Dolandırıcılık- Sanığın, katılanı telefonla aradığı, kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtarak katılanın banka hesaplarıyla oynandığını, evine gelerek tahkikat yapacaklarını, oğlunun ismini de söyleyerek ellerinde olduğunu, yardımcı olmazsa oğlu için kötü şeyler olabileceğini, bununla ilgili evde ne kadar değerli eşyası varsa kendisine söylemesini istediği, katılanın telefondaki şahsa evde yaklaşık 60.000 TL değerinde antika takılarının olduğunu söylemesi üzerine şahsın bu takıları kendilerine getirmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın evdeki takılarını alarak dışarı çıktığı ve yanına gelen bir şahsın takıları alarak olay yerinden hızla uzaklaştığı, daha sonra telefondaki şahsın, katılana tekrar bankaya gitmesini ve hesabındaki 48.700 TL parayı da çekip kendisine getirmesini söylediği, katılanın da hesabının bulunduğu Halk Bankası Hoşdere caddesi şubesine giderek buradan 48.700 TL parayı çektiği ve evden almış olduğu 2.000 TL para ile birlikte Hoşdere caddesinde bulunan bir parka giderek buraya gelen bir başka şahsa 50.700 TL parayı verdiği, bu şahsın da parayı aldıktan sonra hemen olay yerinden uzaklaştığı, aynı gün emniyet görevlilerinin Vakıf Kuyumcular Çarşısında üzerinde pırlantalar bulunan broşu satmaya çalışan sanık …’in kaçmaya çalışması sırasında yakalandığı ve sanığın üzerinde yapılan aramada katılan …’e ait ziynet eşyalarının çıktığı ve sanığın bu şekilde sanığın üzerine atılı kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda

15. Ceza Dairesi         2017/35559 E.  ,  2021/3424 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK’nun 158/1-b, 52/2, 53, 58, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet

Kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanı telefonla aradığı, kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtarak katılanın banka hesaplarıyla oynandığını, evine gelerek tahkikat yapacaklarını, oğlunun ismini de söyleyerek ellerinde olduğunu, yardımcı olmazsa oğlu için kötü şeyler olabileceğini, bununla ilgili evde ne kadar değerli eşyası varsa kendisine söylemesini istediği, katılanın telefondaki şahsa evde yaklaşık 60.000 TL değerinde antika takılarının olduğunu söylemesi üzerine şahsın bu takıları kendilerine getirmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın evdeki takılarını alarak dışarı çıktığı ve yanına gelen bir şahsın takıları alarak olay yerinden hızla uzaklaştığı, daha sonra telefondaki şahsın, katılana tekrar bankaya gitmesini ve hesabındaki 48.700 TL parayı da çekip kendisine getirmesini söylediği, katılanın da hesabının bulunduğu Halk Bankası Hoşdere caddesi şubesine giderek buradan 48.700 TL parayı çektiği ve evden almış olduğu 2.000 TL para ile birlikte Hoşdere caddesinde bulunan bir parka giderek buraya gelen bir başka şahsa 50.700 TL parayı verdiği, bu şahsın da parayı aldıktan sonra hemen olay yerinden uzaklaştığı, aynı gün emniyet görevlilerinin Vakıf Kuyumcular Çarşısında üzerinde pırlantalar bulunan broşu satmaya çalışan sanık …’in kaçmaya çalışması sırasında yakalandığı ve sanığın üzerinde yapılan aramada katılan …’e ait ziynet eşyalarının çıktığı ve sanığın bu şekilde sanığın üzerine atılı kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;
TCK’nın 158/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için sanığın, mağdurun “içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan” yararlanmak suretiyle haksız bir yarar elde etmesinin gerekeceği; somut olayda ise sanığın katılanın oğlunun ismini söyleyerek ellerinde olduğunu, yardımcı olmazsa oğlu için kötü şeyler olabileceğini söylemesi durumunun tek başına zor şart olarak kabul edilemeyeceği, katılanın içinde bulunduğu durumun gerçek ve yakın anlamda “tehlikeli veya zor şartlar” kapsamında kabul edilebilecek nitelikte olmadığı, ayrıca sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeni ile eylemin sanık lehine olan 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesindeki basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve bu hali ile yine 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. madde fıkraları gereğince dolandırıcılık suçunun da uzlaştırma kapsamında olduğu gözetilerek uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: