Dava, nam-ı müstear olarak yapılan satış işleminin iptali istemine ilişkindir. Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır.

17. Hukuk Dairesi         2016/1954 E.  ,  2016/2119 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :……….Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki nam-ı müstear şeklinde yapılan işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, dava dışı borçlu N..i Y.elen aleyhine takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı anılan şahsın 25.12.2014 tarihinde öldüğünü ve mirascılarının mirası red ettiğini, ancak dava konusu 5 adet aracın borçlunun ölmeden önce kendi namına ancak davalı eşi …… adına alındığını araç alım işlemlerinin iptali ile davacıya cebri icra yetkisi verilmesini talip etmiştir.
Davalı vekili, süresinde verdiği cevap dilekçeleri ile yetkili mahkemenin ……. Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuşlardır.
Mahkemece, davalının ….. de ikamet ettiğinden yetkili mahkemenin ….. Asliye Hukuk mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı vermiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, nam-ı müstear olarak yapılan satış işleminin iptali istemine ilişkindir.
Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır.
Bu tür davalar davacı yönünden sadece alacağın tahsili imkanı sağlayan ayni değil şahsi hak oluşturan dava niteliğinde olduğundan, HMK’nin 6.maddesindeki genel yetki kuralı gereği davalıların ikametgahları mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kamu düzenine ilişkin olmayıp ancak tarafların yasal sürede ve geçerli bir itiraz olduğu durumlarda mahkemece dikkate alınmalıdır (HMK’nun19/2).
Somut olayda, dosya içeriğinden davalı …’in ikametgah adresi, mernis adresi ve dava dilekçesnin tebliğ edildiği adres ……. da bulunmakta olup süresinde yaptığı yetki itirazı ile yetkili mahkemenin…… Mahkemeleri olduğunu belirtmiştir.
Öte yandan taraf teşekkili, yetki itirazından sonra değerlendirmeye alınması gerektiği gibi HMK’nin 60.maddesi gereğince taraflardan birinin diğerinin yokluğunda yaptığı itiraz da geçerlidir.
Bu halde mahkemece, …… Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı vermesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.Öte yandan taraf teşekkili yetki itirazından sonra değerlendirmeye alınması gerekir. Yetkisizlik kararı verildiği hallerde HMK’nin 331/2 maddesine göre yetkisizlik kararı üzerine yargılamaya diğer mahkemede devam edilirse o mahkeme de hükmedilir. Yargılamaya değer mahkemede devam edilmemiş ise talep halinde yargılama giderine ilk mahkemede hükmedilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmeside isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

17. Hukuk Dairesi         2015/18263 E.  ,  2018/4788 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,

-K A R A R-

Davacı vekili borçlular aleyhine …İcra Müdürlüğü’nün 2009/6569 sayılı ve …İcra Müdürlüğü’nün 2011/5318 sayılı takip dosyası ile başlattıkları takibin kesinleştiğini, borçlu … üzerine kayıtlı hiçbir menkul-gayrimenkul bulunmadığını, malvarlığının davalı …’ün ve …’ün tasarrufuna geçirildiğini, davalı Serap ve … hakkında alacaklı zararına mal kaçırma eylemlerinden dolayı …İcra Ceza Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyası ile açılan ceza davasının derdest olduğunu,… ili, … 5 nolu bağımsız bölüm taşınmazın borçlu davalı Buket’in teyzesi … lehine yapılan satış akdinden kaynaklanan muvazaalı tasarrufun İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince müvekkili lehine iptaline ve İİK’nun 283.maddesi gereğince cebri satış yolu ile satış yetkisi tanınmasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı Serap cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde müvekkili tarafından davalı Serap’a devrin söz konusu olmadığını, taşınmazın bizzat Serap tarafından satın alındığını, taraflar arasında kira sözleşmesi olduğunu, kira bedelinin davalı Serap’ın Akbank … Şubesi’ndeki hesabına toplu ve dönemsel olarak yatırılmakta olduğunu, diğer davalı …’ün, amcası olan davacı tarafından zor durumda bırakılan davalıya (yeğenine) elindeki imkanla yardımcı olduğunu, beyan ederek haksız ve dayanaksız davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … vekili ve davalı… vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin ve davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, karar vermek gerekmiştir.
2-Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan nam-ı müstear niteliğindeki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Nam-ı Müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklının alacağına kavuşması sağlanır. İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir.
Somut olayda mahkemece dava konusu taşınmazın gerçekte davalı borçlu Buket tarafından satın alındığı, davalı borçlu Buket’in teyzesi olan diğer davalı …’ün Buket’in söz konusu durumundan haberdar olduğu halde taşınmazın devir işleminin Serap adına yapıldığı, taşınmazın devir tarihinden itibaren ve halen davalı borçlu Serap’ın tasarrufunda olduğu, davalı Serap tarafından kira bedelinin ödemesi delili olarak ibraz ettiği Akbank … Şubesi’ne ait dekontlar ile davalı borçlu Buket tarafından davalı Serap hesabına yatırılan bedellerin kira bedeli değil, söz konusu taraflar arasındaki işlemi gizleme amacına yönelik yatırılan bedeller olduğu, bu itibarla söz konusu taşınmazın davalı Serap adına tescilinin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacı davalılardan Buket hakkında icra takibi yaptığını, borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını ancak yapılan icra takibini boşa çıkarmak başka bir anlatımla mal varlığını elinden çıkarıp alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile kendisi tarafından satın alınan taşınmazın davalı borçlunun kızkardeşi Serap adına tescil ettirdiğini ileri sürerek yapılan bu işlemin iptali ile alacağını teminat altına almak istemektedir.
Davacı tarafından davalı borçlu ve dava dışı şahıslar aleyhine alacaklıyı zarara uğratmak kasdı ile mevcudunu eksiltmek suçu sebebi ile … İcra Ceza Mahkemesi’nin 2011/816 sayılı dosyasında açılan ceza davasında, dava konusu gayrımenkulün davalı Buket tarafından satın alındığına ya da parasının davalı borçlu tarafından ödendiğine dair herhangi bir delil bulunmaması gerekçesiyle beraatine karar verilmesine, davalı borçlunun kira bedeli adı altında Akbank … Şubesine para yatırmasının taşınmaz bedelinin borçlu tarafından ödendiğinin ve üçüncü kişi adına tescil edildiğinin (nam-ı müstear) davacı tarafından somut deliller ile ispat edilmemesine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: