Haklı fesih- geçerli fesih “lan oğlum sen ne ayaksın ” dosya içinde alınan CD çözümleme tutanağında ise davalı beyanına göre davacı olan siyah giysili şahsın el kol hareketi yaptığı iki kişininde bu şahsı tutarak çektiği , rapor edilmişse de olayın ilk çıkış sebebinin…nin söz ve davranışı olduğu , işyerinde amir konumda olması , işçiye ” lan oğlum elini cebinden çıkar” diyerek, küçültüçü , tahrik edici ifade kullanma hakkı vermediği gibi , davacının verdiği tepkinin ise ilk hareket ve tahrik edici eylemin karşı taraftan gelmesi nedeni ile haklı fesih boyutuna varmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

9. Hukuk Dairesi         2017/24030 E.  ,  2020/19345 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; Davacının, 11/09/2014 tarihinde davalı iş yerinde çalışmakta olduğu sırada üretim tesisinin durması sonucu üretim şefi ve usta başı yanlarına geldiğini, işle ilgili yapılan konuşmada … isimli üretim şefinin şiddetli bir şekilde koluna müdahele ederek “elini cebinden çıkar ” dediğini, bu durum üzerine elini iterek “sen ne yapıyorsun ” dediğini, bu olayın üstüne “lan oğlum sen ne ayaksın ” demek suretiyle kendisine hakaret etmeye başladğını, bu durumu gören iş arkadaşı ….’in aralarına girdiğini, kendisini uzaklaştırdığını, bu olayın kamera kayıtlarının incelendiğinde açığa kavuşacağını, tamamıyla suçsuz olduğunu, ve hiçbir müdahale etmediği halde tarafına yapılan hakaretler ve fiziki saldırı görülmeyerek işverence işten çıkışının verildiğini, bu haksız uygulama sonucu kıdem ve ihbar tazminatının tarafına verilmediğini ; kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının talebinin neye ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde açıklamadığını, davacının müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketten hiçbir tür işçilik alacağının olmadığını, davacının çalışma süresi boyunca çalışmaya bağlı olarak hak etmiş olduğu her türlü tüm ücretlerinin ve eklentilerinin eksiksiz olarak davacıya ödendiğini, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının müvekkili şirketten kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacının kendisinden istenen savunmayı vermekten imtina ettiğini, tesis girişinde bulunan şef …’nın üzerine yürüyerek yumruk atmaya çalıştığını, bağırırak tehdit ettiğini, iş kananun 25/II-d maddesi gereğince 12/09/2014 tarihi itibariyle haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü her türlü iddia ve beyanlarının tümüyle gerkçek dışı olduğunu, savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının amiri konumunda olan …’nın üzerine yürümesinin sataşma niteliğinde olduğunu ve işverence yapılan feshin haklı olduğu gerekçesi ile yapılan feshin haklı olduğundan davanın Reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.
İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
Somut uyuşmazlıkta ; Davacının iş akdinin , dosyadaki fesih ihbarnamesine göre; 11.09.2014 tarihinde görevli olduğu, tesis içinde oluşan bir aksaklık nedeni ile savunmasının istendiği , savuma vermekten imtina ettiği, akabinde olayla ilgili şefi…ile karşılıklı konuşurken üzerine yürüyerek , yumruk atmaya çalıştığı , bağırarak tehdit ettiğinin tespit edildiği , İş kanunun 25/II-d maddesi gereğince 12.09.2014 tarih itibariyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiği , belirtilerek davacının iş akdine son verildiği anlaşılmaktadır.
Fesih nedenleri ile ilgili olarak dinlenen davacı tanığı … ‘nin beyanına göre ; …. nın işyerindeki aksaklık nedeni ile geldiğini, konuşurken davacıya dönerek ” lan oğlum elini cebinden çıkar ” dediğini, elinin, davacının eline doğru uzattığını , davacının ise sen ne yapıyorsun diye sorduğunu , …. nın ise “lan oğlum sen ne ayaksın ” şeklinde cevap verdiği , davacının ise “benim babam evde “diyerek karşılık verdiğini , ancak davacının … nin üzerine yürüdüğünü, yumruk atmaya çalıştığını görmediğini , davacıyı ordana uzaklaştıranında kendisi olduğunu beyan ettiği, diğer davacı tanığı …. nin verdiği beyandada ; davacının indir elini diye bağırdığını, … nin davacıya “oğlum sen ayaksın “diye bağırdığını, davacının ise sen bana oğlum diyemezsin dediği ancak bunları söylerken…nin üzerine yürümediğini , yumruk atmaya çalışmadığını ifade etmiştir.

Davalı tanığı …. ise verdikleri beyanda “… nin konuşmak için geldiğini aksaklığın neden kaynaklanığını sorduğunu ancak davacının ben kimseye hesap vermem diyerek elini kaldırdığını , bir elininde cebinde olduğunu , …nin ise davacının eline dokunarak önce elini cebinden çıkar dediğini, davalı tanıklarından birinin zaten olayın tarafı olduğu , diğer davalı tanığı … nin ise … nin davacı ve arkadaşlarının yanına gittiği akabinde davacının…nin üzerine yürüdüğünü beyan etmiştir.
Davalının delil listesinde tanık olarak gösterilen ve davacı tanığıda olan ortak tanıklar … ve … ‘nin verdikleri beyanda davacının , … nin üzerine yürümediğini , yumruk atmaya çalışmadığını belirttikleri gibi aslında olayın sebebi olan ilk hareketin…den geldiği davacıya ” lan oğlum elini cebinden çıkar “dediği gibi davacının eline uzandığını ifade etmişlerdir. Akabinde davacınında bu söz ve davranışa tepki gösterdiği fakat yumruklama yada…nin üzerine yürüme gibi davacı fiili olmadığını beyan etmişlerdir.
Ayrıca dosya içinde alınan CD çözümleme tutanağında ise davalı beyanına göre davacı olan siyah giysili şahsın el kol hareketi yaptığı iki kişininde bu şahsı tutarak çektiği , rapor edilmişse de olayın ilk çıkış sebebinin…nin söz ve davranışı olduğu , işyerinde amir konumda olması , işçiye ” lan oğlum elini cebinden çıkar” diyerek, küçültüçü , tahrik edici ifade kullanma hakkı vermediği gibi , davacının verdiği tepkinin ise ilk hareket ve tahrik edici eylemin karşı taraftan gelmesi nedeni ile haklı fesih boyutuna varmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde davacının daha önce bu tarz bir eylemine dair davalı işveren tarafından verilen ceza yada tutanağa rastlanmadığı , ilk uygunsuz hareketin…den geldiği , davacının tahrik neticesinde sarfettiği sözler olsada vurma yada hakarete varan söz ve davranışı olmadığı bu nedenle davacı eyleminin haklı fesih boyutuna varmadığı , yapılan feshin ancak geçerli fesih olarak kabul edilebileceği anlaşılmakla , feshin haklı olduğu gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: