Senet bedelinin altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde kambiyo vasfının bulunmadığından takibin iptali gerekir.

12. Hukuk Dairesi         2014/1339 E.  ,  2014/4259 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ : Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/07/2013
NUMARASI : 2012/831-2013/399

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından bir adet 02.03.2010 tanzim, 13.11.2010 vade tarihli ve 200 gr 22 ayar altın bedelli bonoya dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ödeme emrinin borçluya 08.09.2012 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 19.12.2012 tarihinde icra mahkemesine gelerek, müvekkilinin takibe, 12.12.2012 tarihinde evinde haciz işlemi için gelinmesi neticesinde muttali olduğunu, dayanak bononun bedelinin altın olarak gösterilmesi nedeniyle kayıtsız şartsız bir bedeli ödeme vaadi içermediğini, bu nedenle kambiyo vasfının bulunmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği görülmektedir.
TTK’nun 688/2 (şimdi: YTK m. 776/b) madde hükmü gereği bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini ihtiva etmesi gerekir. 28/07/1941 tarih ve 32/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi altın para herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Senet bedelinin altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde yukarıda yazılı madde koşullarını taşımayacağı cihetle bono vasfı bulunmadığından, borçlunun icra mahkemesine başvurusu bu nedenle İİK.nun 170/a madde kapsamında şikayet niteliğinde olup, İİK’nun 168/3 maddesi gereğince 5 günlük süreye tabidir.
Somut olayda borçluya gönderilen örnek 10 numaralı ödeme emri 08.09.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu vekili ise 19.12.2012 tarihinde icra mahkemesine başvurmuştur. Borçlu vekilinin, müvekkilinin takibe, 12.12.2012 tarihinde evinde haciz işlemi için gelinmesi neticesinde muttali olduğuna yönelik beyanı usulsüz tebligat şikayeti olarak nitelendirilemez. Zira, şikayet dilekçesinde ödeme emri tebligatının usulsüz olarak yapıldığı yönünde bir iddia bulunmamaktadır. Diğer yandan usulsüz tebligat şikayetinin varlığı kabul edilse dahi, borçlu vekilinin öğrenme tarihi olarak bildirdiği ve mahkemece ödeme emri tebliğ tarihi olarak kabul edilen 12.12.2012 tarihinden itibaren yasal 5 günlük sürenin de geçirildiği ve 19.12.2012 tarihinde icra mahkemeine başvurulduğu nazara alındığında, istemin süre aşımı nedeni ile reddi yerine, işin esasının incelenerek şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: