Borcu sona erdiren ödeme belgesinin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği dikkate alındığında, sunulan bu yazıya ilişkin davacı tarafın beyanı da alınarak, gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.

3. Hukuk Dairesi         2022/7078 E.  ,  2022/8282 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davalılardan … yönünden davanın reddine, diğer davalı … yönünden davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalılar ile 25/02/2010 tarihli tellallık sözleşmesini imzaladığını, sözleşmeye göre davalıların dava dışı 3. kişiye ait taşınmazda bulunan kiracıların tahliyesini, ardından kiraya verenlerle sözleşmeye konu yere ilişkin kira sözleşmesi kurulmasını taahhüt ettiklerini; buna istinaden, davalılara, 03/03/2010 tarihinde 22.000 TL, 23/03/2010 tarihinde 15.000 TL, 24/03/2010 tarihinde 6.700 TL olmak üzere toplam 43.700 TL ödediğini; ancak, mesleği avukatlık olan davalıların kötü niyetle hareket ettiklerini, Avukatlık Kanununun 11. maddesine göre avukatların tellallık yapamayacağını, bununla birlikte tellalın tarafsız olması gerektiğini, ama davalıların esasında taşınmazı kiraya verenlerin avukatlığını yaptığını, tarafsız olamayacaklarını, bu nedenlerle söz konusu sözleşmenin geçersiz olduğunu; taşınmazın da bu zamana kadar tahliye edilmediğini; davalılara 20/08/2010 tarihli ihtarname keşide ederek ödediği paraların iadesini talep ettiği halde ödeme yapılmaması üzerine başlatmış olduğu takibe davalıların haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; sözleşmede davalı …’ın imzasının bulunmadığını, kira sözleşmesinin de tellallık faaliyeti sonucu imzalandığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; davalı … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan, davalı … hakkında açılan davanın esastan reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06/06/2016 tarihli ve 2011/114 E. 2014/334 K. sayılı ilamıyla; kötü niyet tazminatı hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olduğu, gerekçesiyle, bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece; davanın, davalı … yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı … yönünden ise imzalandığı inkar edilmeyen tellallık sözleşmesinin 5.2 ve 5.3 hükümleri ile kira sözleşmesinin imzalanmış olması nedeniyle reddine, sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebininde reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2019 tarihli ve 2017/4038 E. 2019/11484 K. sayılı ilamıyla; tellallık hizmetini üstlenen davalıların avukat olması ve Avukatlık Kanununun 11. maddesiyle tellallığın avukatlıkla birleşmeyen işlerden sayılması nedeniyle, TBK’nın 27.maddesi hükmü gereği sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu, tarafların aldıklarını geri vermeleri gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemece; davalı …’ın sözleşmede imzası olmaması nedeniyle hakkındaki davanın taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 43.700 TL asıl alacak ve 2.629,83 TL işlemiş faiz toplamı 46.329,83 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, davalı …’ün % 40 oranında (17.480,00) icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına dair karar verilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Davalılar tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan ” Belgedir ” başlıklı yazıda;” … ile … aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2010/13441 Esas sayılı dosyası ile başlatılan ödenen bedellerin iadesi istemli toplam ( 03/03/2010 tarihli 22.000 TL, 23/03/2010 tarihli 15.000 TL, 24/03/2010 tarihli 6.700 TL alacak olmak üzere) 43.700TL alacak ile ilgili şirketimizin hiçbir hak ve talebi olmadığını açıkça beyan ve kabul ederek, Av. … tarafından bu sözleşme kapsamında şirketimize verilen hukuki hizmetlerinin karşılığı vekalet ücreti olarak bu bedelin kendisine ödendiğinin kabulü ile bu alacak ile ilgili açılan her türlü icra takibi ve davalardan herhangi bir alacak, vekalet ücreti ve masraf talebimiz olmadan feragat edeceğimizi beyan, kabul ederiz. ” ifadelerine yer verilmiştir. Davacı vekili, ibraz edilen bu yazı içeriğinin davalılar tarafından sahte olarak düzenlendiğini savunmuştur. Borcu sona erdiren ödeme belgesinin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği dikkate alındığında, sunulan bu yazıya ilişkin davacı tarafın beyanı da alınarak, gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
Buna göre, mahkemece yapılacak iş; yargılama aşaması henüz tamamlanmamış olduğundan davacı şirket adına imzalanan yazı üzerinde durulması, davacıdan; davalının savunmasına ve sunulan yazıya karşı diyeceklerinin sorulması, bundan sonra gerekirse imza incelemesi de yapmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428 inci maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440 ncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: