Somut olayda davacının tüketici olduğu konusunda bir duraksama bulunmasa da davalının satışı mesleki veya ticari faaliyetleri kapsamında yapıp yapmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamış olduğu için mahkemece verilen ilk karar (kapatılan )13. HD kararıyla bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra verilen kararın gerekçesinde her ne kadar bozma sonrası getirtilen kayıtlar ve taraflar arasında düzenlenen sözleşme karşısında davalının dava konusu taşınmazı ticari amaçla üretip davacıya sattığının anlaşıldığı belirtilmişse de davacı, gerçek kişi olup, arsa ve yapı sahibi olması ya da yapı ruhsatında yapı maliki olarak gözükmesi onun satışı mesleki veya ticari bir amaçla yaptığını göstermez.

3. Hukuk Dairesi         2020/4787 E.  ,  2020/5557 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıdan satın aldığı bodrum katta bulunan bağımsız bölümün bir kısmının kömürlükten katılma olduğunu öğrendiğini ayrıca davalının hileli olarak taşınmazın mülkiyetinin 1/2 sini kendisine 1/2 sini ise 3. bir kişiye sattığını, binanın dışının sıvanmadığını yalıtım yapılmadığını bu nedenle su aldığını, içi için 20.000 TL masraf yaptığını ileri sürerek taşınmazın davalıya iadesiyle rayiç değeri ile iyileştirme gideri toplamı 47.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş talep sonucunu ıslah dilekçesiyle 60.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın Yargıtay (kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 2016/28633-24030 sayılı kararıyla Tüketici Korunması Hakkında Kanun kapsamında mahkemenin göreviyle ilgili olarak davalının konutu ticari veya mesleki amaçla satıp satmadığı hususunun araştırılmamış olması gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyulmasına karar verilerek “Davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile belirlenen 60.000 TL rayiç bedel ve davacının konut için yapmış olduğu 20.000 TL iyileştirme bedeli olmak üzere toplam 80.000 TL den 47.000 TL’ye ilk dava tarihi olan 03.09.2012, bakiye 33.000 TL’ye ıslah tarihi olan 03.03.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davacıya ödenmesine ve dava konusu olan Arnavutköy mah.6396 Parsel Bodrum Kat 1 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline…” karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1.6502 sayılı Kanunun geçici 1.maddesinin 1. fıkrası gereği bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder. Diğer bir ifadeyle 6502 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılan davalarda tüketici mahkemesinin görevli olup olmadığı mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun hükümlerine göre belirlenir. Mülga 4077 sayılı Kanunun m.23/1 hükmü ile tüketici mahkemesinin görev alanı “bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaf” olarak belirlenmiştir.
Kanunun 2. maddesinde Kanunun 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı belirtilmiş, tüketici ve satıcı kavramları ise 3.maddede tanımlanmıştır. Buna göre tüketici, Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi; satıcı, Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri, ifade eder. Öyleyse bir satış sözleşmesinin tüketici mahkemesinin konusunu oluşturabilmesi için alıcının satılanı mesleki ve ticari olmayan bir amaçla yani tüketim amacıyla satın alması gerektiği gibi satıcının da bu sözleşmeyi mesleki yahut ticari faaliyeti gereği yapıyor olması gerekir.
Somut olayda davacının tüketici olduğu konusunda bir duraksama bulunmasa da davalının satışı mesleki veya ticari faaliyetleri kapsamında yapıp yapmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamış olduğu için mahkemece verilen ilk karar (kapatılan )13. HD kararıyla bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra verilen kararın gerekçesinde her ne kadar bozma sonrası getirtilen kayıtlar ve taraflar arasında düzenlenen sözleşme karşısında davalının dava konusu taşınmazı ticari amaçla üretip davacıya sattığının anlaşıldığı belirtilmişse de davacı, gerçek kişi olup, arsa ve yapı sahibi olması ya da yapı ruhsatında yapı maliki olarak gözükmesi onun satışı mesleki veya ticari bir amaçla yaptığını göstermez.
Şu halde, uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup, mahkemece grevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının değerlendirilmesini şu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan 1.367,00 TL temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: