Her bir boşanma davası ve bu davaların esasını oluşturan “boşanma” talepleri konusunda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmekle birlikte, tarafların birbirlerine karşılıklı açmış bulundukları Türk Medenî Kanunu’nun 161, 166/1. ve 2. maddelerinde yazılı evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davalarında ayrı ayrı kusur oranı belirlenerek, sonucunda boşanma davalarının eki niteliğinde bulunan tazminat talepleri konusunda her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması doğru olmamıştır.

2. Hukuk Dairesi         2019/5744 E.  ,  2020/1135 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen davaları ve fer’ileri, yararına hükmolunan tazminatların ve tedbir nafakasının miktarı, yoksulluk nafakasının reddi yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kadının kabul edilen davaları ve fer’ileri ile velayet yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 17.02.2020 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı … vekili Av…. ile karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı-davacı … ve vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Taraflarca karşılıklı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve 166/1. maddesine dayalı boşanma davaları açılmış olup, mahkemece ilk hükümde her iki davanında kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 2013/9428 esas, 2014/1864 karar sayılı bozma ilamında “Kadın tarafından 30.06.2011 tarihinde davalı-karşı davacıya karşı boşanma davası açılmış, davalı-karşı davacının aynı yargı çevresinde 09.08.2011 tarihinde açtığı boşanma davası kadının davasıyla birleştirilmiş, davalı-karşı davacı (koca) tarafından 30.03.2012 tarihinde ayrıca açılan boşanma davası ile kadın tarafından bu davaya karşı 14.05.2012 tarihli cevap dilekçesi ile açılan karşı boşanma davası ve davacı-karşı davalı (kadın)’ın 23.08.2011 tarihinde bağımsız olarak açtığı tazminat davası aralarındaki bağlantı sebebiyle ilk davayla birleştirilmiştir. Mahkemece; kadının 30.06.2011 tarihinde açtığı boşanma davası ile kocanın 09.08.2011 tarihinde açtığı birleştirilen boşanma davası hakkında hüküm kurulduğu halde, birleştirilen diğer davalar hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Aynı ya da ayrı yargı çerçevesinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalar aralarındaki bağlantı sebebiyle birleştirilmiş olsa bile, birleştirilen her dava bağımsız niteliğini korur. Bu bakımdan birleştirilen davaların her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Bu hususun nazara alınmaması doğru bulunmadığı” gerekçesi ile hüküm bozulmuş, bozma sebebine göre diğer yönleri şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda her bir boşanma davası ve bu davaların esasını oluşturan “boşanma” talepleri konusunda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmekle birlikte, tarafların birbirlerine karşılıklı açmış bulundukları Türk Medenî Kanunu’nun 161, 166/1. ve 2. maddelerinde yazılı evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davalarında ayrı ayrı kusur oranı belirlenerek, sonucunda boşanma davalarının eki niteliğinde bulunan tazminat talepleri konusunda her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması doğru olmamıştır. Evlilik birliği sona erinceye kadar; herhangi bir sebeple açılmış bulunan boşanma davalarında taraflara yüklenen tüm kusurlar, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri yönünden bir kez hüküm kurulması gerekir. Tarafların kusurları bölünerek, her bir dava için ayrı kusur oranı belirlemesi yapılıp, fer’i konularda da her bir dava için ayrı hüküm kurmak, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan düzenlemelere (TMK m. 4, 174/1-2, 175) aykırı düşeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olamayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer yönlere ilişki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 2.540 TL vekalet ücretinin Aslı’dan alınarak Yüksel’e verilmesine, 2.540 TL vekalet ücretinin Yüksel’den alınarak Aslı’ya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.02.2020 (Pzt.)

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: