Markanın hükümsüzlüğü, “ÜLKER İkram” ve “İKRAM” ibareli tescilli markalar

11. Hukuk Dairesi         2020/1757 E.  ,  2021/1419 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2018 tarih ve 2017/308 E- 2018/357 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2019/40 E- 2020/347 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin Türkiye’de gıda sektörünün öncü firmalarından olduğunu, holding bünyesinde binlerce markayı barındırdığını, bunların arasında “İKRAM” esas unsurlu tanınmış markaların yer aldığını, davalı şirketin “İKRAM” ibaresinin tescili için yaptığı marka başvurusuna yapılan davacı itirazının davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini, oysa markanın başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden reddi gerektiğini ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2017-M-4616 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davalı başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının “şekil+İKRAM” ibareli başvurusu ile davacının “ÜLKER İkram” ve “İKRAM” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak benzerlik bulunmakla birlikte başvuru markası kapsamında bırakılan 43. sınıfta yer alan tüm hizmetlerle 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar … Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller, Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar. Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler: pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletler, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar. Kibritler. (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları,-elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetlerinin davacı tarafın markalarının kapsamında yer almaması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesindeki iltibas ihtimali oluşmayacağı, başvuru kapsamında bırakılan mal/hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesindeki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmakta ise de başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markaları kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleşmediği, davacının itirazına mesnet markaları tanınmışlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: