İşe iade davası şartları nelerdir.

9. Hukuk Dairesi         2017/26467 E.  ,  2018/11713 K.

 

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 13. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 12/07/2016 tarihinden 10/01/2017 tarihine kadar satın alma uzmanı olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından hiçbir sebep gösterilmeden haksız olarak feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, işsiz kalınan süreye ilişkin 4 aylık brüt ücrete, işe iade kararına uyulmaması durumunda 8 aylık ücret tutarında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 6 aylık kıdemi bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının çalıştığı birimde yapılandırma sonucu ekibin 5 kişiye yükseldiğini ve davacının yapmakta olduğu işlerin başka bir çalışana devri kararının alındığını, bu değişikliklerin yılbaşından itibaren uygulanmak üzere davacının işten çıkarılması işlemlerine başlandığını ancak işlemi gerçekleştirecek personelin … sorunları nedeniyle izne ayrıldığından davacının çıkış işlemlerinin geciktiğini, feshin geçerli nedene dayandığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davacının 12/07/2016 tarihinde işe başladığı, 6 aylık kıdeminin 12/01/2017 tarihinde dolduğu, iş akdinin bu tarihten iki gün önce 10/01/2017 tarihinde feshedildiği, davacının işe iade davası açmak için gerekli olan 6 aylık kıdemi doldurmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf:
Karara karşı davacı istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce, iş akdinin davacının 6 aylık kıdem süresinin dolmasına 2 gün kala feshedildiği, kötü niyetle iş güvencesi hükümlerinden faydalanmasına engel olmak için yapıldığı, zira davalının 2 haftalık ihbar önelini kullandırmayarak ücretini peşin olarak ödemesinin kıdem süresinin dolmasına engel olmaya yönelik nitelikte bir işlem olduğu, davacının işverence yapılan feshin geçersizliği nedeniyle işe iadesinin gerektiği gerekçesiyle … 13. İş Mahkemesi’nin 23.03.2017 tarih ve 2017/31 Esas, 2017/103 Karar sayılı kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
F) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
G) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesi’nce iş akdinin davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanmasına engel olmak maksadıyla 6 aylık kıdem süresinin dolmasına 2 gün kala davalı tarafından feshedildiği, davalının 2 haftalık ihbar önelini kullandırmayarak ücretini peşin olarak ödemesinin kıdem süresinin dolmasına engel olmaya yönelik nitelikte bir işlem olduğu belirtilerek davacının kabulüne karar verilmiş ise de davacının 12.07.2016 tarihinde işe başladığı, 6 aylık kıdeminin 12/01/2017 tarihinde dolduğu, iş akdinin bu tarihten iki gün önce 10/01/2017 tarihinde feshedildiği, davacının işe iade davası açmak için gerekli olan 6 aylık kıdemi doldurmadığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın esastan REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına
4- Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına,
5- Davalı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6. Davalıdan peşin alınan temyiz harcının isteği halinde iadesine,
7- Dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 24.05.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davalı işyerinde 12.07.2016-10.01.2017 tarihleri arası 5 ay 29 gün kıdemi olan ve iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca feshedilen davacının 6 ay kıdem koşulu nedeni ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yaralanmayacağı tartışma konusudur.
Yerel ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda “davacının davalı işyerinde 12.07.2016 tarihinde işe başladığı 10.01.2017 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiği, davacının 6 aylık kıdem koşulunu doldurmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf yoluna götürülmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi “feshin altı aylık kıdeme iki gün kala feshedildiği, kötüniyetle iş güvencesi hükümlerinden faydalanmasına engel olunmak üzere yapıldığı, iki haftalık ihbar tazminatının peşin ödenmesinin de kıdem süresinin dolmasına engel olmaya yönelik yapıldığı, feshin geçersiz olduğu” gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın esastan kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz üzerine ise çoğunluk görüşü ile ilk derece mahkemesinin kararı benimsenerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Belirtmek gerekir ki Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Keza 6100 Sayılı HMK.’un 28/1 maddesine göre “Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar”. Tarafların iyiniyeti veya kötüniyeti(Y. İBK. 14.2.1951 gün ve 17/1), taraflarca ileri sürülmese dahi dosyadan anlaşıldığı takdirde hakim resen dikkate alacaktır(Y. HGK. 21.10.1983 gün ve 1981/1-30 E, 1983/1000 K).
İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanma koşullarından kıdemin tamamlanmasına az kala bir süre içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde yararlanıp yararlanmayacağı konusu gerek teoride ve gerekse uygulamada tartışmalıdır.
Bir görüşe göre işçi bu durumda iş güvencesi hükümlerinden yararlanmaz ise de, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17/son maddesi uyarınca kötüniyet tazminatı talep edebilir (Mollamahmutoğlu, 571. Alpagut, 209). İkinci bir görüşe göre ise, şartın gerçekleşmesine iki taraftan biri iyi niyet kurallarına aykırı bir davranışla engel olursa, o şartın gerçekleşmiş sayılacağını öngören 6098 sayılı Borçlar Kanununun 175. maddesi hükmü bu olaya kıyasen uygulanabilir(Soyer, P, 37. Alp,M. 12. Akyiğit 233). Son bir görüşe göre ise, bu gibi durumlarda iş sözleşmesinin feshinin dürüstlük kuralla­rına aykırılık nedeniyle geçersizliği ileri sürülebilecektir(Kılıçoğlu/Şeno­cak, s: 167.Çelik, 216. Eyrenci-Taşkent-Ulucan, 166. Güzel, 33-34. Süzek, S. 11. Bası. s: 587). Medeni Kanun’un 2/2 maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılmasının genel yaptırımı, herhangi bir hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılmasının hukuk düzeni ve yargı tarafından korunmamasıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedildiğini iddia etmektedir. Tarafların iyiniyeti ve kötüniyeti resen dikkate alınacağından, feshin iş güvencesi hükümlerinden yararlandırılmaması için yapılıp yapılmadığının araştırılması ve kötüye kullanılan hakkın da korunmaması gerekir. Bunun yaptırımı ise iş güvencesinden yararlandırmak olmalıdır. Gerek yerel mahkeme ve gerekse Bölge Adliye Mahkemesi feshin kötüniyetle yapılıp yapılmadığını yeterince araştırmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin “iki haftalık ihbar tazminatının peşin ödenmesinin de kıdem süresinin dolmasına engel olmaya yönelik yapıldığı” gerekçesi ise, önelsiz fesih hakkı nedeni ile yerinde değildir. Kararın eksik inceleme yönünden bozulması gerektiği görüşündeyim. Bu nedenle çoğunluğun kesin onama görüşüne katılınmamıştır.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: