Fidan dikme şeklindeki denetimli serbestlik tedbiri, hukuken ve fiilen infaz olanağının bulunmaması, Cumhuriyet savcısının infaz yetkisini kısıtlaması ve hükümlüye malî (maddî) bir yük getirmesi nedeniyle hukuka aykırıdır.

1. Ceza Dairesi         2022/8360 E.  ,  2022/7544 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1034 E., 2021/1146 K.
SUÇ : Kasten yaralama
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mâhkumiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2021 tarihli ve 2021/1034 Esas, 2021/1146 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, hükmün açıklanması suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.11.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2022/4504 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/101663 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/101663 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuğa denetim süresi içerisinde yükümlülük olarak yüklenen 50 adet fidanı dikimini yaparak bir yıl süreyle bakım ve gözetim yükümlülüklerinin yüklenmesi mükellefiyetinin para sarfı ile yerine getirilebilecek maddi edim ihtiva ettiği, hâkim ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisini haiz ise de bu takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi olmayan, hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen fidan diktirme ve bir yıl süre ile bakım ve gözetiminde bulunma mükellefiyetlerine hükmedilemeyeceği ve suça sürüklenen çocuk hakkında yükümlülük belirlenirken kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa muhalif olmayan tarafları tatmin edici, denetime elverişli bir yükümlülüğe hükmedilmesi gerektiği cihetle, Cumhuriyet savcısının infaz yetkisini kısıtlayacak ve sanığa mali külfet getirecek şekilde yükümlülük belirlenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan beşinci fıkrası, sekizinci fıkrası ve on birinci fıkrası;
(5) (Ek: 6.12.2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(8) (Ek: 6.12.2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18.6.2014-6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zaman aşımı durur.
(11) (Ek: 6.12.2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
Ş
eklinde düzenlenmiştir.
2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü …’nın, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/155 Esas, 2020/586 Karar sayılı kararı ile, kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası ve beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hükümlüye 50 adet fidanın dikimini yaparak bir yıl süre ile söz konusu fidanların bakım ve gözetimini yapma yükümlülüğü yüklenmesine ilişkin kararın, 15.06.2021 tarihinde kesinleşmesinin ardından, hükümlünün yükümlülüğe uymadığının ihbar edilmesi üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.12.2010 tarihli ve 2010/2-239 Esas, 2010/257 Karar sayılı kararında; Adalet Bakanlığının “Fidan diktirme mükellefiyetinin para sarfı ile yerine getirilebilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hâkimin ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisini haiz ise de, bu takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi olmayan, hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen ‘fidan diktirme’ mükellefiyetine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinin isabetsiz olduğu” şeklindeki yasa yararına bozma isteminde belirtilen hukuka aykırılığın, infaz sırasında hükmü veren mahkemeden yükümlülüğün değiştirilmesi ve gerektiğinde başka bir yükümlülüğe hükmolunmasının istenmesi yoluyla giderilmesi olanaklı olmayıp, ancak yasa yararına bozma konusu yapılarak giderilmesi olanaklı olduğu belirtilmiştir.
4. Bu kapsamda incelenen dosyanın değerlendirilmesinde; suça sürüklenen çocuğa yüklenen fidan dikme, 1 yıl süreyle bakım ve gözetimini yapma yükümlülüğü 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (c) bendinde yer alan takdir edilecek başka yükümlülük kapsamında kalmaktadır. Mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde açıkça sayılanların dışında takdir edilecek başka bir yükümlülüğün belirlenebilmesi için bu denetimli serbestlik tedbirinin, hukuken ve fiilen infaz olanağının bulunması, Cumhuriyet savcısının infaz yetkisini kısıtlamaması ve hükümlüye malî (maddî) bir yük getirmemesi gerekir. Somut olayda getirilen yükümlülüğünün suça sürüklenen çocuk hakkında hukuken infaz olanağının bulunmadığı, varsa mevcut görevleri açısından malî külfet getireceği ve hukuka aykırı olduğu açıktır. Bu şekilde hukuka aykırı olarak belirlenen denetim yükümlülüğüne uyulmamasından bahisle hükümlü hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2021 tarihli ve 2021/1034 Esas, 2021/1146 Esas, 2022/146 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2022 tarihinde karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: