haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumu değişmez. Tescil kararı hacizden sonra kesinleştiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından, haczin kaldırılması istemi 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir ve bu karar sebebiyle ihalenin feshine karar verilemez. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçi ihale alıcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

12. Hukuk Dairesi         2020/559 E.  ,  2020/1181 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ihale alıcısının icra mahkemesine başvurusunda; 11/07/2017 tarihinde ihale edilen taşınmazın tescil işleminin yapılması sırasında, söz konusu taşınmazın … 21.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/520 Esas -2016/183 Karar sayılı dosyası ile görülen tapu iptali ve tescil davasında borçlu adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiğini, bu itibarla ihalenin hükmen geçersiz olduğunu ve adına tescilinin mümkün olmadığını belirterek ihalenin feshini talep ettiği, ilk derece Mahkemesince ihalenin feshi talebinin reddine, davacının para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istem kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliğiyle reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
İİK’nun 134. maddesinde ihalenin feshi nedenleri teker teker belirtilerek gösterilmemiştir. Sadece, BK’nun 226. maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere, satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir.
İhalenin feshi nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında;
1-İhaleye fesat karıştırılmış olması
2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler
3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler
4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmıştır.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, dava açılan taşınmazın ihale tarihinden önce mahkeme kararı ile el değiştirdiği, borçlu adına kayıtlı olmayan taşınmazın, yeni malikin haberi olmadan ihaleye konu edildiği gerekçesi ile ihalenin feshine karar
verildiği görülmektedir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü yukarıda yazılı fesih nedenleri arasında yer almadığından yerinde olmayıp yanılgılı değerlendirme ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Öte yandan ihaleye konu taşınmazın icra müdürlüğünce haciz konulduğu 23.05.2016 tarihinde borçlu adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşıldığından, icra memurunun haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Taşınmazın … 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.04.2016 tarih ve 2013/520 esas,2016/183 karar sayılı ilamı gereğince, … …
adına tesciline karar verildiği anlaşılmış ve kararın hacizden sonra kesinleştiği tespit edilmiştir. Sonradan mahkemeden tapu iptal ve tescil kararı alınması hacizlerin fekkine dair karar alınmadığı sürece duruma etkili değildir.
Şikayetçinin dayanak yaptığı … 21.Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.04.2016 tarih ve 2013/520 esas, 2016/183 karar sayılı ilamında, sadece iptal ve tescil ile yetinilmiş, hacizlerin kaldırılması ile ilgili bir hükme yer verilmemiştir. İcra müdürü haciz işlemini yaparken bir başka anlatımla haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır. (HGK.nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. – 2001/516 K.).
Buna göre haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumu değişmez. Tescil kararı hacizden sonra kesinleştiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından, haczin kaldırılması istemi 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir ve bu karar sebebiyle ihalenin feshine karar verilemez.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçi ihale alıcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarih ve 2019/288 E.-2019/1998 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2020 gününde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: