“İddianamede bir olay açıklanırken başka bir olaydan söz edilmesi ile o olay hakkında da dava açılmış olmaz.Fiilin iddianamede açıkça gösterilmesi gerekir.Ek savunma verilerek(CMK.226) davanın dışına çıkılması İHAS 6 ve CMK.225/1’e aykırıdır”

4. Ceza Dairesi         2020/20207 E.  ,  2020/11659 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Fuhuş, insan ticareti, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve TCK’nın 227/2. maddesinde düzenlenen fuhuş (Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/131-2019/234 E-K sayılı kararı da dikkate alındığında) suçlarının mağduru veya suçtan zarar göreni olmayan müşteki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B) Diğer hükümlerin temyizinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre, insan ticareti ve TCK’nın 227/1 ile TCK’nın 227/2, 4 (birlikte) maddelerinde düzenlenen fuhuş suçlarının zarar göreni olan T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyiz talebi, katılma isteği niteliğinde kabul edilerek CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek ve iletişimin tespiti kararlarının “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve fuhuş” suçlarından alınması, karar tarihlerinde “fuhuş” suçunun CMK’nın 135. maddesindeki katalog suçlar arasında yer almaması, insan ticareti suçundan da alınmış bir kararın bulunmaması karşısında, iletişimin tespiti kararlarıyla elde edilen görüşme kayıtlarının, “fuhuş ve insan ticareti” suçları açısından yasal delil niteliğine haiz olmadığı anlaşılmakla, bu kayıtlar değerlendirme dışı bırakılarak, yapılan incelemede;
1- Sanıklar …, …, …, …, … (…), …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve suça sürüklenen çocuk …’in müştekiler … ile …’a,
Sanıklar …, …, …, … (…), …’ın, müşteki …’e,
Sanıklar … (…) ile …’in, müşteki …’a,
Yönelik fuhuş eylemlerine ve yükletilen suça yönelik katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2- Sanık …’nın, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, müştekiler …, …, … ile …’e yönelik fuhuş,
Sanık …’nin, müştekiler … ile…’ya yönelik fuhuş ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet,
Sanık …’in (…), müştekiler …, …, … ile …’e yönelik fuhuş,
Sanık …’in (…), müştekiler …, … ile …’na yönelik fuhuş,
Sanık …’in, müşteki …’e (…) yönelik fuhuş, eylemlerinden kurulan hükümlerin temyizinde;
Sanıklar … ile …’ye yükletilen 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve fuhuş, sanıklar … (…), … (…) ile …’e yükletilen fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Müştekilere yönelik fuhuş suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez işleyen sanıklar hakkında TCK’nın 43/1, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58/6. maddeleri uygulanmamış, sanıklar … ile …’nin savunmalarından anlaşılacağı üzere sanık …’nin kendisine ait tabancayı, taşınmasına yardım ettiği sanık …’ın evinde unuttuğunun anlaşılması karşısında, tabancayı üzerinde taşıdığı anlaşılan bu sanığın eylemine uyan 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesi yerine anılan Kanunun 13/3. maddesince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu hususlarda bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından, sanıklar …, … ve sanıklar …, …, …, … (…) ile … (…) müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3- Sanık … (…) hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet, sanık … hakkında müştekiler … (…), …, … ile…’ya yönelik fuhuş ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin temyizinde;
Sanık …’e (…) yükletilen 6136 sayılı Kanuna muhalefet, sanık …’a yükletilen fuhuş ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Suça konu tabancanın sanık …’ün (…) aracında ele geçirilmesi nedeniyle 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesi yerine anılan Kanunun 13/3. maddesi uygulanmış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Ancak;
a) Sanık … (…) hakkında hükmolunan 20 gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL ile çarpılarak hesaplanması sonucunda, netice adli para cezasının 400 TL yerine 500 TL biçiminde fazla hesaplanması,
b) Tekerrüre esas başkaca sabıkası bulunan sanık … hakkında suçtan sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınması mümkün olmayan ve cezası daha fazla olan ilamın tekerrüre esas alınması,
Kanuna aykırı ve sanık …, sanıklar … (…) ile … müdafilerinin temyiz iddiaları yerinde ise de, bu hususlar yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, tebliğnameye kısmen uygun olarak temyiz edilen karardan sanık … (…) hakkında hükmolunan adli para cezası ile sanık … hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımlar çıkarılıp yerine sanık … (…) hakkındaki hükme “400 TL adli para cezası”, sanık … hakkındaki hükümlere ise “sanığın adli sicil kaydında yer alan Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/164-2007/338 E-K sayılı ilamı ile fuhuş suçundan verilen 10 ay hapis cezasından dolayı mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına”, ibareleri yazılmak suretiyle HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Sanık …’in, müşteki …’e yönelik insan ticareti ile müşteki … (…)’e yönelik fuhuş,
Sanık …’ın, müşteki …’a yönelik fuhuş,
Sanık …’ün (…), müşteki …’e yönelik insan ticareti,
Sanık …’in (…), müşteki …’a yönelik fuhuş,
Sanık …’ın, müştekiler …, …, …, … (…) ile …’na yönelik fuhuş,
Sanık …’in, müşteki …’a yönelik insan ticareti ile müşteki …’e yönelik fuhuş,
Sanık …’nun, müşteki …’e (…) yönelik fuhuş,
Sanık …’in, müştekiler …, …, …, … ile …’e yönelik fuhuş, eylemlerinden kurulan hükümlerin temyizine gelince;
a) Sanık …’in, eşi olan müşteki …’ü (…) fuhuş yapması için tehdit ettiği yönündeki ikrara yönelik beyanıyla müştekinin, “…eşimin zorlaması ve baskısı nedeniyle fuhuş yapıyordum…” biçimindeki anlatımı dikkate alındığında, tehdit etmek suretiyle eşini fuhşa sevk eden sanık … hakkında TCK’nın 227/4. maddesinin uygulanmaması,
b) Sanık …’ın, müştekiler …, …, … (…) ile …’na, sanık …’in, müşteki …’e, sanık …’in, müştekiler …, …, … ile …’e yönelik fuhuş iddialarını reddetmeleri, müştekilerin sanıkları suçlayıcı ifadelerinin bulunmaması, dosya kapsamında diğer müştekiler ile tanıkların da sanıklar aleyhine herhangi bir anlatımlarının bulunmaması ve yasal delil niteliğinde olmamaları nedeniyle TAPE kayıtlarının inceleme dışı bırakılmış olması karşısında, sanık …’ın, müştekiler …, …, … (…) ile …’na, sanık …’in, müşteki …’e, sanık …’in, müştekiler …, …, … ile …’e yönelik fuhuş suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delillerin neler olduğu açıklanmadan CMK’nın 230/1-b maddesine aykırı olarak mahkûmiyet kararı verilmesi,
c) Sanık …’nun, müşteki … ile suç tarihinden sonraki bir tarih olan 14/06/2012 tarihinde evlendiğinin anlaşılması karşısında, bu müştekiye yönelik eyleminden dolayı sanık hakkında TCK’nın 227/5. maddesinin uygulanmasının mümkün olmaması,
d) Sanıklar …, …, … (…) ile … hakkında müşteki …’a yönelik fuhuş eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerde temel cezalar TCK’nın 227/2. maddesi gereğince belirlenmiş ise de müşteki anlatımı, sanık savunmaları, özellikle tanıklar …, …, … ile …’nun beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların eylemlerini müştekinin henüz 18 yaşını bitirmediği ve bu sebeple çocuk sayıldığı bir yaşta gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, temel cezanın TCK’nın 227/1. maddesi yerine anılan Kanunun 227/2. maddesi uyarınca belirlenmesi,
e) CMK’nın 170. maddesinin 3, 4 ve 6. fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/02/2012 gün 4/570-51 sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır. Bu sebeple, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyecek, dava konusu yapılacak eylemin iddianamede bağımsız olarak anlatılması ve sevk maddesinin belirtilmesi gerekecektir.
Bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığını göstermeyeceği, dava konusu yapılacak eylemin bağımsız olarak iddianamede açıklanması gerektiği, fuhuş suçundan iddianame düzenlenerek açılan davada CMK’nın 226. maddesi uyarınca insan ticareti suçundan ek savunma verilerek dava konusunun dışına çıkılamayacağı, aksine yargılamaya devam edilip insan ticareti suçundan hüküm kurulduğu taktirdeyse Anayasanın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve CMK’nın 225/1. maddelerine aykırı davranılacaktır.
Bunun yanı sıra Türk Ceza Kanunu’nun 80. maddesinde düzenlenen “insan ticareti” suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik “tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek” biçiminde bir harekette bulunması ve bunları yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir.
Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir. Bu durumun tek istisnası, TCK’nın 80/3. maddesindeki “on sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verileceği” yönündeki düzenlemedir. Buna göre, fail tarafından 18 yaşını bitirmeyen çocuk mağdura karşı fuhuş eyleminde bulunulması halinde, TCK’nın 80/3. maddesindeki düzenleme uyarınca TCK’nın 44. maddesinde belirtildiği biçimde fikri içtimadan söz edilemeyeceği, failin fuhuş suçu dışında çocuk mağdura karşı eyleminden dolayı ayrıca “insan ticareti” suçundan da cezalandırılması gerekecektir.
İddianamedeki olayın anlatım biçimi ve uygulanması istenen Yasa maddelerine göre; sanık … hakkında müşteki …’a, sanıklar … ile … (…) hakkında müşteki …’e yönelik eylemleri nedeniyle açılan davanın konusunun fuhuş suçunu oluşturduğu, insan ticaret suçundan iddianame düzenlenmediği, sanıklar hakkında insan ticaret suçundan CMK’nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı,
Ayrıca bir önceki bentte yapılan bozma nedeni ile yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında sanıklar …, …, … (…) ile …’ın, çocuk yaştaki müşteki …’a yönelik eylemlerinin fuhuş suçunun yanı sıra insan ticareti suçunu da oluşturabileceği,
Anlaşılmakla, sanık …’in, müşteki …’a, sanıklar … ile …’ün (…) müşteki …’e, sanıklar …, …, … (…) ile …’ın ise müşteki …’a yönelik eylemleri nedeniyle insan ticareti suçundan suç duyurusunda bulunularak dava açıldığı takdirde dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıklar …, …, … (…), …, …, … ile … (…) hakkında fuhuş ve insan ticareti suçları yönünden hukuki durumlarının tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
g) Sanıklar …, …, … (…) ile …’ın, müşteki …’a, sanık …’in, müşteki …’e (…) yönelik fuhuş suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez işlemelerine karşın, TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması,
h) Tekerrüre esas başka sabıkası bulunan sanık … hakkında suçtan sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınması mümkün olmayan ve cezası daha fazla olan ilam nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanması,
ı) Kısmi kabule göre de;
Tekerrüre esas sabıkası olan sanık … hakkında TCK’nın 58/6. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı ve katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanıklar …, …, sanıklar … (…), …, …, … (…), …, …, … ile … müdafilerinin temyiz nedenleri bu nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: