Başvuru, internet trafik bilgilerinin mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulması ve bu bilgilerin yargı makamına gönderilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

 


BAŞVURUNUN KONUSU
 

  1. Başvuru, internet trafik bilgilerinin mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulması ve bu bilgilerin yargı makamına gönderilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
  2. BAŞVURU SÜRECİ
  3. Başvuru 1/3/2019 tarihinde yapılmıştır.
  4. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi ile ilgili olarak oybirliği sağlanamaması nedeniyle incelemenin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
  5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
  6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
  2. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılamada İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 7/12/2017 tarihinde mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin hükümle birlikte devamına dair karar verilmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2/7/2020 tarihli bozma kararının ardından yargılamaya ilk derece mahkemesi nezdinde devam edilmektedir. Başvurucu, 30/7/2020 tarihinde Mahkeme tarafından tahliye edilmiştir.
  3. Derece Mahkemesince başvurucunun kullandığı iddia edilen cep telefonuyla Litvanya’da yer alan birtakım IP adreslerine sahip sunuculara 11/8/2014 ile 9/10/2016 tarihleri arasında bağlanılıp bağlanılmadığına ilişkin olarak 25/4/2017 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) bilgi istenmiştir.
  4. Daha sonra başvurucu 25/4/2018 tarihli dilekçesiyle BTK yetkililerinin kişisel verileri hukuka aykırı olarak işleme, ele geçirme, yayma ve verileri yok etmeme suçlarını işlediğinden bahisle şikâyetçi olmuştur. Bu kapsamda IP trafik bilgilerinin mevzuatta öngörülen süreden fazla saklanılmaması gerektiğini ve İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin kendi adına kayıtlı cep telefonu hattına ilişkin olarak istediği IP trafik bilgilerinden iki yıl öncesine ait verilerinin de gönderilmesi suretiyle söz konusu suçun işlendiği iddia edilmiştir.
  5. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) görevi kötüye kullanma suçu yönünden yaptığı soruşturma sonucunda ilgili mevzuat hükümlerine yer vermek suretiyle 8/11/2017 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermiştir.
  6. Başvurucunun bu karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 26/12/2018 tarihinde Başsavcılık kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
  7. Nihai karar, başvurucuya 25/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
  8. Bireysel başvuru yapmak amacıyla başvurucu 1/1/2019 tarihinden önceki başvurularda kullanılan bireysel başvuru formunu, ceza infaz kurumuna 22/2/2019 tarihinde teslim etmiştir. Başvurucu daha sonra belgelerin kendisine işlemsiz olarak iade edildiğini belirtmektedir. Bunun üzerine başvurucu -1/1/2019 tarihinden sonra kullanılması gereken- yeni başvuru formu ile 1/3/2019 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Başvurucu, başvurunun süresinde yapılamamasına ilişkin olarak mazeret isteminde de bulunmuştur.
  9. İLGİLİ HUKUK
  10. İlgili hukuk için bkz. Ertan Erçıktı (3), B. No: 2018/14040, 30/6/2021, §§ 16-37.
  11. İNCELEME VE GEREKÇE
  12. Anayasa Mahkemesinin 16/3/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
  13. Adli Yardım Talebi Yönünden
  14. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, B. No: 2012/1181, 17/9/2013).
  15. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  16. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  17. Başvurucu; mevzuatta internet trafik bilgilerinin saklanma süresinin yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiğini, bu sürenin en fazla iki yıl olacağını, mevzuata aykırı olarak kamuya açık bir duruşmada işlem tesis edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mevcut durumda öngörülen süreye ilişkin kriterlerin belirsiz olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca gizli kalması gereken verilerin ifşa edilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ve şikâyet hakkında eksik incelemeyle karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini belirtmiştir.
  18. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hükümleri hatırlatıldıktan sonra başvurucunun şikâyetinin Başsavcılık tarafından ayrıntılı olarak incelendiği ve ihlal teşkil ettiği iddia olunan müdahalenin yasal dayanağının ortaya konulduğu ileri sürülmüştür. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu talebi neticesinde başvurucunun tüm internet trafik verilerinin ilgili mahkemeye verilmediği, tüm IP’ler yönünden bir araştırma yapılmadığı, talep konusu ile sınırlı olarak sadece başvurucunun kullandığı GSM hattı üzerinden belirli bir IP adresi ile iletişim kurup kurmadığının tespitinin yapıldığı ifade edilmiştir. BTK’nın yaptığı bu işlemlerin iletişimin tespiti yönündeki taleplerin yerine getirilmesinden ibaret olduğu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde belirtilen usul çerçevesinde ve BTK’nın görevi kapsamında yerine getirildiği belirtilmiştir. Sonuç olarak başvurucu hakkındaki kişisel verilerin hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın bir gereği olarak mevzuatta belirtilen gerekçeler nedeniyle tutulmaya devam edildiği, bu hususun da yürütülen soruşturmada açıkça ortaya konulduğu gözetildiğinde kişisel verilerin korunması hakkına yönelik meşru olmayan bir müdahalenin bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
  19. Değerlendirme
  20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Şikâyetin özü, internet trafik bilgilerinin yasada belirtilen süreden fazla tutulmasına ve bu bilgilerin yargı makamlarına gönderilmesine yöneliktir. İnternet trafik bilgilerinin belirli bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğinde bu bilgilere erişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden değerlendirilmesi gerekmiştir.
  21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler …

  1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesi şöyledir:

(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollannın tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

 (2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Komisyonlar raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde karar taslağı hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.

 (3) Başvurunun niteliğine uygun düştüğü takdirde mazeret ve kabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak hazırlanıp bu iki husus birlikte karara bağlanabilir.

  1. Bireysel başvuru, hak ve özgürlüklerin korunmasının en önemli araçlarından biridir. Bu nedenle idari ve yargısal kuruluşlar, temel hak veya özgürlüklerinin ihlal edildiğini düşünen kişilerin bu yola başvurmalarını engelleyici veya zorlaştırıcı tutum ve davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. Öte yandan bu negatif yükümlülüğün yanında somut olayın koşullarının gerektirmesi hâlinde kamu otoritelerinin bireylerin bu haktan yararlanmalarını kolaylaştırma pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. İdari ve yargısal otoritelerin aldıkları idari veya fiilî tedbirlerle kişilerin bireysel başvuru yapmalarını engellemesi veya zorlaştırması bu hakkın ihlaline yol açabileceği gibi engelleyici veya zorlaştırıcı bir tutum sergilemeseler bile bunların somut olayın koşulları çerçevesinde kolaylaştırıcı tedbirler almalarının kendilerinden beklenmesinin makul görüldüğü hâllerde kamu otoritelerinin hareketsiz kalması dahi bu hakkın zedelenmesi sonucunu doğurabilir (Ruhi Abat, B. No: 2014/4724, 7/3/2019, § 50).
  2. Bununla birlikte 6/11/2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün değişik 59. ve 63. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde yer alan tamamen yenilenmiş başvuru formu kullanılarak ve bireysel başvuru formunun herhangi bir sayfasını çıkarmadan başvuru yapılması gerekmektedir. Değişiklik öncesi başvuru formuna uygun olarak başvuru yapılması imkan dahilinde iken, İçtüzük değişiklikleri sonrası tamamen yenilenmiş başvuru formunun kullanılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
  3. Somut olayda başvurucunun başvuru tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda tutulması, ceza infaz kurumunun şartları içerisinde diğer kişilere göre kısıtlı bir imkanın olması, İçtüzük değişikliklerinden bu süreçte haberinin olmama ihtimalinin bulunması, 1/1/2019 tarihinden önce kullanılan ve bu kapsamda hazırlanan başvuru formununbaşvuru süresi içerisinde ceza infaz kurumu görevlilerine teslim edilmesi, söz konusu formunişlemsiz olarak kendisine iade edildiğine dair beyanın asılsız olduğunun tespit edilmemesi nedenleriyle başvuru süresi yönünden ileri sürülen mazeretin haklı bir mazeret olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde başvuru yapılması nedeniyle başvurunun süresinde yapıldığı kabul edilmiştir.
  4. Diğer taraftan Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
  5. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
  6. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir başvuru yolunun uygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz. Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan başvuru yollarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Ramazan Korkmaz, B. No: 2016/36550, 19/7/2017, § 33, Remziye Duman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017, § 35).
  7. Anayasa Mahkemesi, somut olayla aynı nitelikteki olayın konu olduğuErtan Erçıktı (3) kararında, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlalinin tespiti ile giderimin sağlanması bağlamında tazminat davalarının ceza yargılamasına göre amaca daha uygun olduğunu ve makul bir başarı sunma kapasitesinin bulunduğunu tespit etmiştir. Söz konusu kararında Anayasa Mahkemesi, konuyla ilgili olarak derece mahkemelerince verilen esasa ilişkin kararların olduğunu tespit etmiş ve ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen tazminat yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varmıştır. Mevcut başvuruda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
  8. Dolayısıyla başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen tazminat yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.
  9. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik kriterleri yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
  10. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

  1. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
  2. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
  3. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
  4. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: