Şikayetin fail hakkında değil fiil hakkında olup, bütün faillerin tek tek isimlerinin bildirilerek şikayetten vazgeçilmesinin gerekmediği, iştirak halinde işlenen suçtan dolayı şikayetten vazgeçmenin bölünemezliği prensibinden hareketle TCK’nın 73/5. maddesi gereğince sanık … hakkındaki vazgeçmenin diğer sanık …’e de sirayet edeceği

12. Ceza Dairesi         2020/853 E.  ,  2021/6596 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
2- Sanıklar Seval ile Turhan’ın görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine ilişkin hükümler
3- Sanıklar Aydın ile Turhan’ın şantaj suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine ilişkin hükümler

Şantaj suçundan sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıklar Seval ile Turhan’ın ve şantaj suçundan sanıklar Aydın ile Turhan’ın beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık … hakkında şantaj suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, katılan vekilinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B) Sanıklar Seval ile Turhan hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında düzenlenen iddianame kapsamına göre; mağdur …’in resmi nikahlı eşi olan Aydın’dan 2012 yılında boşandığı ve tarafların ortak arkadaşları olan sanık … ile mağdur …’in eski eşinin 24.06.2012 tarihinde evlendiği, evlilik sonrası mağdur … ile sanık …’ın facebook üzerinden görüşüp, sık sık tartışma yaşadıkları süreçte, mağdura zarar verme ve mağduru eski eşinin gözünden düşürme amacını taşıyan sanık …’ın, ana-bir ağabeyi olan diğer sanık …’ı azmettirmek suretiyle sanık …’ın mağdur … ile tanışıp gönül birlikteliği yaşamasını istediği, sanık …’ın da bu maksatla Yağız Barış takma adı altında mağdur … ile tanıştığı, taraflar arasında gönül birlikteliği ve devamında cinsel ilişki yaşandığı, sanık …’ın mağdur … ile cinsel ilişkiye girdiği anı görüntülü olarak kayda aldığı, daha sonra, mağdur … ile sanık …’ın facebook üzerinden görüşüp, tartışırlarken, sanık …’ın, mağdur …’e; “Senin kimlerle yatıp kalktığını, Yağız isimli bir erkekle neler yaşadığını, kanepeden kanepeye, odadan odaya nasıl ilişkiye girdiğini biliyorum”, “Bu görüntüleri eşine gösterdim, çocuklarına da gösteririm, senin nasıl biri olduğunu anlarlar, benimle uğraşma” şeklinde mesajlar gönderdiği, eski eşi olan mağdur …’in 26.01.2013 tarihinde kolluğa müracaat ederek, halen resmi nikahlı eşi olan sanık …’den şikayetçi olması nedeniyle adli soruşturma başlatıldığını öğrenen sanık …’ın ise 27.01.2013 tarihinde, mağdur …’in kardeşi olan tanık Oğuz’u telefonla arayıp; “Ablana söyle eşim hakkındaki şikayetini geri alsın, yoksa elimde görüntü kayıtları var, onları mahkemeye sunarım, 28.01.2013 tarihine kadar kendisine süre veriyorum, yoksa görüntüleri polise veririm, çocukları elinden alırım” şeklinde beyanlarda bulunduğu; ayrıca, mağdur … ile gönül ilişkisi bulunan tanık Hacı’nın öğretmen olarak görev yaptığı okula giden sanık …’ın, kendisini bu defa Dun Kar olarak tanıtıp, mağdurun görüntülerini içeren CD’yi 5.000,00 TL karşılığında adı geçen tanığa teslim ettiği; ancak, tanık Hacı’nın, CD’de yer alan görüntülerin başını izlediği, devamında nahoş görüntülerin çıkabileceğini ve gelecek görüntüleri kaldıramayacağını düşünerek CD’yi kırıp attığı, böylece sanık …’ın, mağdur … ile yaşamış olduğu cinsel ilişki anını görüntülü olarak kayda aldığı, bu kayıtları başka kişilerle paylaştığı, görüntülü kayıtlar karşılığında mağdur …’in gönül ilişkisi yaşadığı tanık Hacı’dan para talep ettiği, bu eylemleri öncesinde sanık …’ın diğer sanık …’ı anılan eylemleri icra etmesi için azmettirdiği; zira, sanık …’ın kendisini mağdur …’e başka bir isimle (Yağız olarak) tanıtması, mağdur … ile sanık … arasındaki facebook yazışmalarında sanık …’ın mağdur …’in yaşamış olduğu ilişkiden ve cinsellikten haberdar olduğunu belirtmesi, sanık …’ın ilişkinin tüm ayrıntılarına vakıf olduğunu bildirmesine rağmen şahsın kardeşi olduğundan bahsetmemesi, sanık … ile mağdur … arasında husumetin bulunması, sanık …’ın bu husumet dolayısıyla intikam alarak mağdur …’i eski eşinin gözünde düşürmek istemesi, önceden tanışıklığı bulunmayan mağdur … ile sanık …’ın ilişkilerinin tesadüf olarak açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması olguları ve özellikle facebook dökümanlarında belirtili diyaloglar dikkate alındığında, sanık …’ın azmettiren sıfatıyla hareket ettiği iddialarına dayalı olarak, sanık …’ın TCK’nın 38, 134/2-1 ve TCK’nın 38, 107/1, diğer sanık …’ın TCK’nın 134/2-1 ve 107/1. maddeleri gereğince görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve şantaj suçlarından, sanık …’ın ise TCK’nın 107/1. maddesi gereğince şantaj suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davaları açıldığı olayda;
Sanıklar Seval ile Turhan’a isnat edilen TCK’nın 134/2. maddesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanun’un 139/1. maddesinde yer alan “Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.” şeklindeki düzenleme gereğince şikayete tabi olduğu, mağdur …’in soruşturma evresindeki 26.01.2013 tarihli ilk ifadesinde olayı ayrıntıları ile anlatıp, ismini Yağız olarak bildiği sanık …’dan şikayetçi olmadığını; ancak, diğer sanık …’den şikayetçi olduğunu beyan ettiği, sanık … hakkında, diğer sanık … ile görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu iştirak halinde işledikleri kabul edilerek kamu davaları açılması karşısında, eylemin bir bütün olarak değerlendirilerek, şikayetin fail hakkında değil fiil hakkında olup, bütün faillerin tek tek isimlerinin bildirilerek şikayetten vazgeçilmesinin gerekmediği, iştirak halinde işlenen suçtan dolayı şikayetten vazgeçmenin bölünemezliği prensibinden hareketle TCK’nın 73/5. maddesi gereğince sanık … hakkındaki vazgeçmenin diğer sanık …’e de sirayet edeceği ve şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığı, mağdur …’in kovuşturma evresinde şikayetçi olup katılma talebinde bulunması üzerine görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da kapsar şekilde verilen katılma kararı anılan suça ilişkin davalar açısından usulsüz olup bu sıfatla hükümleri temyiz hakkı da bulunmadığı anlaşıldığından, katılan … adına vekili tarafından yapılan temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
C) Sanıklar Turhan ve Aydın hakkında şantaj suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanık …’ın, ana-bir kardeşi olan sanık …’ın azmettirmesi sonucu mağdur … ile tanışıp, mağdurla cinsel ilişkiye girdikleri anı gizlice kaydederek, şantaj suçunda kullanması için görüntü kaydını ana-bir kardeşine verdiğine dair iddiaları kabul etmemesi, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinden görüştüğü mağdur …’e yönelik “Senin kimlerle yatıp kalktığını, Yağız isimli bir erkekle neler yaşadığını, kanepeden kanepeye, odadan odaya nasıl ilişkiye girdiğini biliyorum”, “Bu görüntüleri eşine gösterdim, çocuklarına da gösteririm, senin nasıl biri olduğunu anlarlar, benimle uğraşma” şeklindeki sözleri ile şantaj suçunu işlediği kabul edilen ve hakkında şantaj suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık …’ın, ana-bir ağabeyi olan sanık …’ı, iddianamede açıklanan mağdur …’e yönelik şantaj suçuna azmettirdiğine dair herhangi bir tanık anlatımı ve başkaca bir delil bulunmaması, sanık …’ın “Benim, Oğuz’a, ‘Ablanın yattığı ortaya çıkarsa ne de olsa benim çocuklarımın annesi çocuklarımın psikolojileri etkilenir’ sözümün dışında herhangi bir konuşmam olmadı” biçimindeki savunması ile sanık …’a iddianamede isnat edilen “Ablana söyle eşim hakkındaki şikayetini geri alsın, yoksa elimde görüntü kayıtları var, onları mahkemeye sunarım, 28.01.2013 tarihine kadar kendisine süre veriyorum, yoksa görüntüleri polise veririm, çocukları elinden alırım” biçimindeki konuşmaların kapsamı karşısında, sanıklar Turhan ve Aydın’ın mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanıklar Turhan ve Aydın hakkında şantaj suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; tebliğnamedeki yasal gerekçeden yoksun şekilde ve eksik incelemeyle beraat kararı verilmesi nedeniyle sanık … hakkında şantaj suçundan kurulan beraat hükmünün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanıklar Turhan ve Aydın tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin kısmen isteme aykırı olarak ONANMASINA, 06.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: