Haksız azli nedeniyle ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsili istemiyle açılan davada görevli mahkeme neresidir?

13. Hukuk Dairesi         2016/29913 E.  ,  2020/3243 K.

 

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmasız, davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davacı Asil … ile davalı vekili avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, serbest avukatlık yaptığını, davalı tarafından Bingöl 2. Noterliği’nin 23/02/2004 tarih ve 304 yevmiye nolu vekaletnamesi ile yetkilendirildiğini, vekaletnameye istinaden 02/10/2007 tarihinde Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/814 Esas sayılı dosya ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası açıldığını, davanın kabul edildiğini ancak Yargıtay incelemesi sonucunda eksikliklerin tespit edilmesiyle bozulduğunu, Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yeniden esasa kaydedildiğini, davanın yeniden kabul edildiğini ancak Yargıtay incelemesiyle eksikliklerin tamamen giderilmemesi ile yeniden bozulduğunu, davalının bu aşamada Bingöl 1. Noterliği 05/02/2015 tarih ve 1286 yevmiye nolu azilname ile kendisini vekillikten haksız olarak azlettiğini, vekalet ücretinin ödenmediğini, davanın 2007 yılından itibaren devam ettiğini, yaklaşık 8 yıllık vekillik sürecinin olduğunu, ancak davalının hiçbir vekalet ücreti ödemediğini, tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davalı ile arasında ücret sözleşmesinin bulunmadığını, dava değerinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ve bu değer üzerinden harç yatırıldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 82.745,65-TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda davacı avukat, davalı müvekkilinin haksız azli nedeniyle ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ile davacı avukat arasında, davacı avukatın üstlendiği işin, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası olduğu anlaşılmaktadır. Vekalet akdi 28.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasa kapsamına alınmış olup, 28/5/2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemesi görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Mahkemece, davanın 6502 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 20.05.2015 tarihinde açıldığı ve bu bağlamda davaya bakmanın tüketici mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu durumda mahkemece ayrı bir Tüketici Mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi, ayrı bir tüketici mahkemesi bulunmuyorsa ara kararı verilerek davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken gerekirken, aksi düşüncelerle genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılması ve hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacı ve davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: