işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı ve işyerinde toplamda kaç kişinin çalıştığı hususlarında ayrıntılı beyanları alınmalı, ayrıca davalının esnaf kaydının olup olmadığı, basit usulde mi vergilendirildiği, işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğu, vergiden muaf olup olmadığı araştırılmalı ve yukarıdaki ilkelere göre görev hususu bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Mahkemece görev hususunun kamu düzeninden olduğu ve görevli olup olmadığını resen incelemesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile işin esasına girerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir

9. Hukuk Dairesi         2017/14256 E.  ,  2020/2874 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalıya ait.. Balıkçılık isimli işyerinde 27.07.2007 tarihinde işe başladığı, işten çıkarıldığı 27.08.2013 tarihine kadar … arasında toptan balık alım-satımı ve depodan yapılan dağıtım ve işverene ait olan ve depo ile aynı yerde bulunan lokantada 1.400.00 TL ücret karşılığında yaz – kış sabah 07.00 akşam 22.00 saatleri arasında çalıştığı, hafta tatili bulunmayıp hafta sonları da aynı saatler içerisinde çalışmaya devam ettiği, çalışma dönemi boyunca ulusal bayram ve genel tatillerinin tamamında çalıştığı, dini bayramlarda ise ilk 1 gün çalışılmamış, diğer günlerde tam gün çalışmaya devam ettiği, hiç yıllık izin kullanmadığı, davacının işyeri sahibinin kaynanası olan S.A. isimli bayan arasında gönül ilişkisi bulunduğu, müvekkilinin davacı işyerinde bulunan çalışma şartlarının düzeltilmesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmesi vs gibi hususlarda işverenle görüşmeye başladığı anda gönül ilişkisi bulunan bayan tarafından işverenin baskısı ile Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunulduğu, iş akdinin feshinden bir süre sonra müvekkili davacının işe yeniden başlamış gibi sigorta girişi yapıldığı, kesinleşmemiş bir ceza mahkemesi sonucuna göre de diğer hakları ödenmeden sadece izin parası adı altında 2.185,00 TL banka hesabına yatırılarak kendisinden ibraname imzalaması talep edildiğini, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 TL ihbar tazminatı, 200,00 TL fazla mesai ücreti, 100,00 TL hafta tatili ücreti, 100,00 TL UBGT alacağı, 100 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 2.000 TL alacağın mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmeisni talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iddia ettiği zaman aralığında bir insanın yıllık izin, hafta tatili, bayram tatili kullanmaksızın günde 15 saat çalışmasının mümkün olmayıp hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının işyerinde asgari ücretle çalıştığını, hafta tatillerini, bayram izinlerini kullandığını, tüm maaş hak ve alacakları ile fazla mesai yaptığı dönemlerde yapmış olduğu mesailerin kendisine ödendiğini, davacının şoför olarak çalıştığı için sadece Erdemli Limanından depoya balık getirme işini ve Mersin de bulunan 4-5 balık lokantasına haftada en fazla ikişer kez servis yaptığını, davacının müvekkilin kaynanası S.A. hakkında uygunsuz ithamlarda bulunmaya başladığını, uygunsuz ithamların müvekkili tarafından duyulunca 27.08.2013 tarihinde salt müvekkil değil iş arkadaşlarının da yüzüne bakamadığından telefonunu da kapatmak suretiyle işyerini terk ettiği ve işyerine gelmediğini, 06.09.2013 tarihinde davacıya gelerek özür dilediğini, olayların dedikodu olduğunu ve çalışmak istediğini beyan ederek işe girişini tekrar yaptırdığı fakat bir süre sonra yine işe gelmez olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, S.A.’nın şikayeti üzerine de ….Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/79 Esas sayılı dosyasından verilen 2014/653 Karar Sayılı ilam ile “Cinsel Taciz Suçundan” ceza aldığını, davacının şikayeti üzerine İŞKUR tarafından yapılan inceleme neticesinde davacının geçmiş dönem yıllık izin ücreti alacağı dışında alacağının olmadığına karar verildiğini, bunun üzerine de davacının hesabına müvekkili tarafından yıllık izin ücretlerinin yatırıldığını, davacının talep etmiş olduğu alacakların 06.08.2009 tarihinden önceki kısımların zamanaşımına uğradığını, savunarak davanın reddi talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemelerinin görevi, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesidir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçiş hükümleri başlıklı geçici 1. maddesinin 1. bendinde “Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.”, 3. bendinde ise “Başka mahkemelerin görev alanına girerken bu Kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilen dava ve işler, iş mahkemelerine devredilmez; kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam olunur.” düzenlemeleri getirilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanun, 5362 sayılı Kanun’un 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer kanunların 507 sayılı Kanuna yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı açıklanmıştır.
Esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde üç kişinin çalışması halinde, 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (ı) bendi uyarınca, bu işyeri İş Kanununun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Kanuna tabi olacaktır.
Dosya kapsamından, davalı işyerinin balıkçı olduğu anlaşılmaktadır. Taraf tanıkları, davalının kendi işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı ve işyerinde toplamda kaç kişinin çalıştığı hususlarında herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Dosyada bulunan iş yeri kayıtlarında da davalı iş yerinde 2 kişinin çalıştığının dava dışı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; taraf tanıklarının yeniden celbi ile davalının işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı ve işyerinde toplamda kaç kişinin çalıştığı hususlarında ayrıntılı beyanları alınmalı, ayrıca davalının esnaf kaydının olup olmadığı, basit usulde mi vergilendirildiği, işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğu, vergiden muaf olup olmadığı araştırılmalı ve yukarıdaki ilkelere göre görev hususu bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Mahkemece görev hususunun kamu düzeninden olduğu ve görevli olup olmadığını resen incelemesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile işin esasına girerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: