Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kıdem tazminatına ilişkin olup, asgari geçim indiriminin tazminata esas giydirilmiş ücretin hesaplanmasında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanununda kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş, sadece Kıdem Tazminatı Fonu kurulması öngörülmüştür. Ancak, Kıdem Tazminatı Fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklı tutulmuştur. (Geçici madde 6) 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi ile de 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi dışındaki diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Hukuk Genel Kurulu         2015/113 E.  ,  2017/238 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki “kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarının tahsili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.11.2012 gün ve 2011/658 E., 2012/833 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.06.2013 gün ve 2013/4101 E., 2013/11443 K. sayılı kararı ile;
“…1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin brüt 950,00 TL olduğu tespiti yapılarak buna 150.00 TL yemek, 85,80 TL yol ücreti ile 59,74 TL asgari geçim indirimi eklenerek 1245,54 TL giydirilmiş ücret üzerinden kıdem tazminatı hesap edilmiştir.
Asgari geçim indirimi, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Asgari geçim indirimi, bir kimsenin vergi ödeme gücünün ancak, o kimsenin fizyolojik varlığını sürdürebilecek gerekli vasıtalar sağlandıktan sonra söz konusu olabileceği noktasından hareket ederek vergilendirmede sosyal adaleti sağlama amacına yönelik olarak ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda asgari geçim indirimi, işveren tarafından sağlanan nakdi bir yardım olarak kabul edilemez. Bu nedenle de tazminata esas giydirilmiş ücretin hesaplanmasında asgari geçim indirimi miktarı çıplak ücrete dahil edilemez.Bir başka anlatımla asgari geçim indirimi giydirilmiş ücretin bulunmasında nazara alınamaz.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, giydirilmiş ücret bulunurken asgari geçim indirimi miktarının da ücrete eklenmesi hatalıdır…”
gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde 01.11.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davacı müvekkili tarafından 02.06.2011 tarihinde haklı nedenlere dayalı olarak sona erdirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil günleri ücreti, hafta tatili ve yıllık izin ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL alacağın, kıdem tazminatına iş sözleşmesinin feshi tarihinden, diğer ücretlere ise temerrüt tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sipariş sorumlusu olarak çalışan davacının kendi isteği ile işi terk ettiğini, bu nedenle kıdem tazminatı talep hakkının bulunmadığını, yıllık izin ücretlerinin işten ayrılması üzerine hesabına ödendiğini, başka bir alacağının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bir kısım ücretleri ödenmeyen davacının iş sözleşmesini sona erdirmesinin haklı nedenlere dayalı olduğu, bu nedenle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, ayrıca fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmaları nedeniyle ödenmeyen ücretlerinin bulunduğu, yıllık izin ücretinin de eksik ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı işveren vekilince temyiz edilmesi üzerine karar, Özel Dairece; yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle kıdem tazminatına ilişkin bölüm yönünden bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiş, karar davalı vekilince temyize getirilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kıdem tazminatına ilişkin olup, asgari geçim indiriminin tazminata esas giydirilmiş ücretin hesaplanmasında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanununda kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş, sadece Kıdem Tazminatı Fonu kurulması öngörülmüştür. Ancak, Kıdem Tazminatı Fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklı tutulmuştur. (Geçici madde 6) 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi ile de 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi dışındaki diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesine göre kıdem tazminatı, Kanunda belirtilen asgari bir çalışma süresini dolduran işçinin, iş sözleşmesinin yine Kanunda sayılan nedenlerden biriyle son bulması halinde işveren tarafından işçiye ya da mirasçılarına yapılan bir ödeme şeklidir. Kanunda, işçinin ölümü nedeniyle iş sözleşmenin son bulması halinde, kıdem tazminatının mirasçılarına ödeneceği açık bir şekilde belirtilmiştir.
İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için, iş sözleşmesinin Kanunda belirtilen fesih halleri veya işçinin ölümü ile sona ermesi ve işçinin en az bir yıl çalışmış olması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde işçiye, işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için otuz günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
Kıdem tazminatı 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi uyarınca işçinin son ücreti üzerinden hesaplanır. Bu ücret, öğretide ve yargısal kararlarda öteden beri kabul edildiği üzere, brüt ücrettir.
Diğer taraftan 4857 sayılı Kanunun “ücret ve ücretin ödenmesi” başlıklı 32. maddesinde genel anlamda ücretin, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para olarak ödenen tutar olduğu belirtilmiştir.
Kanunun 32. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen bu ücret asıl (çıplak) ücret olup, kıdem tazminatına esas alınacak ücretin, eş söyleyişle giydirilmiş ücretin hesabında 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesindeki açık düzenleme uyarınca, işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de dikkate alınır.
Belirtmek gerekir ki, eldeki uyuşmazlık tam olarak gelinen bu noktaya ilişkindir.
Asgari geçim indiriminin de asıl ücrete eklenip eklenmeyeceğinin belirlenmesi için öncelikle asgari geçim indirimi ile ilgili yasal düzenlemenin açıklanması ve bu çerçevede asgari geçim indiriminin niteliğinin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mülga 32. maddesi, başlığı ile birlikte 5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesiyle yeniden düzenlenmiş ve “Asgarî Geçim İndirimi” başlığı altında;
” Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.
Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.
İndirimin uygulamasında “çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, “eş” tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.
İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınır. İndirim, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınır.
Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.
Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Madde metninden anlaşılacağı üzere asgari geçim indirimi bir tür vergi indirimi olup, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülmesi suretiyle vergi dışı bırakılmasıdır. Diğer bir deyişle, kazanılan gelirin bir kısmının istisnaya tabi tutulmasıdır. Bu tutar Devletin işçiye ödediği ya da işveren tarafından işçiye sağlanan ilave bir ödeme değildir. Sosyal adaleti sağlamak amacıyla Devletin alacağı verginin bir bölümünden vazgeçmesidir. Asgari geçim indirimi Devlet tarafından Kanunla getirilen ve işçiye “vergi indirimi” şeklindeki sağlanan bir menfaat olsa da işveren tarafından sağlanan bir parasal menfaat olmadığından ücretin eki olan bir ödeme olarak nitelendirilmez. Böyle olunca da tazminata esas giydirilmiş ücrete dahil edilme olanağı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelindiğinde ise, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin brüt 950,00 TL olduğu tespiti yapılarak, buna 150,00 TL yemek, 85,80 TL yol ücreti ve 59,74 TL asgari geçim indirimi eklenerek 1.245,54 TL olarak belirlenen giydirilmiş ücret üzerinden kıdem tazminatı hesabının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar uyarınca, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin asgari geçim indirimi de dahil edilmek suretiyle belirlenmiş olması yerinde değildir.
O halde, belirtilen bu maddi ve yasal olgular gözetildiğinde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 08.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: