Ticaret ünvanının marka hakkıni ihlal edecek şekilde kullanılması. “Yeni Kavaklıdere Gıda Tarım Hayvancılık Kimya Fermantasyon San ve Tic Ltd. Şti.”

11. Hukuk Dairesi         2019/4045 E.  ,  2021/3483 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2017/15 E. – 2017/585 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/1229 E. – 2019/657 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkiye’nin ilk özel sektör şarap üreticisi olarak 1929 yılında Ankara’nın Kavaklıdere semtinde kurulduğunu, kurulduğu günden bu yana kesintisiz olarak “Kavaklıdere” ticaret unvanını kullandığını, müvekkili şirketin iştigal konusunun ana sözleşmesinde belirtildiği üzere şarapçılık ve kanunen caiz her türlü alkollü, alkolsüz içecek ile gıda maddesi üretimi, iç ticaret ve turizm endüstrisini ilgilendiren her türlü etkinlik olduğunu, yapılan yatırımlarla “Kavaklıdere” markasının ülkemizin en eski ve tanınmış markalarından birisi haline getirildiğini, bu ibarenin aynı zamanda müvekkili adına marka olarak tescilli olduğunu, davalı şirketin ise ticaret unvanı “Yeni Kavaklıdere Gıda Tarım Hayvancılık Kimya Fermantasyon San ve Tic Ltd. Şti.” iken “Kavaklıdere Gıda AŞ” olarak değiştirdiğini, “Yeni Kavaklıdere” ve “Yeni Kavaklıdere Efor” ibareli ilki 1984 yılında tescil edilmiş 4 adet tescilli markasının bulunduğunu, belirtilen markalarda “Yeni” ve “Kavaklıdere” ibarelerinin boyut ve görünüm olarak birbirine eşit puntolarla yazıldığını, davalının tescilli markalarını, tescilli oldukları halleriyle değil “KAVAKLIDERE” ibaresini ön plana çıkartarak, “Yeni” ibaresini son derece küçük ve neredeyse hiç okunamayacak puntolarla yazılı olarak kullandığını, davalının “Yeni Kavaklıdere” markasını tescilli halinden farklı olarak, müvekkili şirketin tescilli “Kavaklıdere” markaları ve ticaret unvanı ile iltibas yaratacak şekilde kullanarak, şirket unvanı olarak “Kavaklıdere” işaretini tescil ettirmek ve unvandaki “Kavaklıdere” işaretini markasal olarak kullanmak suretiyle müvekkili şirkete ait marka hakkını ihlal ettiğini, haksız rekabete yol açtığını, “Kavaklıdere” tanıtım işaretinin/markasının tanınmışlığından-şöhretinden haksız ve izinsiz olarak faydalandığını, aynı ibareye alan adında da yer verdiğini ileri sürerek, davalı şirketin ticaret unvanından “KAVAKLIDERE” ibaresinin çıkartılmasına, sicilden terkinine, davalının haksız rekabetin men’ine, “KAVAKLIDERE” markasına tecavüzlerinin ref ve men’ine, davacının haksız rekabetinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, www.kavaklideregida.com alan adının terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1952 yılından beri faaliyet gösterdiğini, “Yeni Kavaklıdere” markasını en baştan bu yana tanıtım vasıtası olarak kullandığını, ilki 1984 yılında olmak üzere, bu ibareyi defaten marka olarak tescil ettirdiğini, Ankara merkezli olan her iki şirketin uzun yıllardan bu yana kendi sektörlerinde faaliyet gösterdiklerini ve birbirlerinden haberdar olduklarını, davacı şirket yetkililerinin müvekkili tesislerini 2014 ve 2015 yıllarında ziyaret ederek müvekkili şirketi devralma yoluyla şirketleri birleştirme teklifinde bulunduklarını, 2014 ve 2015 yılında bu görüşmeler yapılırken, müvekkili şirketin unvanını “KAVAKLIDERE GIDA A.Ş.” olarak değiştirdiğini ve 2014 yılında yapılan bu değişikliğin davacı tarafından bilindiğini, ayırt ediciliği olmayan tali bir unsur olan “Yeni” ibaresinin müvekkili şirket unvanından çıkartılmasının, davacı kullanımına yaklaşma çabası olarak aktarılmasının yerinde olmadığını, bu değişikliğin amacının müvekkili şirketin yeni bir firmaymış gibi algılanmasının önüne geçilmesi olduğunu, ayırt edici olan “Kavaklıdere” ibaresinin, davacı ve müvekkili şirket tarafından uzun senelerdir birlikte kullanıldığını, müvekkili şirketin 65 yılı aşkın süredir sirke, sos grupları, şalgam suyu vb. üretmek suretiyle kendi sektöründe faaliyet gösterdiğini, alkollü içecek üretiminin kesinlikle bulunmadığını, markasını 1984 yılında tescil ettirdiğini ve “Yeni Kavaklıdere” ibareli 81189 (1984), 2003 25640 (2003), 2006 28862 (2006) ve “Yeni Kavaklıdere Efor” ibareli 2010 80623 (2010) tescilli markalarının sahibi olduğunu, davacının ihtarname dahi göndermeksizin bu davayı ikame etmiş olmasının tamamen kötü niyetli bulunduğunu gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının, davalının “YENİ KAVAKLIDERE SİRKELERİ”, “YENİ KAVAKLIDERE SİRKELERİ” ve “KAVAKLIDERE SİRKELERİ” biçiminde kullanımlarına ses çıkarmaması nedeniyle bu kullanımlar yönünden susmak suretiyle hak kaybına uğradığı, susma suretiyle hak kaybı koşullarının mevcut olması nedeniyle davalının yukarıdaki kullanımlarının davacı adına tescilli markalardan doğan haklara tecavüz etmediği, davalının internetteki “KAVAKLIDERE GIDA A.Ş” şeklindeki ve internet sitesindeki markasal kullanımla aynı şekilde ticaret unvanı kullanımı içeren broşür ve instagram fotoğrafındaki kullanımının davacı markalarından doğan haklara karıştırılma ihtimali yaratmak suretiyle tecavüz etmediği, bu eylemlerin haksız rekabet de oluşturmadığı, tarafların serbest piyasada birlikte varoldukları, davacının kendisinden sonra faaliyete başlayan davalı şirket hakkında ticari faaliyet alanları ve kayıtlı oldukları ticaret sicil memurlukları ile ticari hayatın olağan akışı dikkate alındığında davalı faaliyetlerini bildiği veya bilebilecek durumda olduğu, davacının marka hakkına dayanarak açtığı davada, dosya kapsamında temel olarak davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu biçimiyle değil “KAVAKLIDERE” ibaresini öne çıkaracak şekilde markasal olarak kullandığı, yine bordo zemin üzerine “KAVAKLIDERE” ibaresinin yazılması suretiyle gerçekleşen markasal kullanımın, davacının tescilli markaları kapsamında veya önceden beri gerçekleşen fiili kullanımları kapsamında bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu kullanımlarının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının da söylenemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19.12.2017 gün ve 2017/15 E. – 2017/585 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile “KAVAKLIDERE” ibaresinin, davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, davalının, ticaret unvanını tescilli olduğu biçimiyle değil, ticaret unvanında yer alan “KAVAKLIDERE” ibaresini öne çıkaracak şekildeki kullanımının ve bordo zemin üzerine “KAVAKLIDERE” ibaresi yazılmak suretiyle gerçekleşen markasal kullanımının, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin ref’ine ve men’ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda, davalının yukarıda belirtilen kullanımlarına konu her türlü tabela, broşür, etiket, ambalaj ve sair tanıtma vasıtalarının toplanmasına, “KAVAKLIDERE” ibaresinin silinmesine, silinmeyenlerin imhasına, “www.kavaklideregida.com” internet sitesindeki dava konusu kullanımların durdurulmasına, bu alan adının terkinine, kararın kesinleşmesini müteakip hüküm fıkrasının ilanına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: