İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için çalışmanın en az bir yıl olması gereklidir. Çalışma bir yılın altında olduğuna göre, davacı işçi kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır. Davalı işverenin yasal şartları bulunmadığı halde fesih esnasında tamamen kendi iradesi ile ve iyiniyetle bir miktar kıdem tazminatı ödemiş olması sonuca etkili değildir. Hiç ödenmemesi gerekenin eksik ödendiğinden söz edilemez. Açıklanan bu nedenle şartları bulunmayan fark kıdem tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.

9. Hukuk Dairesi         2016/34582 E.  ,  2020/18089 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı iş yerinde 08/02/2012 tarihinden 14/01/2013 tarihine kadar süreç yöneticisi olarak çalıştığını, aylık son ücretinin net 4.250,00 TL, Brüt 5.944,81 TL olduğunu, Bakırköy 13. İş Mahkemesi’nin 2013/107 Esas sayılı dosyasında işe iade kararı verildiğini, kararın 25/06/2013 tarihinde kesinleştiğini ve 31/07/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, davacıya gönderilen ihtarnamede en geç 26/09/2013 tarihine kadar aynı şartlarda işe başlatılacağının bildirildiğini, 25/09/2013 tarihinde iş yerine gittiğinde depoda etiket sayım işi ile görevlendirildiğini, bu durumun taraf vekilleri ve tanıkları huzurunda tutanak ve fotoğraflarla tespit edildiğini, davalı işverenin işe başlatma iradesinde samimi olmadığını iddia ederek boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 25/09/2013 tarihinde iş yerine geldiğini, aynı gün işe giriş bildirgesinin verildiğini, davacının kendisinden istenen işleri göreve tanımı içerisinde olmadığından bahisle reddettiğini, işveren vekilinin ‘daha önce çalıştığınız konum ve şartlarda aynı oda ve aynı masa aynı bilgisayar size tahsis edilmek üzere hazırdır, işe başlatma önerimizde samimiyiz’ dediği halde davacının işe başlamadığını, durumun tespit edilmesi üzerine SGK’ya aynı gün çıkışının verildiğini, davacının işe iade iradesinde samimi olmadığını, davacıya ödemeler yapıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Kesinleşen işe iade davası sonrasında, davacı işçinin işe başvurusunda mı yoksa davalı işverenin işe başlatmada mı samimi olmadıkları hususu uyuşmazlık konusudur. Dosyadaki bilgi ve belgeler, tanık anlatımları ve özellikle 25/09/2013 tarihli davacı asil ve vekilinin de imzasını taşıyan tutanak içeriğine göre, davacı işçinin kendisine önceki görevinin değil, depoda etiket sayma, stokları takip etme işinin verildiğini, bu işi kabul etmesinin mümkün olmadığını iddia ederek işe başlamayacağını açıkça beyan ettiği anlaşılmaktadır. Yine aynı tutanak içeriğine göre davalı işveren, davacının doğruyu söylemediğini, kendisine iddia edildiği şekilde bir teklifte bulunmadıklarını, önceki işinde, aynı odasında aynı şartlarda çalışmasını teklif ettikleri halde davacı işçinin bunu kabul etmediğini beyan etmektedir. Davacı işçi, davalı işverenin tanıklar huzurunda eski işinize aynı şartlarda dönebilirsiniz demesine rağmen, öncesinde kendisine farklı bir iş verildiği şeklindeki iddiasını ispat edememektedir. Buna göre işe başvuruda samimi olmayan davacı işçidir. Hal böyle olunca, 4857 Sayılı Kanun’un 21/5. maddesine göre, işe iade davasında geçersizliğine karar verilen fesih geçerli fesih sayılmalı ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu tutulmalıdır. Netice itibarıyla, şartları bulunmayan boşta geçen süre ücreti talebi ile işe başlatmama tazminatı istemlerinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Davacı işçi, davalı iş yerinde 11/06/2012-14/01/2013 tarihleri arasında 7 ay, 3 gün süre ile çalışmıştır. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için çalışmanın en az bir yıl olması gereklidir. Çalışma bir yılın altında olduğuna göre, davacı işçi kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır. Davalı işverenin yasal şartları bulunmadığı halde fesih esnasında tamamen kendi iradesi ile ve iyiniyetle bir miktar kıdem tazminatı ödemiş olması sonuca etkili değildir. Hiç ödenmemesi gerekenin eksik ödendiğinden söz edilemez. Açıklanan bu nedenle şartları bulunmayan fark kıdem tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4-Kabule göre de, dava dilekçesi ile kıdem tazminatı için 1.000,00 TL talep edildiği ve bu miktar ıslah ile artırılmadığı halde talep aşılarak 2.410,93 TL’ye hükmedilmesi ve kıdem tazminatı hesaplanırken fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanına dikkat edilmeyip tavan miktarının aşılması da ayrıca hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 10/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: