YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMASI

Hukuk Genel Kurulu         2018/995 E.  ,  2018/1901 K.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 3. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 08.12.2016 tarihli ve 2015/720 E., 2016/437 K. sayılı karara karşı davalı … vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 19.04.2017 tarihli ve 2017/608 E., 2017/643 K. sayılı kararı ile istinaf isteminin kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar davalı … tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/4014 E., 2017/8527 K. sayılı kararı ile;
(…A) Davacı İstemi:
Davacı, borçlanmak suretiyle ödediği 5225 prim gününün 05.11.1984-30.09.1986 ile 01.10.1986-11.05.1999 tarihleri arasına sayılacak şekilde intibakını,düzeltilen bu borçlanma tarih aralıklarına göre aylık bağlamaya esas yıllık kazanç dönemlerinin yeniden tespiti ile bağlanmış olan yaşlılık aylığının buna göre yeniden hesaplanmasını talep etmiştir.
B)Davalı Cevabı:
Kurum vekili; Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Mahkemenin; Kurum uygulamasının aynı miktarda süreyi borçlanan, ancak borçlanma süresinin hangi tarihler arasına ilişkin olduğunu beyan eden ile borçlanma süresini hangi tarihler arasında olduğunu beyan etmesine rağmen kısmi borçlanma yapan sigortalılara küçümsenmeyecek miktarlarda farklı aylık ödenmesine neden olunacağı, bu durumun Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, yaşlılık aylığı tutarının sigortalının borçlandığı döneme göre farklılık arz etmesi karşısında, Kurumun sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğünün mevcut olduğu, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sigortalının zarara uğramasına sebep olduğu, ayrıca sigortalının yurt dışında geçen ve borçlanmaya tabi sürelerin bir kısmını borçlanması halinde borçlanılan sürelerin hangi tarihler arasına mal edileceği yönünde yasal bir düzenleme bulunmaması nedeniyle aksi yönde sigortalı lehine uygulama yapılmasını engelleyen yasal bir düzenleme de olmadığı, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talebine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiği gerekçesine dayandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, Davanın kabulü ile davacının 3201 sayılı yasaya göre borçlandığı 5225 günlük sürenin sigortalılık başlangıcı olan 05/11/1984 tarihinden itibaren ileriye doğru 5225 gün olarak değerlendirmesi ve borçlanan sürenin 05/11/1984-30/09/1986 ve 01/10/1986-11/05/1999 tarihleri arasına mal edilmesine, borçlanmanın mal edildiği yıllar itibari ile aylık başlangıç tarihi gözetilerek aylığın yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
D)İstinaf Başvurusu;
Davalı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının, borçlanma talep dilekçesinde borçlanmak istediği tarih aralığını net olarak belirterek talepte bulunduğu, ancak tahakkuk ettirilen prim borcunu kısmi olarak ödediği, Kurumca 5225 günlük sürenin tahakkuk cetvelinin sonundan başına doğru Kurum kayıtlarına işlendiği ve yaşlılık aylığının bu sürelere göre bağlandığı, ancak davacının borçlanma talebinde bulunurken borçlanmak istediği sürenin başlangıcını belirtmesi ve bu tarihten itibaren borçlanma işleminin geçerli sayılmasının sigortalının lehine olması karşısında Kurum işleminin 3201 sayılı Yasanın 5. maddesinin 1. fıkrası ile Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesine göre yapılan işlemin mevzuata aykırı olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ancak Mahkemece davacının Türk Vatandaşlığından çıktığı 29/09/1998 – 28/01/1999 tarihleri arası dışlanmadan bu dönem yönünden de borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitini içerir şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 3. İş Mahkemesinin 2015/720 E. 2016/437 K. sayılı kararının kaldırılmasına,davanın kısmen kabulü ile, davacının 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı 5225 günlük sürenin sigortalılık başlangıcı olan 05/11/1984 tarihinden itibaren, vatandaşlıktan çıktığı 29/09/1998 – 28/01/1999 tarihleri arasındaki süre dışlanmak suretiyle ileriye doğru 5225 gün olarak değerlendirilmesi ve borçlanılan sürenin 05/11/1984 – 30/09/1986 ve 01/10/1986 – 28/09/1998 ve 28/01/1999 – 11/09/1999 tarihleri arasına mal edilmesine, borçlanmanın mal edildiği tarihe göre aylık başlangıç tarihi gözetilerek, aylığın yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
F)Temyiz:
Davalı vekili;kurum işleminin doğru olduğunu ,davacının kısmi ödeme yapması nedeniyle yapılan ödemenin son tarihten geriye doğru kabul edilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.” hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, 10/03/2008 tarihli, Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesinde 20/08/1984 – 31/12/2007 tarihleri arasındaki süreyi borçlanmak istediğini belirttiği, Kurumca davacı adına hazırlanan borç tahakkuk cetvelinde, 05/11/1984 – 24/03/1998 ve 28/01/1999 – 09/03/2008 tarihleri arasındaki 8100 gün karşılığı 28.350 Dolar borç çıkarıldığı, davacının borçlanma bedelinden, 18.287,50 Dolar karşılığı 42.192,92 TL’yi 26/12/2014 tarihinde ödediği, davacıya, 29/12/2014 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden 01/01/2015 tarihi itibari ile 5225 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, aylık bağlama sırasında davacının borçlanarak ödediği 5225 günün 1990-2007 tarihleri arasına maledildiği anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesinin 1. fıkrasına göre; Kurum’ca yapılan borçlanma tahakkuk işlemi yerinde olduğu gibi Kurum’ca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin davacı tarafından, herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi karşısında,davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair yeniden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
H)Sonuç :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, borçlanılan sürelerin 05.11.1984-30.09.1986 ve 01.10.1986-11.05.1999 tarihleri arasına 5225 gün olarak mal edilmesi, yaşlılık aylığının buna göre başlangıç tarihinden itibaren yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Kuruma başvurarak 3201 sayılı Kanun’a göre yurt dışı borçlanması talep ettiğini, 05.11.1984-24.03.1998 ve 28.01.1999-09.03.2008 tarihleri arasına ilişkin 8100 gün karşılığı tahakkuk ettirilen prim borcunda 5525 gün için 18.287,50 USD’nı Kuruma ödediğini, 29.12.2014 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurum tarafından 19.01.2015 tarihli aylık bağlama kararı ile aylık bağlandığını, davacının aylık bağlamaya esas kazanç dönemleri belirlenirken 09.03.2008 tarihinden geriye gidilerek 2948 günün 2000 yılı sonrasına, 2777 günün 2000 yılı öncesine olacak şekilde aylıklarının tespitinin yapıldığını ve aylıkların buna göre bağlandığının anlaşıldığını, bunun sonucunda aylıklarının düşük hesaplandığını ve müvekkilinin mağduriyetine sebep olunduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlanmak suretiyle ödediği primlerin 6552 sayılı Kanun ile Türkiye sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilen 05.11.1984-30.09.1986 ve 01.10.1986-11.05.1999 tarihleri arasına 5225 gün olarak mal edilmesini, düzeltilen bu tarih aralıklarına göre aylık bağlamaya esas yıllık kazanç dönemlerinin yeniden tespiti ile bağlanmış olan yaşlılık aylığının buna göre başlangıç tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı hakkında tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; borçlanılan sürelerin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilmesinin aynı miktarda süreyi borçlanan ancak borçlanma süresinin hangi tarihler arasına ilişkin olduğunu beyan eden ile borçlanma süresini hangi tarihler arasında olduğunu beyan etmesine rağmen kısmi borçlanma yapan sigortalılar arasında eşitsizlik yaratacağı, kaldı ki Kurumun sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğünü de yerine getirmediği, ayrıca sigortalının yurt dışında geçen ve borçlanmaya tabi sürelerin bir kısmını borçlanması hâlinde borçlanılan sürelerin hangi tarihler arasına mal edileceği yönünde yasal bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı 5225 günlük sürenin sigortalılık başlangıcı olan 05.11.1984 tarihinden itibaren ileriye doğru 5225 gün olarak değerlendirmesi ve borçlanan sürenin 05.11.1984-30.09.1986 ve 01.10.1986-11.05.1999 tarihleri arasına mal edilmesine, borçlanmanın mal edildiği yıllar itibari ile aylık başlangıç tarihi gözetilerek aylığın yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davalı … vekilinin Kurum işleminin yerinde olduğu, yasal mevzuat herhangi bir aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurusu üzerine;
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince; davacının borçlanma talebinde bulunurken borçlanmak istediği sürenin başlangıcını belirtmesi ve bu tarihten itibaren borçlanma işleminin geçerli sayılmasının sigortalının lehine olması karşısında Kurum işleminin 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası ile Yurt Dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesine göre yapılan işlemin mevzuata aykırı bulunduğu, ancak mahkemece hüküm kurulurken, davacının Türk Vatandaşlığından çıktığı 29/09/1998 – 28/01/1999 tarihleri arası dışlanmadan bu dönem yönünden de borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitini içerir şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, davacının 3201 sayılı Kanun’a göre borçlandığı 5225 günlük sürenin sigortalılık başlangıcı olan 05.11.1984 tarihinden itibaren vatandaşlıktan çıktığı 29.09.1998-28/01/1999 tarihleri arasındaki süre dışlanmak suretiyle ileriye doğru 5225 gün olarak değerlendirilmesi ve borçlanılan sürenin 05.11.1984-30.09.1986 ve 01.10.1986-28/09/1998 ve 28/01/1999-11/09/1999 tarihleri arasına mal edilmesine, borçlanmanın mal edildiği tarihe göre aylık başlangıç tarihi gözetilerek, aylığın yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmün davalı … vekili tarafından temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince önceki hükümdeki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan kısmen ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun ile yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yurt dışında çalıştıkları süreleriborçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır.
3201 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile Kanunun amaç ve kapsamı düzenlenmiştir. İlgili madde;
“Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”
düzenlemesini içermektedir.
3201 sayılı Kanun’un 3.maddesindeki “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” şeklindeki düzenleme ile başvurulacak kuruluşlar belirtilmiştir.
Diğer taraftan 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı sürelerinin borçlanma tutarının niteliği Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde ile,
“Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32’sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır…”
hükmü getirilmiştir.
3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde değinilmiştir. Buna göre;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” şeklindeki hükmü ile borçlanılacak sürenin nasıl değerlendirileceği ve hangi aylara mal edileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir. Bu durumda yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin kısmen ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edileceği 5. madde kapsamında değerlendirilerek yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru hesaplanması ile sonuca ulaşılacaktır. İlgili maddenin borçlanılan sürelerin hangi tarihlere mal edileceğine yönelik açık düzenlemesi karşısında borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmesinin de sonuca etkili olmadığı belirgindir.
Eldeki davada davacının Alman Rant Sigortası hizmet belgesine göre 18 yaşını ikmal ettiği 05.11.1984 tarihinde Pflichtbeitragszeit (zorunlu prim süresi) kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 31.03.2008 tarihinde Kuruma vermiş olduğu borçlanma talep dilekçesiyle 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında geçen 20.08.1984 ile 31.12.2007 tarihleri arasındaki süreleri borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca borçlanma talebi kabul edilerek 05.11.1984-24.03.1998 ile 28.01.1999-09.03.2008 tarihleri arasında kalan 8100 prim günü karşılığı borç tahakkuk cetveli düzenlendiği ve davacı tarafından 5225 gün karşılığı borçlanma bedelinin 26.12.2014 tarihinde ödendiği, borçlanılan 5225 günlük sürenin 01.01.1990-24.03.1998, 01.01.1999-04.12.1999 ve 01.01.2000-31.12.2007 tarihleri arasına mal edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesine yer alan açık düzenleme karşısında tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin davacı tarafından kısmen ödenmesi söz konusu olduğundan borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceğinin tespiti ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir.
Diğer taraftan Özel Daire bozma kararında belirtilen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.
Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.12.2018 gününde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: