Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesinde “Avukat veya iş sahibi tarafından vadolunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatlar altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu eylemi yapanlar memur iseler, verilecek hapis cezası bir yıldan aşağı olamaz.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemeye göre avukata çıkar karşılığı iş getirmek yasak ve suç sayılan bir eylemdir. Bu durumda eldeki davaya konu avukatlık ücret sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan düzenlemenin anılan yasa hükmü gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir. O halde, açıklanan tüm bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Kararın bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekir

13. Hukuk Dairesi         2019/1379 E.  ,  2019/4497 K.

“İçtihat Metni”

……. ……

….. vekili avukat …… aralarındaki dava hakkında…..verilen 02/12/2014 tarih ve……sayılı hükmün Dairemizin 15/12/2016 tarih ve …..sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalı avukatın ……bulunan bir kısım taşınmaza ilişkin dava dışı ….önelik bedel artırımı davası açmak üzere 30 hissedarla 26.7.2006 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzaladığını, bu davanın davalı avukata verilmesini, dava sahipleri ile tanışmasını ve anlaşmasını sağlayan kişi olması nedeniyle sözleşmenin 2. maddesinde “sözleşme konusu işten dolayı avukata müddeabihin % 15’i olan 450.000,00TL avukatlık ücreti ödenecektir. Vergiler mahsup edildikten sonra kalan avukatlık ücreti mühendis …… ile avukat arasında 1/2 oranında paylaşılacaktır.” şeklinde düzenleme yapılarak sözleşmenin taraflarca imzalandığını, gayrimenkuller ile ilgili açılan…….sayılı davasının mülk sahipleri lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, gerek davalının şahsi beyanı ve gerekse kesinleşen davadaki hissedarların beyanları ile davalının 500.000,00TL vekalet ücreti aldığını, KDV ve gelir vergisi düşüldükten sonra taraflar arasında paylaşılması gereken paranın 281.400,00TL olduğunu, davalının şu ana kadar tarafına 45.000,00TL ödeme yaptığını, bakiye miktarı ise ödemediğini ileri sürerek; sözleşme gereğince ödenmesi gereken 95.700,00TL’nin temerrüt tarihi olan 03.10.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iş sahibi olmadığından kendisine karşı dava açılamayacağını, davacının mühendis olup davaya bir katkısı olmadığından sözleşmenin davacıya imzalattırılmadığını, davacı ile ilgili olan kısmın da çizilerek iptal edildiğini, kaldı ki iş sahiplerini avukatla tanıştırmanın bir bedeli olamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne 95.700,00TL’nin 03.10.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkin verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 15.12.2016 tarihli 2015/13208 Esas ve 2016/23437 Karar sayılı ilamı ile onanmış, bu kez davalı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1-Davacı, davalı avukatın iş sahipleri ile anlaşmasını sağladığından, iş sahipleri ile davalı avukat arasında imzalanan Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin 2. maddesinde kararlaştırılan ücretten ödenmeyen bakiye miktarın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece 26.07.2006 tarihli sözleşmenin ikinci bendinde açıkça avukata takip edilen davadaki müddeabihin %15’i kadar olan 450.000,00TL’nin ödeneceğinin ve vergiler mahsup edildikten sonra kalanın davacı mühendis ile avukat arasında 1/2 oranında paylaşılacağı yazıldığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesinde “Avukat veya iş sahibi tarafından vadolunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatlar altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu eylemi yapanlar memur iseler, verilecek hapis cezası bir yıldan aşağı olamaz.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemeye göre avukata çıkar karşılığı iş getirmek yasak ve suç sayılan bir eylemdir. Bu durumda eldeki davaya konu avukatlık ücret sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan düzenlemenin anılan yasa hükmü gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
O halde, açıklanan tüm bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Kararın bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken zuhulen onandığı karar düzeltme incelemesinde anlaşılmış olup, onama ilamının kaldırılarak hükmün yazılı gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının sar karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 15.12.2016 tarihli 2015/13208 E ve 2016/23437 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün yazılı gerekçeler ile davalı lehine BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 1.700,40 TL. harcın temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……..

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: