İl Jandarma Komutanlığı lojmanlarında çevre emniyet nöbetçisi olarak görevlendirilen sanık …’in, saat 01.55 sularında, 17 yaşındaki mağdur …’in ailesi ile beraber yaşadığı lojmanın 1. katındaki evin penceresinin açık olduğunu görüp, etrafta bulunan bir bisikleti zeminden 1-2 metre yüksekte olan pencerenin altına dayadıktan ve silahını bıraktıktan sonra, bisikletin üzerine çıkarak, açık olan pencerenin sinekliklerini çıkarıp, perdeyi hafifçe çekerek, içeride uyumakta olan mağduru gizlice gözetlediği olayda, Mağdurun başkalarınca görülmesini ve bilinmesini istemediği konutu içerisindeki özel yaşantısına müdahalede bulunan sanık … hakkında TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşur.

12. Ceza Dairesi         2016/1129 E.  ,  2017/6742 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hayasızca hareketler, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Hayasızca hareketler suçundan dolayı TCK’nın 225/1, 62/1,53/1, 58/6-7. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/1, 137/1-a, 62/1, 53/1, 58/6-7. maddeleri gereğince mahkumiyet

Hayasızca hareketler ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Hayasızca hareketler suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık …’in, gece vakti, 17 yaşındaki mağdur …’in ailesi ile beraber yaşadığı evin zeminden 1-2 metre yüksekte olan açık penceresine yaklaşıp, uyumakta olan mağduru gizlice gözetlemeye başladığı sırada, parkasının önünü açıp, pantolonun fermuarını çözerek, tanıklar …, … ve … tarafından da görülecek şekilde alenen mastürbasyon yapması biçiminde sübutu kabul edilen eyleminin TCK’nın 225/1. madde ve fıkrasında tanımlanan hayasızca hareketler suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta, hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemiş olmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın adli sicil ve arşiv kaydındaki İzmir 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.10.2011 tarihli, 2011/560 esas, 2011/1756 karar sayılı cinsel taciz suçundan dolayı TCK’nın 105/1, 43/1, 52/2-4. madde ve fıkraları gereğince mahkumiyetini içerir ilamla doğrudan hükmedilen 2240 TL’den ibaret adli para cezasının 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 305/2-1. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı Kanun’un 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, adli sicil ve arşiv kaydında başkaca ilam bulunmayan sanık hakkında, TCK’nın 58/6-7. madde ve fıkraları uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına” karar verilmesi, kanuna aykırı,
2- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının C harfiyle gösterilen bölümünün 53. maddenin uygulanmasına ilişkin ilk ve aynı bölümün tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin ikinci paragraflarının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerlerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun’un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun’un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK’nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı 
Hizmet Muhafız Bölük Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik hizmetini yerine getirmekte olan ve 09.12.2011 günü 00.00-02.00 saatleri arasında İl Jandarma Komutanlığı lojmanlarında çevre emniyet nöbetçisi olarak görevlendirilen sanık …’in, saat 01.55 sularında, 17 yaşındaki mağdur …’in ailesi ile beraber yaşadığı lojmanın 1. katındaki evin penceresinin açık olduğunu görüp, etrafta bulunan bir bisikleti zeminden 1-2 metre yüksekte olan pencerenin altına dayadıktan ve silahını bıraktıktan sonra, bisikletin üzerine çıkarak, açık olan pencerenin sinekliklerini çıkarıp, perdeyi hafifçe çekerek, içeride uyumakta olan mağduru gizlice gözetlediği olayda,
Mağdurun başkalarınca görülmesini ve bilinmesini istemediği konutu içerisindeki özel yaşantısına müdahalede bulunan sanık … hakkında TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında; ayrıca, TCK’nın 6/1-c madde, fıkra ve bendinde, “Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi”nin anlaşılması gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, askerlik hizmetini yerine getirmekte olan ve çevre emniyet nöbetçisi olarak görevlendirilen sanığın, kendisine verilen görev gereği sahip olduğu yetkiyi kötüye kullanarak üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlemesinden dolayı sanığa hükmedilen cezada TCK’nın 137/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince yarı oranında artırım yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta, hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemiş olmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edildiği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesindeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olup, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince hükmolunan 6 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 137/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince yarı oranında artırılması sonucunda 9 ay hapis cezası hükmedilmesi gerektiği de nazara alınmadan, TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince hükmolunan 6 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 137/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince yarı oranında artırılması sonucunda 1 yıl 6 ay hapis cezası ve TCK’nın 62/1. madde ve fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 1 yıl 3 ay hapis cezası hükmolunarak, sanığın lehine olan düzenleme tespit edilmeden ve hesap hatasından dolayı fazla ceza tayin edilerek hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükümlülüğe ilişkin 2240 TL adli para cezasının 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 305/2-1. maddesi gereğince kesin nitelikte olması karşısında aynı Kanun’un 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, kanuna aykırı,
3- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: