Haksız icra takibi nedeni ile manevi tazminat davası.

11. Hukuk Dairesi         2020/2804 E.  ,  2021/1281 K.

 

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.10.2015 tarih ve 2011/111 E. – 2015/351 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı … vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından verilen senet üzerinde tahrifat yapan davalıların, davacı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4837 esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibinde, gerek maaş haczi sebebiyle gerekse davacıdan haricen olmak üzere senet borcundan fazla tahsilat yaptıklarını, bu takibe karşı İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/307 esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda davacının lehine kurulan hükme istinaden icra müdürlüğünce çok cüz’i bir miktarının iade edildiğini, davalıların sebepsiz zenginleştiklerini, davacının arabasının haczedilerek bağlandığını, bağlı kalan araç için park ücreti ödemek zorunda kaldığını, evinde haciz işlemleri yapıldığını ileri sürerek, 10.000,-TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 7.500,-TL olmak üzere davacının maaşından fazladan kesilen miktarların, kesildiği tarihlerden itibaren ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiz ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4837 esas sayılı dosyasına dayanak yapılan bonoyu, diğer davalı …’dan alacağına karşılık ciro ile aldığını, davacıdan borcun bir kısmının haricen tahsil edildiğini, tahsilatın icra dosyasına bildirilerek harçların yatırıldığını, davacı borçlunun maaşının 1/4’ünün haczedilerek dosyaya yatırıldığını, tedbir kararı olmadığı halde icra dosyasındaki paranın davalı tarafından çekilmediğini, davacının, muhtıra çıkartıp, icra dosyasına ödenmesini isteyebileceği fazla ödemeler için 1 yıllık süre geçtikten sonra açtığı davanın süresinde olmadığını, manevi tazminatın hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının 2.600,- USD borcu bulunduğunun kesin olduğunu, borcunu zamanında ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, takip nedeniyle davacının mağduriyetinin nedeninin yine davacı olduğunu, davalının, davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … 21.06.2013 tarihinde vefat ettiğinden yasal mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilmiş, … mirasçıları davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı borçlu aleyhine, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4837 esas sayılı dosyası ile davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibine konu alacak nedeniyle, 4.980 TL haricen ve 13.940,50 TL icra dosyasından maaş haczi sebebiyle yapılan kesinti olmak üzere, davacıdan toplam 18.920,50 TL’nin tahsil edildiği, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/307 esas sayılı dosyasından verilen ve kesinleşen karar ile, takibe konulan senet bedelinin 2.600,- USD olarak kabulü ile davacı borçlunun bu senet için 2.600.-USD asıl alacak ve 243,44,- USD faizi için borçlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu icra takibine konu alacakla ilgili davacı borçludan toplam 14.063,10 TL fazladan tahsilat yapıldığı, fazladan tahsil edilen tutarın 8.239,00 TL’lık kısmının 12.04.2010 tarihinde davacı borçluya iade edildiği, bu miktarın icra dosyasına alındığı tarihlerden, davacı borçluya iade edildiği, 12.04.2010 tarihine kadar işlemiş yıllık % 9 yasal faizi toplamının 1.160.75 TL olduğu, icra dosyasında fazladan tahsil edilmiş ve davalı alacaklıya ödenmekle halen uhdesinde bulunan brüt 5.824,10 TL’nın icra dosyasına alındığı tarihlerden, 21.03.2011 dava tarihine kadar işlemiş yıllık % 9 yasal faizi toplamının 2.114,70 TL olduğu, bu durumda davacının 5.824,10 TL alacak ve 1.160,75 TL ile 2.114,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.099,55 TL’den fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile taleple bağlı kalınarak 7.500 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …’ dan tahsiline, davacı ve davalının sosyal ekonomik durumları, bulundukları sosyal çevre, davalı alacaklının Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaya rağmen tahsile devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde davacının haksız icra takibi ve hacizler nedeniyle davalı …’tan manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davacının … hakkındaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.000,-TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’dan tahsiline, takibe konu senedin … tarafından takibe konulduğu, senet üzerindeki değişikliğin lehdar … tarafından yapıldığı tespit edilmediği gibi tahsilatların da … tarafından yapılması nedeniyle davalı … hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı … vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 537,06 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, 16.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davacıdan fazla tahsil edilen bedelin istirdatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı, davalıların özel evrakta sahtecilik yapmak suretiyle sebepsiz zenginleştiklerini ve icra dosyası nedeniyle fazla tahsilat yapıldığını, bu durumun da maddi ve manevi açıdan yıpranmaya sebep olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmıştır.
Davalı ise, borcuna karşılık diğer davalıdan aldığı bononun takibe konulduğunu, kendilerinin ciranta olup, mağduriyetlerinin bulunduğu ve manevi tazminatın hukuki dayanağının olmadığını savunmuştur.
Davalı tarafından 31.03.2006 tarihinde icra takibi başlatılmadan önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden borçlular … ve … hakkında 29.03.2006 tarihinde ihtiyati haciz isteminde bulunulmuş, mahkemece keşideciye protesto çekilmemesi nedeniyle … yönünden istemin reddine, … yönünden ise ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmiş, kararın sonrasında takip başlatılmıştır.
Davacının Ulus Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapmış olduğu şikayet üzerine şüpheliler … ve … hakkında, özel evrakta sahtecilik yapmak ve kullanmak suçlarından iddianame düzenlenmiştir. 28.01.2008 tarihli iddianamede ise, davalı … hakkında bedelsiz senedi kullanmak suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı ve … vekili, temyiz dilekçesinde …’ın ceza aldığını belirtmiştir.
Tüm bu olgular ve deliller karşısında mahkemenin, salt haksız takip yapıldığı gerekçesiyle davalı … yönünden manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına muhalifim.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: