresindeki binayı eşin senden kaçırmak için başkasına devretti, ama bunu ispat ederiz, hakkını neden aramıyorsun, neden eşine dava açmıyorsun?” şeklinde telkinde bulunduktan sonra, katılanın kendisine, “Ekonomik durumum iyi değil, sonuç alamayacaksak uğraşmayalım.” demesi üzerine, “Herşey dahil taş çatlasa 5 milyar Türk Lirası masraf gider, vekaletnameyi de kendim kadar güvendiğim İstanbul Barosu avukatlarından …’a vereceksin, çünkü boşanma davasında ben …’in avukatlığını yaptım, bunda ona karşı senin vekilliğini yapmam doğru olmaz, ama fiilen tüm işlemleri, davayı ben yürüteceğim.” şeklinde sözlerle aldatıp katılanın tanımadığı avukat …’a vekaletname vermesini sağlaması üzerine, farklı tarihlerde banka havalesi yoluyla katılandan masraf adı altında yaklaşık 20.000 TL aldığı halde, herhangi bir dava açılmasını sağlamadığı gibi, konuyla ilgili olarak katılana bilgi de vermediği, bu suretle sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, soruşturma ve kovuşturma izinleri, son soruşturmanın açılmasına dair karar, Av…. adına çıkarılan vekaletname, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre; atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın eksik incelemeye, atılı suçu işlemediğine ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: