Sanığın, İçişleri Bakanı’nın hemşehrisi olup olmadığını merak edip, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile “Kimlik Paylaşımı Sistemi”ne giriş yaparak, keyfi ve usulsüz sorgulama yapıp, İçişleri Bakanı olan mağdura ait kişisel veri niteliğindeki nüfus ve adres bilgilerine erişim sağlayarak, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle mağdurun kişisel verilerini okuması nedeniyle üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurları oluşmuştur.

12. Ceza Dairesi         2019/3586 E.  ,  2020/5426 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK’nın 136/1, 137/1-a, 62/1, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında görev yapan bazı polis memurlarının, 26.12.2013- 04.09.2014 tarihleri arasında ve değişik tarihlerde, “Kimlik Paylaşımı Sistemi”ne giriş yaparak, İçişleri Bakanı’na ait kimlik, adres ve aile bilgilerini, hukuken geçerli bir gerekçeye dayanmaksızın sorguladıkları iddialarına ilişkin Mülkiye Müfettişliğince yürütülmekte olan araştırma esnasında; Konak İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli olan polis memuru sanık …’ın, Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü… Polis Merkezi Amirliğinde mukayyit olarak görevli iken, İçişleri Bakanı ile ilgili olarak, 03.01.2014 Cuma günü; saat 04:07:09.100’de “TC Kimlik No’dan Nüfus Kayıt Örneği Sorgulama Tekli”, saat 04:07:17.900’de “TC Kimlik No’dan Yerleşim Yeri Adres Bilgisi Sorgulama Çoklu”, saat 04:13:48.193’te “Nüfus Cüzdanı Doğrulama Çoklu”, saat 04:13:48.370’te “TC Kimlik No’dan Kayıp Cüzdan Bilgisi Sorgulama” işlemlerini gerçekleştirdiğinin tespit edilmesi üzerine, adı geçen polis memuru hakkında soruşturma izni verilmesinin ardından başlatılan adli soruşturma sonunda, sanığın, TCK’nın 136/1 ve 137/1-a madde ve fıkralarında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, İçişleri Bakanı’nın hemşehrisi olup olmadığını merak edip, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile “Kimlik Paylaşımı Sistemi”ne giriş yaparak, keyfi ve usulsüz sorgulama yapıp, İçişleri Bakanı olan mağdura ait kişisel veri niteliğindeki nüfus ve adres bilgilerine erişim sağlayarak, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle mağdurun kişisel verilerini okuması nedeniyle üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Polis memuru olan sanığın, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme eylemini, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işlediğinin kabul edilmesi ve sanığa hapis cezası hükmedilmesi karşısında, sanık hakkında TCK’nın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar kamu görevlerinden yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 esas, 2011/183 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kazanılmış hak olarak kabul edilerek, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sübuta, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, aynı eylemden dolayı disiplin cezası alan sanığın ikinci kez cezalandırılmasının isabetsiz olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, anılan madde ve fıkrada, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce 06.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4. maddesi ile yapılan değişiklikle ceza miktarının iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: