Sanık 155 polis ihbar hattını arayarak, KENDİSİNİ uyuşturucu madde ticareti yapan kişi olarak ihbar etmiştir. Kendi adını, soyadını, baba adını ve ikamet adresini doğru olarak bildirmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bir bakıma kendisine karşı iftirada bulunmuştur. Polise gerçekte işlenmemiş olan bir suçu bildirmiş, suçun şüphelisi olarak da kendisini göstermiştir. Bu nedenle eylem “suç üstlenme” suçunu oluşturmaktadır. Bu suç değişik saiklerle işlenebilmektedir. Örneğin sırf kış aylarını cezaevinde geçirmek için “uydurulmuş” bir suçun “üstlenildiğini” görmekteyiz. Bu durumda dahi kişi şüpheli olarak kendisini bildirdiği için “suç üstlenme” suçu oluşur.

9. Ceza Dairesi         2014/3234 E.  ,  2014/11554 K.

“İçtihat Metni”

Tebliğname No : 9 – 2013/168468
Mahkemesi : Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 12.03.2013
Numarası : 2012/73 – 2013/127
Suç : Suç uydurma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 271/1. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırının gösterilmemiş olması nedeniyle anılan Kanunun 49/1. maddesi hükmü karşısında hapis cezasının alt sınırının bir ay olduğu gözetilmeden mahkemece alt sınırdan ceza verileceği belirtilmesine rağmen temel cezanın 1 yıl olarak tayin edilmesi suretiyle hükümde çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle, bozma gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
TCK’nın 271. maddesinde tanımlanan “suç uydurma” suçunun oluşabilmesi için failin, yetkili makamlara, işlenmemiş olan bir suçu, işlenmiş gibi ihbar etmesi; aynı Kanunun 270. maddesinde düzenlenen “suç üstlenme” suçunda ise failin, yetkili
makamlara, gerçeğe aykırı olarak, bir suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi gerekir.
Suç üstlenmede, üstlenilen suçun gerçekte hiç işlenmemiş veya başka bir kişi tarafından işlenmiş olmasının önemi yoktur. Madde gerekçesinde de “Kişi, gerçekte hiç işlenmemiş ……. olan bir suçu kendisinin işlediğinden bahisle, bildirimde bulunmuş olabilir.” denilerek bu husus vurgulanmıştır. Buna göre her iki suçun konusunu da “işlenmemiş bir suç” oluşturabilmektedir. Ancak iki suç arasındaki en önemli fark, suç uydurmada şüpheli olarak hiçbir isim bildirilmediği halde suç üstlenmede şüpheli olarak kişi kendi adını bildirmektedir. Kişinin, suçun şüphelisi olarak kendisi dışındaki yaşayan gerçek bir kişiyi bildirmesi durumunda ise iftira suçu oluşacaktır. Zaten suç üstlenme bir bakıma kişinin kendisine karşı iftirada bulunmasıdır.
Somut olayda; sanık İ.. K.. olay günü saat 21.58 de M.. A.. adlı kişinin cep telefonundan 155 nolu polis ihbar hattını arayarak, uyuşturucu madde satan İ.. K.. adlı şahsın 30 yaşlarında olup, babasının adının Mehmet olduğunu, ikameti olan İstasyonaltı Mahallesi …Sokak numara  de bulunduğunu, 10-15 dakika önce İzmir Kuruçay’dan Ahmet isimli şahıstan 7-8 kğ esrar getirdiğini bildirmiştir. Sanık aynı gün saat 22.19 da bu kez Ö.. D.. adlı kişinin cep telefonundan 155’i arayarak arkadaşı olan İdris’in evinin önünde beklediğini, ekibin gelmediğini, bu şahısların yakalanmasını istediğini, şahsın malı kaçıracağını belirterek ikinci bir ihbarda bulunmuştur. Arayan numaralardan M.. A.. ve Ö.. D.. adlı kişilere ulaşılmış, kendilerinin 155 polis ihbar hattını aramadıklarını, telefonlarını sanığın ödünç alarak kullandığını beyan etmeleri üzerine de sanık yakalanmıştır. Adı geçen kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, sanık ise alkolün etkisi ile bahsi geçen ihbarları yaptığını kabul etmiştir.
Sanık 155 polis ihbar hattını arayarak, kendisini uyuşturucu madde ticareti yapan kişi olarak ihbar etmiştir. Kendi adını, soyadını, baba adını ve ikamet adresini doğru olarak bildirmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bir bakıma kendisine karşı iftirada bulunmuştur. Polise gerçekte işlenmemiş olan bir suçu bildirmiş, suçun şüphelisi olarak da kendisini göstermiştir. Bu nedenle eylem “suç üstlenme” suçunu oluşturmaktadır. Bu suç değişik saiklerle işlenebilmektedir. Örneğin sırf kış aylarını cezaevinde geçirmek için “uydurulmuş” bir suçun “üstlenildiğini” görmekteyiz. Bu durumda dahi kişi şüpheli olarak kendisini bildirdiği için “suç üstlenme” suçu
oluşacaktır. Oysa “suç uydurma” suçunun oluşabilmesi için yetkili makamlara gerçek bir şüpheli isminin bildirilmemesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, hükmün “sanığın eyleminin TCK’nın 270. maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıyla hüküm kurulması” gerekçesiyle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun suç vasfındaki kabule ilişkin görüşüne katılmıyorum.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: