Davacı işçi davalı işyerinde toplamda 8 yıl 11 ay 15 gün çalışmış olup buna göre hak ettiği yıllık ücretli izin dönemi 8’dir.

9. Hukuk Dairesi         2021/4613 E.  ,  2021/8556 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.06.2001-01.07.2013 tarihleri arasında diğer davalıya ait öğrenci yurdunda temizlik görevlisi olarak çalıştığını, yurdun kapanması üzerine iş akdine 30.06.2013 tarihinde son verildiğini, müvekkilinin son taşeron şirket olan … firmasında çalışıyor görünse de çalışma süresi boyunca emir ve talimatları Vakıf yönetiminden aldığını, yurdun kapanmasından sonra davalı şirketin, ofiste çalışması için bir yazıyla kendisini davet ettiğini, ancak, ofiste bir faaliyet olmadığından bu davetin samimiyetten uzak olduğunu, benzer örneklerde çalıştırılan kişilerin uzak yerlerde günü birlik işlerde yoğun şekilde çalıştırıldığını ve bunun iş koşullarında esaslı değişiklik niteliğinde olduğunu, davalı şirketin maaşlarını da düzenli ödemediğini, yapılacak işi tanımlamaktan dahi kaçınılması nedeniyle yapılan davete icabet edilemeyeceğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile bayram ve resmi tatil çalışma ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı Türk Silahlı Kuvvetleri Eğitim Vakfı Genel Müdürlüğü vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının diğer davalı … Ltd. Şti. firmasının çalışanı olduğunu, bu nedenle talep edilen alacaklardan sorumluluklarının bulunmadığını, ekonomik nedenlerden dolayı 2012 yılında 4 yurdu kapatmak durumunda kalan müvekkili vakfın öğrenci kapasitesinin istenen seviyeye ulaşamaması ve vakfı zarara uğratan 2 yurdun da faaliyetine zorunluluk nedeniyle son verme kararı aldığını ve bu doğrultuda … yurdunun eğitim döneminin sonu olan 30 Haziran 2013 tarihi itibariyle kapatılmasına karar verildiğini, vakıf çalışanları ile hizmet alınan firmalara gerekli bildirimlerin yapıldığını, davacının muvazaa iddialarının yersiz olduğunu, temizlik işlerinin ihale yoluyla temizlik şirketlerine yaptırıldığını, ihaleyi alan şirketlerin çalışanlarına hiçbir zaman karışmadığını, diğer davalı şirket tarafından iş akdi feshedilen davacıya karşı müvekkili vakfın hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, yapılan iş gereği davacının okulların açık olduğu kış döneminde çalıştığını, kapalı olduğu yaz döneminde ise çalışmadığını, bu niteliği gereği çalışmasının mevsimlik olduğunu, yıllık izin hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Tem. Hizm. ve Malz. İnş. Loj. Lim. Hiz. Elk. Ar. Kir. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında bina, tesis ve müştemilatın iç ve dış her türlü temizliğinin yapılması konusunda sözleşme akdedildiğini, davacının da müvekkili şirket nezdinde aralıklı olarak çalıştığını, davalı vakıf tarafından ekonomik sebeplerle bir kısım yurtları kapatma kararı alındığını ve 30.06.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedileceğini bildirildiğini, bunun üzerine davacının aynı ücret ve özlük hakları korunmak şartıyla şirket merkez kadrosunda çalışmak üzere davet edildiğini, ancak davacının yeni görevlendirildiği işyerine gelmeyeceğini ve işe başlamayacağını bildirdiğini ve 01.07.2013 tarihinde başlaması gereken işine gelmediğini ve bu nedenle iş akdine haklı olarak son verildiğini, müvekkili şirket çalışanları yasal süre olan haftalık 45 saatin üzerinde çalışmadıklarından fazla çalışma alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü hakkındaki 16.03.2016 tarihli ilk karar davalılar vekillerinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 05.03.2019 gün ve 2017/24134 esas 2019/5077 karar sayılı ilamı ile işe davet icabının samimi olup olmadığı ve bu bağlamda haklı fesih olgusunun araştırılması gerektiği ve hizmet süresinin doğru tespiti nedenleri ile bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller, tanık anlatımları ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Karar, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının hak ettiği fazla mesai alacağı miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Bozma kararına uymuş olan Mahkemenin bozma gereklerini yerine getirmesi usuli bir zorunluluktur. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Bir başka ifadeyle, mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmasıyla, bozma doğrultusunda taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğar. Mahkeme, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında yeni bir hüküm kuramaz. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir.
Somut uyuşmazlıkta; davanın kabulüne ilişkin 16.03.2016 tarihli hükme yönelik olarak davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz başvurusunda bulunulduğu ve davalı tarafların temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemede Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 2017/24134 esas 2019/5070 karar sayılı ilamı ile hükmün davalılar lehine bozulduğu ve Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bozma öncesi verilen ilk kararında davacının 1.745,98 TL fazla mesai alacağı olduğu kabul edilerek bu miktar hüküm altına alınmış olup, davalıların temyiz başvurusu üzerine hüküm yazılı gerekçelerle davalılar lehine bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulup, yeniden aldırılan bilirkişi raporu sonrasında fazla mesai alacağı bu defa 2.126,40 TL olarak hüküm altına alınmıştır. Az yukarıda anlatılan ilkeler gereğince bozma ilamına uyulmakla, davalılar lehine miktar bakımından oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek, yazılı şekilde fazla mesai alacağına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup hatalıdır.
Diğer taraftan, bozma ilamı davalılar lehine olduğu halde, bozma sonrası yapılan yargılamada hesaplanan fazla mesai alacağının önceki kararla hüküm altına alınan miktardan daha fazla çıkması, bilirkişi tarafından yapılan yeni hesaplamada, davalıların ıslah talebine karşı zamanaşımı savunmasının gözetilmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Bozma öncesi yapılan yargılamada davalıların ıslah talebine karşı yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri zamanaşımı def’i gözetilerek hesaplama yapılmış ve bu hususta bozma sebebi bulunmadığından karar bu yönü ile kesinleşmiştir. Mahkemece yapılacak iş, davalıların ıslah talebine karşı yasal süresinde ileri sürdükleri zamanaşımı def’i de gözetilerek, denetime elverişli net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırılıp, davacı işçinin fazla mesai alacağını doğru olarak belirlenmesi ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek hatalı hukuki değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının hak kazandığı yıllık ücretli izin süresinin belirlenmesi noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesine göre; işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.
Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz.
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,
b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,
c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden,
Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır.
Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.
Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.
Dosya içeriğine göre; davacı işçi davalı işyerinde toplamda 8 yıl 11 ay 15 gün çalışmış olup buna göre hak ettiği yıllık ücretli izin dönemi 8’dir. Bir başka anlatımla, 1 tam yıl içermediği için, 11 ay 15 günlük çalışma dönemi bakımından, yeni bir ücretli izin alacak hakkı doğmayacaktır. Buna göre davacının davalı işyerinde hak ettiği ücretli izin süresi, mülga 1475 sayılı Kanun gereğince ilk yıl için oniki gün, 4857 sayılı Kanun dönemine ilişkin olarak takip eden çalışma döneminde ise, sonraki dört yıl için ondörter gün, son üç yıl için de yirmişer gün olmak üzere toplamda 128 gündür. Hal böyle iken bilirkişi raporunda davacının, 1 yılın altında olan 11 ay 15 günlük çalışma dönemi için de 19 gün ücretli izne hak kazanacağı mütalaa edilerek, yıllık ücretli izin süresinin 147 gün olarak belirlenmesi de hatalı olmuştur.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: