Erken açılan davanın usulden reddi gerekir.

9. Hukuk Dairesi         2017/14641 E.  ,  2020/1520 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı T.C. …Belediyesi vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı asıl işveren Bakırköy Belediye Başkanlığının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı 07.04.2011 tarihinde işe iade davası açmış olup, dairemiz uygulamasına göre işe iade davası nedeniyle henüz ortada bir fesih olmadığı, iş akdi askıda olduğu dönemde, aynı gün ( 07.04.2011 tarihinde ) feshe bağlı haklardan kıdem ve ihbar tazminatı talebi ile eldeki iş bu davayı açmıştır.
Mahkemece dava “… davacının işe iadesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının da aynı işyerinde çalışmasına devam ettiği anlaşıldığından feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, ancak yargılama giderlerinin geçersiz fesih sebebiyle dava açılmasına sebep olan davalılardan tahsiline ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine…” karar verilmiş ise de, feshe bağlı hakların tahsili talebi ile açılan dava işe iade davası ile aynı gün açıldığından, davanın ” erken açılan dava ” niteliğinde olduğundan bu sebeple usulden reddi gerekirken, ” davacının tekrar işe başlatıldığı ” gerekçesi ile reddi hatalıdır.
Ayrıca dava erken açılan dava niteliğinde olduğundan davalılar feshe bağlı alacakların talep edildiği iş bu davanın açılmasına sebep olan taraf değildir. Bu itibarla aleyhine ücreti vekalete hükmedilmesi de hatalı olup, bozma sebebi ise de bu hataların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç:
Mahkeme kararının gerekçesindeki “… davacının işe iadesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının da aynı işyerinde çalışmasına devam ettiği anlaşıldığından feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, ancak yargılama giderlerinin geçersiz fesih sebebiyle dava açılmasına sebep olan davalılardan tahsiline ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine…” şeklindeki kısmın çıkartılarak, yerine ” …dava işe iade davası ile aynı tarihte açıldığından ve işe iade davası sonuçlanana kadar iş akdi askıda olduğundan, erken açılan davanın usulden reddine… ” sözcüklerinin yazılmasına,
Hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin paragrafının çıkartılarak, yerine;
” Davalılar vekil ile temsil edildiğinden karar tarihideki AAÜT. si uyarınca belirlenen 1.320,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, ” paragrafının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’ nun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/ 8 K. sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, nispi temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

9. Hukuk Dairesi         2013/12200 E.  ,  2015/7904 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacının iş aktinin feshedildiği 30/01/2009 tarihini takiben 16/02/2009 tarihinde iki ayrı dava şeklinde olmak koşulu ile hem işe iade davası hem de kıdem ve ihbar tazminatı talebi ile dava açılmıştır. İşe iade davası açılmakla davacının iş aktinin feshinin bir anlamda askıda olduğu, başka bir deyişle iş bu kıdem ve ihbar tazminatı talepli davanın açıldığı tarih itibari ile ortada kesinleşmiş bir feshin bulunmadığı ve bu nedenle iş bu davanın “erken açılan dava”niteliğinde olup, davanın bu nedenle usulden reddi gerektiği gözetilmeyerek davada uygulama yeri olmayan gerekçeler ile davanın esastan reddi hatalı ise de, red kararının sonuç itibari ile doğru olduğu görülmekle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu değiştirilmiş gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24/02/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

9. Hukuk Dairesi         2016/7628 E.  ,  2019/17894 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta; reddedilen kısım kıdem- ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağına ilişkin olup, bu alacak taleplerinin erken açılan dava nedeniyle usulden reddi karşısında davalı lehine 1.500,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 5.859,42 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2. Maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin 5 numaralı bendinin çıkartılarak yerine;
“5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT.si uyarınca belirlenen 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” bendinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’ nun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/ 8 K. sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, nisbi temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 10.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

9. Hukuk Dairesi         2015/14917 E.  ,  2017/17951 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, izin ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 04.06.1999 tarihinden itibaren dava dışı …. Reklam Paz. ve Matb. San. Ltd. Şti.’nde depo sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin işe giriş bildirgesinin Kuruma 7 ay sonra verildiğini, müvekkilinin iş yeri kaydının 2008 yılının başında diğer davalı … İth İhr. Paz. A.Ş.’ye devredildiğini, müvekkilinin iş akdinin haksız olarak 05.10.2012 tarihinde sözlü olarak bir daha işe gelme denilerek yasal hakları verilmeksizin feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 01.02.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, aylık net maaşının 715,90 TL olduğunu, davacının iddiasının aksine kendi imzasının bulunduğu işe giriş bildirgesinden de görüleceği üzere davacının 01.02.2007 tarihinde işe başladığını, brüt ücretin 1.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin kurumsal bir firma olduğunu, maaş ödemelerinin banka hesaplarına ödendiğini, banka haricinde bir ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile dava dışı … Rek. Paz. Şti. arasında eski tarihlerde gerçekleşmiş ticari ilişki dışında hiçbir bağlantı bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıyı kendi bünyesi haricinde başka hiçbir şirkette istihdam etmediğini, iş akdinin müvekkili şirketçe haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin davalı tarafından kanıtlanamadığı, davalının iş akdini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler ile davalı vekilinin yargılama sırasındaki beyanları ve temyiz dilekçesindeki açıklamalarından davacı işçinin iş bu işçilik alacakları davası ile birlikte aynı tarihte işe iade davası da açtığı, yargılama sırasında davalı vekilinin işe iade davasının bu davada bekletici mesele yapılmasını talep ettiği, ancak Mahkemece bu konuda hiç araştırma yapılmadığı ve bir ara karar oluşturulmadığı, davacının da bu hususta bir açıklamada bulunmadığı, Mahkemece açılmış bir işe iade davası yokmuş gibi sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin açıklamaları ve dosyadaki diğer bilgiler dikkate alınarak Dairemizce UYAP sisteminde yapılan incelemede, davacının davalı işveren aleyhine aynı gün hem işe iade davası hem de işçilik alacak ve tazminatlarını içerir bu davayı açtığı, işe iade davasının … 15. İş Mahkemesinin 2012/403 E.- 2014/104 K. sayılı kararı ile 07.02.2014 tarihinde kabul ile sonuçlandığı ve verilen kararın 2014/16677 E.- 2014/33870 K. sayılı ilam ile Dairemizin denetiminden geçerek 13.11.2014 tarihinde yani iş bu alacak davasında karar verilmeden önce onandığı görülmüştür.
Dairemizin yerleşik uygulamasında, işe iade davası açılmakla birlikte iş sözleşmesinin bir nevi askı durumuna girdiği kabul edilmektedir. Buna göre, işe iade davasının sonucuna göre; ya işverence ilk yapılan fesih geçerli hale gelir ya da işçinin işe başlatılmadığı tarihte gerçek fesih gerçekleşmiş olur. Askı döneminde açılan bir dava, feshe bağlı tazminat ve alacaklar bakımından bir anlamda erken açılan dava niteliğindedir. Somut uyuşmazlık açısından da bu davanın, açıldığı tarih itibariyle erken açılan dava niteliği var ise de, davalı vekilinin temyiz dilekçesindeki açıklamaları ile dilekçesinin ekindeki ihtarnamelerden davacı işçinin işe iade davası sonrasında işe başlamak için işverene başvurduğu ve davalı işverenin işçiyi işe başlaması için davet ettiği anlaşılmaktadır. Davacının işe davete icabet edip etmediği ise dosya içeriğindeki delillerden kesin olarak tespit edilememektedir.
Mahkemece yapılacak iş, taraflar arasında görülen işe iade davasına ilişkin dosyayı bu dosya içerisine alarak taraflardan ve özellikle davacıdan işe davete icabet edip etmediğini sorarak açıklatmak, işe iade kararının yasal sonuçlarına ilişkin dava ya da icra takibi olup olmadığını araştırmak ve feshin hangi tarihte gerçekleştiğini belirleyerek ilk yapılan fesih geçerli hale gelmiş ise şimdiki gibi; davacı işçi işverence işe başlatılmamış ise artık fesih tarihi işe başlatılmama tarihi olacağından bu davadaki feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti taleplerinin erken açılan dava nedeniyle usulden reddine karar vermektir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı konularında da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını ve genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve tatil alacaklarının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta, dosyaya davacının işyerine giriş ve çıkış saatlerine ilişkin 2007-2012 yılları arasına ait elektronik kart sistemi kayıtlarının sunulduğu görülmüştür. Mahkemece, dosyada mevcut yazılı kayıtlara göre davacının fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplatılıp var ise, hüküm altına alınması gerekirken, davalıya karşı benzer mahiyette davaları bulunan husumetli davacı tanık beyanlarına itibarla hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna göre fazla mesai ve genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: