tefecilik- yağma suçları Tefecilikten doğan alacağın tahsili içn cebir ve tehdit kullanılması

9. Ceza Dairesi         2020/5006 E.  ,  2021/704 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak, tehdit
Hüküm : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tehdit suçundan Hazinenin, tefecilik suçundan katılan …’nin zarar gören sıfatları bulunmadığından, Hazine vekilinin sanıklar …, …. ve …. hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükümlerine, Güzide vekilinin sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
İncelemenin başvurularının kapsamına göre katılan Hazine vekilinin sanık … hakkında tefecilik suçundan verilen beraat, sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine, sanıklar … ve …’nın tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan … vekilinin sanıklar … ve … hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanık … hakkında tehdit suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1- Sanık … hakkında tehdit ve tefecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine ve Güzide vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar …. ve …. hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet ile tehdit suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların müştekiye verdiği 6.000 TL borç paraya karşılık her ay 5.250 TL faiz ödediği ancak müştekinin borcunun önce 3.500 TL ardından 73.000 TL ye yükseltildiği, bu borcun tahsilini teminat altına almak için müştekileri sıkıştırıp zorlayarak müştekilerden 35.000 TL lik senet aldıkları ve bu şekilde verilen borç parayı faizi ile tahsil ederek tefecilik suçunu işledikleri iddia edilmiş, mahkemece sabit görülen tefecilik suçundan mahkumiyet, mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden tehdit suçundan beraat kararı verilmiş ise de;
TCK’nın 150. maddesinde “Bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüne yer verildiği, Yargıtay içtihatlarında duraksamasız olarak kabul edildiği üzere bir alacağın, hukuki alacak olarak kabul edilebilmesi ve bunun sonucu olarak hukuki korumadan yararlanabilmesi için, hukuk düzenince meşru kabul edilen bir ilişkiden doğması gerektiği, konusu suç teşkil eden bir ilişkiden kaynaklanan alacakların bu kapsamda değerlendirilmesinin olanaklı olmadığı,
Tefecilik yaptığı ve bu faaliyetinden kaynaklanan parayı tahsil etmek için katılanlara karşı tehdit eyleminde bulunduğu iddia edilen sanıkların, suç teşkil eden tefecilik eyleminden kaynaklandığı ileri sürülen alacağın hukuki alacak olarak kabul edilmesinin olanaklı olmaması karşısında eylemlerinin sübutu halinde yağma suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca eylemleri nitelendirme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, delillerin birlikte takdir edilmesi bakımından tefecilik suçundan açılan davanın da birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adli sicil kaydı bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “Koşulları bulunmadığından” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, katılanlar Hazine ile Güzide vekilleri ile sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 18/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: