Takdir komisyonunca yapılacak matrah takdirinde zaman aşımını durduran maksimum 1 yıllık süre, komisyonca matrah takdiri için kullanabilecek azami süre olmadığından bu süre aşıldığında tesis edilen işlem şekil unsuru bakımından hukuka aykırı olmaz.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/247 E.  ,  2022/581 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/247
Karar No : 
2022/581

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Otomotiv Turizm İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından ithalatı yapılarak satışa konu edilen binek araçlara ilişkin tespit edilen gümrük kıymeti farkı üzerinden takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 2009 yılının Nisan ilâ Eylül ve Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ve kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesinin E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararında; zaman aşımı hükümlerindeki açıklığın, sadece zaman aşımı süresinin, başlangıç ve bitişinin yasada gösterilmesiyle kendisini göstermeyeceği, vergilemede hukuksal kararlılığın sağlanması amacıyla getirilen zaman aşımını durduran nedenlerle, durma süresinin ve duran zaman aşımının işlemeye başlama tarihinin de açık, belirgin, somut ve öngörülebilir olmasının, keyfiliğe izin vermemesinin yasallık ve hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunun ifade edildiği, anılan karara istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen bir yıllık sürenin, sadece zaman aşımının duracağı süreye ilişkin olmadığı, aynı zamanda belirlilik ilkesinin gereği olarak takdir komisyonunun matrah takdiri için kullanabileceği azami süre olduğu, olayda, araçların özel tüketim vergisi matrahlarının takdiri için 26/09/2014 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonu kararlarının ise bir yıllık azami süre aşılarak 05/11/2015 tarihinde alındığı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu kararların şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, bu kararlara dayalı olarak yapılan tarh ve ceza kesme işlemlerinde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Matrah takdirinin bir yıl içinde yapılmamasının sonucunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin 2. fıkrasında, sevkle duran zaman aşımının işlemeye devam edeceği şeklinde düzenlendiği, dolayısıyla anılan Kanun maddesinden, bir yıldan sonra matrah takdir edilmesinin işlemi şekil yönünden sakatlayacağı yolunda bir çıkarımda bulunmanın hukuki temelinin olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ: 213 sayılı Kanun’un 114. maddesine göre, takdir komisyonunda geçen sürenin bir yıldan fazla olması durumunda, duran zaman aşımının kaldığı yerden işlemeye devam edeceği tabiidir. Bir yıllık süre aşımının komisyon kararını şekil yönünden sakatlayacağı gibi bir yorum, ne Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesine ne de Kanun lafzına uygun düşmeyeceğinden, vergi dava dairesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi icap ettiğinden temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından ithalatı yapılarak satışa konu edilen binek araçlara ilişkin tespit edilen gümrük kıymeti farkı üzerinden takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 2009 yılının Nisan ilâ Eylül ve Kasım dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergilerini ve kesilen vergi ziyaı cezalarını iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair vergi dava dairesi kararı temyiz edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un 114. maddesinin ikinci fıkrasının, zamanaşımının durma süresinin belirsizliğinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nin 15/10/2009 tarih ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra 23/07/2010 tarih ve 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenen ve 01/07/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren halinde “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zaman aşımını durdurur. Duran zaman aşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin ve temel hak ve hürriyetlerin hangi koşullar altında sınırlanacağını gösteren Anayasa’nın 13. maddesindeki kanunilik koşulunun en önemli gerekliliklerinden biri olan hukuk güvenliği, hukuki belirliliği zorunlu kılar. Hukuki belirlilik ilkesinin vergilendirme ilişkisindeki görünümü olan vergilemede belirlilik ilkesi, vergisel yükümlülüğün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, vergilendirmeye ilişkin kanun kuralının, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesini gerektirir.
213 sayılı Kanun’un 114. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda takdir komisyonunda geçen süre açısından belirlilik sağlama amacı taşıyan düzenlemeye göre, takdir komisyonuna başvuru üzerine işlemeyen zaman aşımı süresi her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamayacaktır. Takdir komisyonuna başvuru ile duran zaman aşımı süresi, takdir komisyonu kararının vergi idaresine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacaktır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca söz konusu düzenlemenin, takdir komisyonuna sevk tarihinden itibaren duran zaman aşımı süresinin, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun olarak azami işlemeyeceği süreyi belirleme saikiyle yapıldığı tartışmasızdır.
Takdir komisyonunda geçen sürenin bir yıldan fazla olması durumunda, duran zaman aşımının kaldığı yerden işlemeye devam edeceği tabiidir. Ancak, bir yıllık süre aşımının komisyon kararını şekil yönünden sakatlayacağı gibi bir yorum, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının gerekçesine ve Kanun lafzına uygun bulunmamıştır.
Bu bakımdan, vergi dava dairesince, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, tarh ve ceza kesme işlemlerinin dayanağı takdir komisyonu kararlarında şekil yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemleri iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2….Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 15/02/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan vergi dava dairesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyorum.

Share

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: