Ölenin desteğinden faydalananların ölüm nedeniyle uğradıkları zararı sorumlulardan tazmin etmelerini sağlayan hukuki kurum ise destekten yoksun kalma tazminatıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; “Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmıştır.

3. Hukuk Dairesi         2021/5045 E.  ,  2021/12939 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; murisi …’ın 13/07/2012 tarihinde soya tarlasında işçilere su verdikten sonra dinlenirken davalı kurumun işçisi olan … yönetiminde bulunan … plakalı traktörün altında kalarak öldüğünü; desteğin gündelik işlere giderek geçimini sağladığını, eşi olan davacı …’in sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığını, … dışındaki diğer davacıların da yaşlarının küçük olması nedeniyle çalışabilecek durumda olmadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik davacılardan her biri için 250 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 250 TL cenaze ve defin masrafları olmak üzere toplam 2.000 TL maddi tazminatın, davacı eş için 20.000 TL, diğer davacıların her biri için 10.000 TL olmak üzere toplam 80.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 30/01/2018 tarihli dilekçe ile toplam tazminat talebinin 313.903 TL’ye yükseltilmiştir.
Davalı; davacıların desteğinin kuruma bağlı çalıştığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığını, söz konusu olayın kazayı meydana getiren sürücünün varsa haksız fiili sebebi ile şahsi kusuru bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, kazanın tamamen sürücü ile desteğin şahsi kusurlarından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine; diğer davacılar tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile … için 106.007,40 TL’nin, … için 787,00 TL’nin, … için 1.462,20 TL’nin, … için
6.516,60 TL’nin, … için 11.739,60 TL’nin, …için 13.828,80 TL’nin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine; davacıların açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile … için 20.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, …için 10.000 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davalının istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ölüm hâlinde ölenin desteğinden faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı tazminat olarak sorumlusundan talep edebileceklerdir.
Ölenin desteğinden faydalananların ölüm nedeniyle uğradıkları zararı sorumlulardan tazmin etmelerini sağlayan hukuki kurum ise destekten yoksun kalma tazminatıdır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; “Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmıştır.
Ölüm olmasaydı ileride kurulacak ilişkinin bir destek ilişkisi olacağı kesin ise, destekten yoksun kalma tazminatı istenebilir.
Var olan desteklik kanıtlandıktan sonra destek tutarının hesaplamasında göz önünde tutulan kriterlerin tamamı dikkate alınarak faraziye hesaplama yapılmaktadır. Bu tazminat ile güdülen amaç; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/05/1984 tarihli ve 1984/9-301 E., 1984/619 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi destek yaşamış olsaydı, yardım ettiği kimseye yapabileceği yardım tutarını sağlamaktır. Bu hesaplama yapılırken, destekten yoksun kalan eşin yeniden evlenme olasılığı, zararı azaltan durumlardan sayılmakta, olasılığın oranına göre tazminattan indirim yapılması, ancak davacı eşin evlenmesi gibi eylemli olarak bakım ihtiyacı son bulmuşsa, destekten yoksun kalma tazminatı evlenme tarihine kadar hesaplanması gerekmektedir.
Somut olayda; eşi olan desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacı eş …’in yargılama devam ederken 16/12/2013 tarihinde evlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda eşi öldükten sonra yeniden evlenen davacı …’in destek gereksinimi evlendiği tarihte sona ereceğinden, destekten yoksun kalma tazminatının yeniden evlendiği tarihe kadar hesaplanması gerekmektedir
O halde, ilk derece mahkemesince; davacı eş … için yeniden evlenme tarihine kadar destek miktarının belirlenmesi gerekirken, desteğin (…’nin) bakiye ömrü dikkate alınarak eşine destek olacağına ilişkin tazminat hesabı yapan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verild

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: