Kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gerekir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilir.

13. Hukuk Dairesi         2017/608 E.  ,  2018/12015 K.“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar yüklenici olduklarını, arsa sahibi olan davalılar ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve buna ek sözleşme bulunduğunu, sözleşme kapsamında arsa temininin davalılara ait olduğunu, inşaat yapılacak taşınmazda … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın müşterek malik konumunda olduğunu, payının ihaleye çıkarıldığını, ihale ile ilgili geçici teminat tutarı olan 4.793,90 TL ile hissenin satış bedelinin bir kısmı olan 69.500,00 TL’yi davalı tarafa borç olarak verdiklerini, buna ilişkin havale evrakı ve dekontun kendilerinde olduğunu ileri sürerek, 74.293,91 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar ise, hesaba yatırılan 69.500,00 TL’nin, davacılara elden verilen paranın kendi hesaplarına yatırılmasına ilişkin olduğunu, havale dekontunda zaten açıklamanın yer almadığını, idare hesabına yatırılan geçici teminat tutarı 4793,48 TL’ye ilişkin dekontta davalı …’ın isminin yazdığını, karz ilişkisinin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin yer sağlama yükümlülüğü olduğundan geçici teminat tutarı 4.793,90 TL ve ihale bedeline ilişkin 69.500,00 TL’nin davacılar tarafından davalı tarafa borç verildiğinin kabulü gerektiği aksi yönündeki savunmanın ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yükleniciler, davalı olan arsa sahiplerinin aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında arsa temin etme yükümlülükleri olmasına karşın bu yükümlülüklerinin icrası için kendilerinden 74.293,91 TL borç aldıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Davalılar, karz ilişkisini inkar ederek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, hayatın olağan akışı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır“ hükmü düzenlenmiştir. Davacıların davasına dayanak yaptığı 30.06.2009tarih ve 69.500,00 TL tutarındaki havale belgesinde bir açıklama yazmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, somut olayda davacıların dayandığı belge yalnız başına borç verildiğini ispata yeterli değildir. Zira kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunu davacı ispat etmelidir. Aynı şekilde idare hesabına yatırılan 4793,90 TL geçici teminat miktarına ilişkin ödeme belgesine de davacılardan Orhan’ın ismi yazmakta olup, davcılar tarafından borç verildiğini ispata yeterli delil yer almamaktadır. Bu belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi de mümkün olmayıp bu uyuşmazlıkta miktar itibari ile tanık dinlenilemez. Ne var ki, davacılar dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de başvurduğundan bu delil kendilerine hatırlatılarak neticesine göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.268,75 TL harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: