İMZASIZ ÜCRET BORDROSUNDA GÖSTERİLEN FAZLA ÇALIŞMALARIN KARŞILIĞI İŞÇİNİN BANKA HESABINA YATMIŞSA HESAPLANAN FAZLA ÇALIŞMADAN MAHSUP EDİLECEĞİ, İMZALI ÜCRET BORDROLARINDA FAZLA ÇALIŞMANIN GÖSTERİLMİŞ OLDUĞU DÖNEMLERİN FAZLA ÇALIŞMA HESABINDA DIŞLANMASININ GEREKMESİ

T.C.

YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
2016/9479
 2019/21308
02/12/2019

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı/Karşı Davalı İsteminin Özeti:
Davacı/karşı davalı vekili, davacının davalı iş yerinde 01.11.2006-14.03.2014 tarihleri arasında montajcı, şoför ve taşıma işçisi olarak çalıştığını, iş akdinin davacı tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı/Karşı Davacı Cevabının Özeti:
Davalı/karşı davacı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Karşı davasında ise, davacı/karşı davalı işçinin iş aktini haksız şekilde feshettiğini, ayrıca araç kullanma belgesi olan SRC belgesi için davacı işçiyi kursa gönderdiklerini ve bu belgeyi almasını sağladıklarını iddia ederek, ihbar tazminatının ve SRC belgesi bedelinin davacıdan tahsilini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise ihbar tazminatı talebi yönünden kabulüne, SRC belgesi bedeli talebi yönünden bu alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi ve makbuzun ibraz edilmesi sebebiyle talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davacı/karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı/karşı davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde, davacının haftanın 6 günü 08.30-20.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki kez de İstanbul’a mal almaya gidildiğinden sabah 05.30 ile akşam 22.00-23.00 saatleri arası çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücreti talebinde bulunmuştur. Davalı/karşı davacı vekili ise işyerinde mesainin sabah 09.00’da başlayıp kış aylarında akşam 18.00’da yaz aylarında 20.00’da sona erdiğini, kış aylarında fazla mesai yapılmadığını, yaz aylarında ise yapılan fazla mesailerin bordrolarda gösterilerek işçilere ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen iş yeri dosyası içerisinde bulunan bordroların ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davacı tarafından imzalanmış olması ve bordrolarda davacıya fazla çalışmalara ilişkin tahakkukların yapılması, bu durumda davacının fazla mesai alacağı olduğunu ancak yazılı delille ispatlayabileceği ve davacının tanık beyanı dışında bu konuda başka bir yazılı delili olmadığı gerekçesiyle fazla mesai alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının fazla mesai yaptığını taraf tanık beyanları ile ispatladığı, bazı aylarda imzalı bordrolarda fazla mesai tahakkuklarının olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre imzalı ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuklarının olduğu dönemler dışlanarak diğer dönemler yönünden fazla mesai talebinin tanık beyanları ile ispatlandığı şekliyle kabul edilmesi gerekirken talebin tümüyle reddedilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle imzalı bordrolarda tahakkuk olan ayları dışlamak suretiyle geriye kalan aylar yönünden, tanık beyanlarına göre davacının yaz-kış çalışma saatleri farklılık gösterdiğinden yaz-kış çalışma saatleri gözetilerek, davacı tanıklarının çalışması 09.05.2011 tarihinden sonrasını kapsadığından bu tarihten sonrası için davacı tanık beyanlarına, öncesi için ise davalı tanık beyanlarına itibarla hesaplama yaparak karar vermektir.
Ayrıca yapılacak hesaplamada davalı/karşı davacının süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu hususu da gözden kaçırılmamalıdır.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını ve karşılığı ücretinin de ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise davacının ilk dönem çalışmasının 13.06.2008 tarihinde sona ermesi nedeniyle izin alacağının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, ikinci dönemde çalışması bir yılı doldurmadığından izne hak kazanmadığını, son dönem çalışması yönünden ise izin hakkının kullandırıldığını savunmuştur.
Dosyaya her ne kadar ilk iki dönem için matbu ibranameler sunulmuş ise de, davalı/karşı davacının savunması karşısında izin alacağı yönünden ibranamelerin önemi olmayıp, davacının kullandığı anlaşılan 14 gün izin hakkı düşülerek bakiye 28 gün izin alacağı kök raporun ilk seçeneğine göre kabul edilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 02/12/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: