Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre; hâkim, tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat, hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur. Taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde mahkeme kararının sınırlarını belirler şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırlar, talep edilen hukuki sonuçtur.

3. Hukuk Dairesi         2020/166 E.  ,  2020/1900 K.

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar; kızı davacı …’ın 28/04/2005 olay tarihinde, evlerinin balkonunda oynamakta iken, elindeki metal parçasının davalı kuruma ait elektrik tellerine temas etmesi sonucu, elektrik akımına kapılarak ağır şekilde yaralandığını, vücudunda ciddi derecede yanıklar meydana geldiğini, parmaklarının bir kısmını kaybettiğini, kalıcı sakatlık meydana geldiğini, uzun süre yoğun bakımda kaldığını, ameliyatlarının devam ettiğini; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun kusurlu olduğunu, elektrik tellerinin binaya uzaklığının, mevzuata uygun olması gereken uzaklıkta bulunmadığını, periyodik bakımlarının düzenli olarak yapılmadığını, olay sebebiyle davalı kurum personeli ve teknik sorumlusu davalı …’in taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan yargılanmasına Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/53 E. sayılı dosyasından devam edildiğini; olay nedeniyle ağır elem, ızdırap ve üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi, davacılardan her biri için 25.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL tedavi giderinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16/02/2015 havale tarihli dilekçeleri ile sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden taleplerini 79.545,85 TL, tedavi giderine yönelik taleplerini ise 4.000,00 TL olarak belirlemişlerdir.
./..
-2-

Davalı …. vekili; davacı annenin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, olayın meydana gelmesinde davalı kuruma kusur atfedilemeyeceğini, enerji nakil hatlarının yönetmeliğe uygun tesis edildiğini, gerekli ve yeterli önlemlerin alındığını, olayın meydana geldiği binanın ise sonradan inşa edildiğini; davacı annenin üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı …; olayın meydana gelmesinde kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davacı annenin çocuğuna karşı gerekli gözetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmediğini, davacı annenin kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 73.588,36 TL iş göremezlik tazminatı ile taleple bağlı kalınarak 4.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 77.588,36 TL maddi tazminat, davacılardan her biri için 12.500,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar ve ihbar olunan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 25.06.2018 tarihli ve 2018/3841 E. – 2018/7013 K. sayılı ilamı ile, “…Mahkemece, davalı şirketin olayın meydana gelmesinde kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu gözetilerek, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, davalı şirket, davalı … ve davacıların kusur oranlarının da gerekçeleriyle belirtildiği, üç kişilik konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile kamu davasına sunulan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ; davanın kısmen kabulüne, 73.588,36 TL iş göremezlik tazminatı ile taleple bağlı kalınarak 4.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 77.588,36 TL maddi tazminat, davacılardan her biri için 12.500,00’er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elektrik çarpması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız fiil tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Somut olayda; uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Ancak davacılar, dava dilekçesinde ve 16/02/2015 havale tarihli dilekçelerinde, tedavi giderlerine yönelik taleplerini, 4.000,00 TL olarak belirlemiş olup, 4.000,00 TL tedavi giderinin dava tarihinden
itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiş; buna rağmen mahkemece, kabul edilen alacaklar için olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak tahsil kararı verilmiş, talep aşılarak hüküm kurulmuştur.
Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre; hâkim, tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat, hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur.
Taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde mahkeme kararının sınırlarını belirler şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırlar, talep edilen hukuki sonuçtur.
Hal böyle olunca, mahkemece; ” taleple bağlılık ilkesi ” gereği, tedavi giderlerine yönelik tazminat istemi yönünden, taleple bağlı kalınarak, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken; talep aşılarak, olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren faize karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan, ” Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 73.588,36 TL iş göremezlik maddi zararı ile, taleple bağlı kalınarak 4.000,00 TL belgelenmeyen tedavi gideri olmak üzere toplam 77.588,36 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,” ifadesinin çıkarılarak yerine, ” Maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 73.588,36 TL iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 28/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ; taleple bağlı kalınarak 4.000,00 TL belgelenmeyen tedavi giderinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: