Bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmesi gerekir. altın paranın herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Takip konusu senet bedeli, “150 gr. Altın” olarak belirtilmekle açıklanan kuralın dışında tutulamaz. İİK.nun 68. maddesindeki belge niteliğini taşımayan senede dayalı olarak itirazın kaldırılması isteminde bulunması mümkün değildir

12. Hukuk Dairesi         2013/15577 E.  ,  2013/23272 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 21.03.2013 tarih, 1194/10493 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
6762 Sayılı TTK.nun 688/2. maddesi hükmü gereği, bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmesi gerekir. 28.1.1941 tarih ve 42/28 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi altın paranın herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Takip konusu senet bedeli, “150 gr. Altın” olarak belirtilmekle açıklanan kuralın dışında tutulamaz. Altının 22,18,14 gibi ayarlar taşıması ve yazılı bedelin hangi ayarda tahsili gerektiği dahi yargılamayı gerektirir. Senette bedelin altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde dahi, senet TTK.nun 688/2. maddesi koşullarını taşımayacağı cihetle bono vasfında olmadığı gibi, İİK.nun 68.maddesinde sayılan nitelikte bir belge de değildir. Öte yandan borçlu, borcu doğuran hukuki ilişkiyi kabul etmediği gibi, itirazını ödeme olgusuna da dayandırmamıştır. Bu durumda alacağın tahsili yargılamayı gerektirir. Bu nedenle alacaklının genel haciz yolu ile takip yapması ve İİK.nun 68. maddesindeki belge niteliğini taşımayan senede dayalı olarak itirazın kaldırılması isteminde bulunması mümkün değildir(H.G.K.nun 29.06.2005 tarih ve 12-387 E. 428 K.sayılı kararı).
Açıklanan nedenlerle mahkemece, alacaklının itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulüne dair hüküm tesisi isabetsiz olup, Dairemizce hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ:Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.03.2013 tarih ve 2013/1194 Esas 2013/10493 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428.maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.


12. Hukuk Dairesi         2006/18969 E.  ,  2006/21741 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 07/06/2006
NUMARASI : 2006/222-652

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
TTK.nun 688/2. madde hükmü gereği bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını. ihtiva etmesi gerekir. Merci kararında da yer verilen 28.1.1941 tarih ve 42/28 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi altın para herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Takip konusu senet bedeli “1.400 gr. Altın” olarak tesbit edilmekle açıklanan kuralın dışında tutulamaz. Altının 22,18,14 gibi ayarlar taşıması ve yazılı bedelin hangi ayarda tahsili gerektiği dahi muhakemeye muhtaçtır. Senet bedelin   altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde dahi 688/2 madde koşullarını taşımayacağı cihetle bono vasfında olmadığı gibi İİK.nun 68.maddesinde sayılan nitelikte bir belge de değildir.Alacağın tahsili yargılamayı gerektirir. Bu nedenle alacaklının genel haciz yolu ile takip yapması  ve İİK.nun 68. maddesindeki belge niteliğini taşımayan sözü edilen senede dayalı olarak itirazın kaldırılması istemi yasal değildir. Ancak borçlu İcra Dairesine verdiği itiraz dilekçesinde “borcun ödendiğini” belirterek borca itiraz etmiştir. Borçlu  borcu doğuran hukuki  ilişkiyi kabul edip, itirazını    ödeme olgusuna dayandırdığına göre, takip dayanağı  belgenin anılan kanunun 68/l. maddesinde belirtilen belgelerden olup olmadığına bakılmaksızın, borçlunun ödeme iddiası üzerinde  durulmalıdır. Çünkü anılan madde yazılı belgelerle  ispatlanacak olan (hukuki ilişki ve borçtur) Borçlu hukuki  ilişki ve borcu kabul edip ödediğini ileri sürdüğüne göre kabul edilen bir hususun ayrıca İİK.nun 68/l. maddesinde yazılı  belgelerle ispatına yer olmadığı kabul edilmelidir. (H.G.K.nun 4.12.2985 tarih ve 1984/12-527 E. 984 K.) Bu durumda  borçlu tarafından borcun ödendiği İİK.nun 68/l. maddesinde yazılı nitelikte belgelerle ispatlanamadığından mahkemece alacaklının itirazın kaldırılması isteminin kabulüne karar verilmesi bu nedenle doğru olup sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 12.20 YTL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: