İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir.

T.C.

YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
Esas No.
Karar No.
Tarihi:2017/13019 E.
2019/22166 K.
11/12/2019 T. 

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalıya ait hayvan besi çiftliğinde ve bahçesinde 10.08.2003 tarihinden 01.10.2010 tarihine kadar aylıkçı işçi olarak asgari ücretle kesintisiz çalıştığını, sigorta bildirimi yapılmadığından ….Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/ 936 Esas Sayılı dava dosyasında davalı aleyhine hizmet tespiti davası açtığını, yıllık izin, hafta tatili izni, bayram tatili izni kullandırılmadığını, hayvanların bakım saatinin başladığı sabah 05.00 civarından akşam 19.00-20.00’a kadar, sabah ve akşamları hayvanlara bakmak, gündüzleri ise bahçenin işlerini yapmak suretiyle haftanın yedi günü her gün yaklaşık günde 14 saat çalıştığını, çoğunlukla ahırın bulunduğu yerdeki davalının sahibi olduğu evde yaşadığı için ailesinin de kendisine yardım ettiğini, fazla mesai ücreti ödenmediğini, işveren tarafından hiçbir bildirimde bulunulmaksızın ve kıdem ve ihbar tazminatları ödenmeksizin işine son verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 2.000,00-TL Kıdem tazminatı, 500,00-TL Kötüniyet ve ihbar tazminatı, 1.800,00-TL yıllık izin ücreti, 3.000,00-TL fazla çalışma ücreti, 1.000,00-TL hafta tatili ücreti, 100,00-TL bayram ve genel tatil ücreti olmak üzere, toplam 8.800.00-TL alacağın ve bilirkişi marifetiyle tespit edilecek olan alacaklarının kıdem ve ihbar tazminatı alacağına kısa vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz, diğer alacaklara ise yasal faiz uygulanmak suretiyle davalı işverenden tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalıya ait besi çiftliği bulunmadığını, Karahıdırlı Köyü sınırları içinde ahırı bulunduğunu, besi çiftliği denecek kadar kapsamlı ve müştemilatlı bir yer olmadığını, ahırda çoğu zaman ortalama 10-15 inek olduğunu, ineklerle çoğu zaman davalının bizzat ilgilendiğini, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, davacının yevmiyecilik, arıcılık, kurbanlık alım satımı vb. işlerle iştigal ettiğini, … ilinde kalkınma kooperatifinden kendi adına kayıtlı olarak inek aldığı ve bunları kendi namına yetiştirdiğini, sürekli olarak 10-15 günlük zaman dilimleri içinde … İlinde kaldığını, barınacak yeri olmadığından davalının ahırın bulunduğu yerdeki evde belirli süre barınmasına müsaade ettiğini, karşılığında sadece ahırdaki hayvanların kısmi bakımını yaptığını, yemlerini verdiğini, bunun dışında Bahçe bakım işleriyle uğraşmadığını, ahır çevresinde davalının bahçesi olmadığını, bahçe bakım işiyle ilgilenmiş olsa dahi tarım işlerinin hizmet akdi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, gün içinde davacının serbestçe kendi işleriyle uğraştığını, yevmiyecilik yaptığını, 10.08.2003-01.10.2010 tarihleri arası çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, ahıra 2008 yılında geldiğini, evde kira karşılığı hayvanların bakımını yaptığını, davalının imkanlarını, davacının kendi namına yaptığı işlerde kullandığını, bu yolla 850 m2 lik arsa alarak üzerine ev yaptırdığı, araba aldığı, kendisi ve babası için 180 adet arı kovanı aldığını, Hizmet akdiyle çalışan bir kişinin bu kadar kısa sürede belirtilen malvarlığını elde etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Her ne kadar taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı ileri sürülmemiş ise de; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “İş Mahkemesi sıfatıyla” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1’inci maddesi uyarınca, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeriiş mahkemeleridir.
İş Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 25.3.2008 gün 2007/ 9975 E, 2008/ 6368 K.).
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 66’ncı maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4’üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.

Buna göre;
1.Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2.Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3.Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde,
4.Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde, çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının çalıştığı işyerinin davalının da kabulünde olduğu üzere 10-15 büyükbaş hayvan bulunan ahır olup, davacının görevinin ahırdaki hayvanların bakımını yapmak olduğu anlaşılmaktadır.
4857 sayılı Yasa’nın 111. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hükmü karşısında davalı işyerinin aynı Yasanın 4/1-b bendi kapsamında tarım işyeri olduğu, davacı işçinin de tarım işçisi olduğu sabittir. Buna göre Mahkemece, davacının tarım işçisi olduğu, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve davacının çalışmalarının Borçlar Kanunu kapsamında kaldığı dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Her ne kadar davacının açmış olduğu hizmet tespiti davasının kabulüne karar verilerek, adı geçen karar kesinleşmişse de; hizmet tespiti dosyasında tespite yönelik karar verilmesi sigorta yönünden geçerli olup, davalının çalışmalarının İş Kanunu kapsamında kaldığı anlamına gelmez.
Mahkemece yapılacak iş, alınacak bir ara kararı ile davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakıp talepleri Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirip, karar vermektir.

F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: