Dava, davacının bir alışveriş merkezinin otoparkına bıraktığı aracının içinde bulunan birtakım eşyalarının çalınması üzerine zararın tazminine yöneliktir. Davacının bu istemi de sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) ilkesinden kaynaklanmaktadır. Sorumluluğun gerçekleşmesi için akdin kurulması şart olmayıp, davacı alışveriş merkezine gelerek olası bir takım hizmet ya da satış sözleşmelerinin muhatabı olacak bir tüketici olmakla; davalı şirket, alışveriş yapılmasını kolaylaştırmak ve cazip hale getirmek amacıyla otopark sağlama hizmetini bedelsiz de olsa olası tüketicilere vermektedir.

13. Hukuk Dairesi         2016/23349 E.  ,  2019/91 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı...

alışveriş için davalının mağazasına gittiklerini, İ.’nın mağaza içinde gezinirken, mağazanın iç duvarlarında bulunan raflara yerleştirilmiş olan yarı insan büstü şeklindeki mankenin üzerine düşmesi sonucu başından ve boynundan şişme ve morluklar meydana getirecek şekilde yaralandığı olayda görevli mahkeme

Hukuk Genel Kurulu         2012/13-1220 E.  ,  2013/239 K.   Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne...

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 2. maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Paylı mülkiyet ilişkisine tâbî bir taşınmazda, fiili taksimin mevcut olması durumunda yasal önalım hakkının kullanılmasını açıkça engelleyen bir düzenleme bulunmamasına rağmen, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ve Dairemizin istikrar bulmuş kararlarında

14. Hukuk Dairesi         2019/3186 E.  ,  2020/4622 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı...

beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı

12. Hukuk Dairesi         2021/1453 E.  ,  2021/2304 K. “İçtihat Metni” Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca...

eldeki davada istenen ecrimisilin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. ve 995. maddeleri ve 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı YİBK’nda kabul edildiği gibi haksız fiil benzeri olupüstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal eden, böylece haksız kazanç sağlayan tarafın iade etmekle yükümlü bulunduğu bir tazminat türü olduğu; her ne kadar taraflar tacir ve çekişme konusu taşınmaz üzerinde ticari faaliyet yapıyor ya da yapacak olsalar dahi, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, esasen dava dilekçesinde de bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda esas görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2020/1322 E.  ,  2020/4253 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada...

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

3. Hukuk Dairesi         2020/10753 E.  ,  2020/6741 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görev...

Usuli kazanılmış hak Dava, kira sözleşmesinin haksız feshi ve erken tahliye nedeniyle ceza-i şart ve ortak gider alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece 16.06.2015 tarihli ceza-i şartın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/09/2016 tarih 2015/10063 Esas 2016/5106 karar sayılı ilamı ile bozma dışı bırakıldığından ceza-i şarta ilişkin talep açısından davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle mahkemece reddi kesinleşen ceza-i şart talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve reddedilen talep yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretinin takdir edilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

23. Hukuk Dairesi         2019/131 E.  ,  2020/4566 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda...

Yemin deliline dayanılmış olması Davalı vekili cevap dilekçesinde delilleri arasında yemin deliline dayanmıştır. Davalı vekili bilirkişi itiraz raporuna itiraz dilekçesinde açıkça bilirkişinin kullanılmadığını tespit ettiği 13 günlük yıllık ücretli izin bakımından davacı asile yemin teklif ettiklerini belirtmiştir. Karar celsesinde ise davalı vekilinden sorulduğunda davalı vekili yazılı itirazlarını tekrar ettiklerini söylemiştir. Buna göre davalı vekili kullanılmadığı kabul edilen 13 günlük ücretli izni kullandırdıkları yönünden davacı asile yemin teklif etmiştir. Yemine ilişkin müteakip usulü işlemler yerine getirilmeden adeta yemin teklif edilmemiş gibi yargılamaya son verilip hüküm kurulması hatalıdır.

9. Hukuk Dairesi         2016/32231 E.  ,  2020/20367 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın,...

Usuli kazanılmış hak vekalet ücreti konusunda herhangi bir temyiz itirazı yer almadığından, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden bozma yapılmamıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna ve davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden bozma yapılmadığına göre, ilk kararda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan, daha önce hüküm altına alınmayan davalı lehine vekalet ücretinin bozma sonrası kararda hüküm altına alınması hatalı olup,

9. Hukuk Dairesi         2020/8912 E.  ,  2021/588 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın,...

alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep açıktır, bu sebeple 6100 sayılı Kanun’un 119/1-ğ. maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü dava açıldığında o sırada mevcut olmayan hukuki yarar, bunun da açıkça mahkemece bilindiği bir durumda, tamamlanacak bir hukuki yarar değildir. Aksinin kabulü, aslında açık olan talep sonucunun süre verilerek davacı tarafından değiştirilmesi ve bulunmayan hukuki yararın sağlanması için davacıya ek imkan sağlanması anlamına gelecektir ki, buna usûl bakımından imkan yoktur

11. Hukuk Dairesi         2019/2214 E.  ,  2020/296 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Tüketici Mahkemesince verilen 24/01/2019 tarih ve...

MANEVİ TAZMİNATIN BÖLÜNEMEYECEĞİ l MANEVİ TAZMİNATIN BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KONUSU OLAMAYACAĞI ÖZETİ Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşananın acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez. İş kazasında zarar gören davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirlediğinden, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu söylenemez. O halde manevi tazminat istemi manevi tazminatın bölünemezliği kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve manevi zararın HMK’nın 107.maddesine göre dava yoluyla tespiti de istenemez.

İlgili Kanun / Madde 6098 S. TBK/56 6100 S. HMK/107 T.C. YARGITAY 21. Hukuk Dairesi Esas No. 2019/3199 Karar No. 2020/356 Tarihi: 30/01/2020 l MANEVİ...

ISLAHLA TALEBİN İNDİRİLMESİNİN KISMİ FERAGAT NİTELİĞİNDE OLDUĞU l ALACAK KALEMLERİ İÇİN YATIRILAN HARÇLARIN BİRBİRİNİN YERİNE SAYIL-MASININ OLANAKLI OLMADIĞI ÖZETİ hak edilenin dava dilekçesindeki talepten daha aşağıda olduğu şeklinde ki belirleme sonrasında davacı vekilinin dava dilekçesinde istediği miktarları aşağı çekmesi kısmi feragattır. Dava dilekçesinde istenen miktar ile ıslah dilekçesinde istenen miktar arasındaki fark kadar davanın kısmi feragat nedeniyle reddi gerekir. Kıdem ve ihbar tazminatı bakımından ise toplam 691,16 TL ıslahen artırma söz konusu olup ıslaha değer verilebilmesi için bu miktar için gereken ıslah harcının yatırılması şarttır. Alacak kalemlerinden birisinin hak edilmediğinin veya talepten daha azına hak kazanıldığının anlaşılması durumunda bu alacak kalemleri bakımından yatırılan harcın diğerlerine sayılması diye bir olgudan söz edilemez

İlgili Kanun /Madde 6100 S. HMK/307 T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi              Esas No. 2016/19833 Karar No. 2020/6993 Tarihi: 02/07/2020 l ISLAHLA TALEBİN İNDİRİLMESİNİN KISMİ FERAGAT...

Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yanlar arasında un değirmeni imalatı ve satışına dair 12.03.2003 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin teminatı olarak düzenlenen 25.07.2003 tarihli ek sözleşme uyarınca müvekkilinin sözleşme gereği edimini yerine getirdiği hâlde davalı iş sahibi tarafından bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak sureti ile dava değerini 50.000TL belirterek, vadesinde ödenmeyen borçların temerrüt faizinin tespiti ve hüküm altına alınmasını, ek sözleşme ve bono ile taahhüt edilip bakiye kalan alacağının faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu         2017/258 E.  ,  2020/543 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 4. Asliye...

ISLAHLA DAVA TÜRÜNÜN DEĞİŞTİRİLEMEYECEĞİ ÖZETİ Öncelikle ıslah ile dava türü değiştirilemez ve Mahkemece ıslaha ancak arttırım yapılan alacak kalemleri açısından değer verilebilir. Mahkemece kısmi dava olarak açılan davanın türünün bu şekilde değiştirilmesi hatalıdır. Davacı ıslah ile talep miktarını arttırdıktan sonra davalı Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekilince ıslaha karşı zamanaşımı def’i ileri sürülmüştür. Mahkemece yapılacak iş fazla mesai alacağı yönünden davalı Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından ıslaha karşı zamanaşımı def’i değerlendirilen 25.02.2016 tarihli ek rapora itibarla bir inceleme yapmak, faiz başlangıcını da dava ve ıslah tarihlerine göre ayrım yapılarak sonuca gitmekten ibarettir.

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/41 6100 S.HMK/177 T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi    Esas No. 2016/20701 Karar No. 2020/8136  Tarihi: 16/09/2020 l ISLAHLA DAVA...

yargıç tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Yargıç aradaki sözleşmesel ilişkiyi yorumlar, sözleşme türünü ve içeriğini kendisi belirler. Tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin iş, vekalet, eser veya acentelik sözleşmesi olduğunu nitelendirilmesi yargıca aittir. İşyerinin acenteye devrinde, devralan belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse bir devirden sözedilemez. Zira muvazaa olgusu iddia edilmese de resen araştırılması gereken bir olgudur. Devredenin işveren sıfatının devam ettiği kabul edilmelidir. Acentelik sözleşmesine göre devredenin devralan acente üzerinde denetim ve kontrol yetkisinin bulunması, çalışma şartlarını belirlemesi, çalışan üzerinde yönetim hakkını kullanması, acente ilişkisinin kayıt üzerinde kaldığının, acentenin bağımsız bir işveren olmadığının göstergeleridir.

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/8 6098 S. TBK/19 6100 S. HMK/33 T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi    Esas No. 2016/23561 Karar No....

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacı ücreti net 2.300,00 TL olduğu, davacının yemek ve servis hizmetinden yararlandığı da dikkate alınarak takdiri olarak bilirkişi tarafından yemek ve yol ücreti eklenerek giydirilmiş ücret bulunmuştur. Giydirilmiş ücretin tespitinin davacıdan şu durumda beklenemeyeceği, ücrette belirsizlik olduğu açıktır. Öyle ise davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünün yerinde olacağı ve bozmadan sonra davacının taleplerinin artırabileceği sonucuna ulaşılacaktır. Davacının bozmadan sonra talep artırım dilekçesi verdiği ve tamamlama harcı yatırmak suretiyle taleplerini artırdığı görülmektedir. Ancak mahkemece hatalı değerlendirme ile talep artırımının ıslah olarak kabul edilmesi ve artırılan miktarların reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

İlgili Kanun /Madde 6100 S. H07K/17 T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi  Esas No. 2018/7888 Karar No. 2020/11448 Tarihi: 12/10/2020 l BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILAN...

Eldeki davada, davalı tarafın harçtan muaf olması nedeniyle, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde, mahkemece peşin alınan karar ve ilam harcı davacıya iade edilecek ve bu durumda davacının harç ödeme yükümlülüğü bulunmayacaktır. Davanın kısmen veya tamamen reddi halinde ise, alınması gereken karar ve ilam harcı maktu red harcından daha fazla olamayacaktır. Bu nedenle, Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca, “karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödenir” hükmü uyarınca sonuçta burada alınması gereken harç maktu olup, nispi olmadığından alınacak peşin harç miktarı da en fazla maktu harç miktarı kadar olabilecektir.

Hukuk Genel Kurulu 2010/10-550 E., 2010/561 K. HARÇTAN MUAFİYET MAKTU HARÇ NİSPİ KARAR VE İLAM HARCI VEKALET ÜCRETİ   492 S. HARÇLAR KANUNU [ Madde 1...

Davacı vekili dava dilekçesinde, öncelikle davalı hakkında yapılan icra takibine yapılan itiraza ilişkin olarak itirazın iptalini talep ve dava etmiş, talep sübut bulmadığı takdirde ise genel hükümlere göre alacak davası olarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HMK’nın 111. maddesinde  davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği belirtilmiştir. Oysa dava konusu uyuşmazlıkta davacının tek bir talebi vardır, o da alacağın tahsili yönündedir. İtirazın iptali davaları İİK’nın 67. maddesi hükmünde düzenlenmiş olup ayrı bir usul ve esasa dayalı kendine özgü bir dava türüdür. Davacı alacaklı, aynı dava dilekçesinde hem itirazın iptali davası hem de genel hükümlere dayalı alacak davası olarak istemde bulunamaz. Mahkemece öncelikle davacı vekiline hangi dava yolunun seçildiğine dair bir açıklama yaptırılarak HMK  31. madde uyarınca davanın aydınlatılması gerekir. Davacı tarafından hangi dava yolunun seçildiği açıklandıktan sonra, bu dava türüne göre yargılama yapılıp karar verilmesi gerekirken, hem itirazın iptali davası hakkında hem de alacak davası hakkında ayrı ayrı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, dosyanın Antalya BAM 3. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

11. Hukuk Dairesi         2020/2591 E.  ,  2020/4364 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.01.2017...

Kararın yazım şeklinden, bozmadan sonra dosyada herhangi bir inceleme yapılmadan, önceki yargılama safhasının “kes, kopyala, yapıştır” tekniğiyle aktarılarak, kararın yazıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda sonuç itibariyle karar doğru olsa dahi, yazım şekli taraflardaki adalet duygusunu zedeleyecek niteliktedir. Netice itibariyle, Mahkemenin karar yazım şekli ve içeriği hukukî güven ilkesini zedeler ve adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğundan, kararın salt bu nedenle tekrar bozulması gerekmiştir.

9. Hukuk Dairesi         2020/337 E.  ,  2020/2528 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz...

Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde, bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular, en ufak ayrıntılarına kadar göz önünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. H.G.K.nun 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.

12. Hukuk Dairesi         2020/1130 E.  ,  2020/8996 K. MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti...

avacı iş bu davada davalıya ait web sitesi vasıtasıyla gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile 556 Sayılı KHK’ nin 61 ve 62. maddeleri gereğince tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve söz konusu içeriğin web sitesinden çıkartılması da dahil olmak üzere tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını da talep ve dava etmiştir. Bu taleplerin ileri sürülebilmesi için davalının kusurlu olması şart değildir. Başka bir deyişle, web sitesi aracılığıyla gerçekleşen ihlale son verilmesi amacıyla web sitesinin işleticisi ve yer sağlayıcı durumundaki davalı aleyhine önceden ihtar gönderilmeksizin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi talepli davanın açılması mümkündür. Bu nedenle, tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi hakkındaki davada davalının pasif dava ehliyeti bulunduğunun kabulü ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, tecavüz oluşturan içeriğin web sitesinden çıkartılması hususunda ihtar yapılmadan davalı aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle husumetten ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir

Hukuk Genel Kurulu         2013/1138 E.  ,  2014/16 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 NUMARASI : 2012/290 E-2012/317...

HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

13. Hukuk Dairesi         2017/1014 E.  ,  2020/4488 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl...

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ nun 38. maddesi gereğince yönetici kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bir davada veya takipte kimlerin taraf olacağı nasıl temsil edileceği ise H.M.K., Avukatlık Kanunu, B.K.’nun vekalet akdine ilişkin hükümlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere uygun temsil yetkisi olmadıkça yöneticinin 634 Sayılı Yasada sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından, apartman yöneticiliğinin aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle kural olarak yöneticilik hakkında icra takibi yapılması mümkün bulunmamaktadır.

12. Hukuk Dairesi         2014/7028 E.  ,  2014/9237 K. MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 25/09/2013 NUMARASI : 2012/1373-2013/955 Yukarıda tarih ve...

Alacak Davalarında WhatsApp, Facebook, Mail Gibi Elektronik Ortamlardaki Bilgi Taşıyıcıları Belge Delil Niteliğindedir. HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

13. Hukuk Dairesi         2017/1014 E.  ,  2020/4488 K.   MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı...

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda)”usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

22. Hukuk Dairesi         2020/2299 E.  ,  2020/6537 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen...

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma maddi tazminat istemine ilişkindir Davacılar nezdinde doğan destekten yoksun kalınan zarar her bir davacı için ayrı olduğundan, davacılar ihtiyari dava arkadaşıdır. Bu durumda mahkemece,birden fazla dava olduğu dikkate alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hükmedilen tazminatlar yönünden her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

17. Hukuk Dairesi         2020/768 E.  ,  2020/5135 K.   MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı...

“dava konusu (A) bölümü hakkındaki davanın esastan reddedilmesi karşısında kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine ancak (A) bölümünün değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin takdiri gerekirken, dava dışı 441 ve 442 sayılı parsellerin değeri de dava değerine eklenerek bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin ve öte yandan davalı Hazine ile … hakkındaki ret sebebinin ortak olması karşısında davalılar lehine tek bir vekalet ücreti yerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsizliğine” değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden AAÜT 3/2 maddesi gereğince ret sebebinin ortak olması sebebiyle davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilerek 15.988,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

16. Hukuk Dairesi         2017/5415 E.  ,  2020/4767 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TESCİL KANUN YOLU: TEMYİZ Taraflar arasında görülen dava sonucunda...

Yargılama boyunca harç yatırılmamış, başkaca ara karar tesis edilmemiş, karşı dava işlemden kaldırılmaksızın mahkemece dava harcı yatırılmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Harçlar Kanunun 16. maddesine göre noksan tespit edilen harçlar hakkında aynı Yasa’nın 30. maddesi uygulanır. Madde lafsı “…Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.

13. Hukuk Dairesi         2015/13670 E.  ,  2017/4585 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki aalcak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın...

Somut uyuşmazlıkta; davalılardan ….. yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiştir. Ancak Mahkemece yargılama safhasında gerekçeli karar dahil tebligatlar vekile değil Şirkete yapılmıştır. Her ne kadar 2 nolu celsede bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi elden Şirket vekiline tebliğ edilmiş ise de hükme esas alınan ek raporun da bu vekile tebliğ edilmediği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle tebligatların bu şekilde yapılması usule aykırıdır. Ayrıca Mahkeme karar gerekçesinde sadece davalıların ispat külfetini yerine getirmediği açıklanarak kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de; kararın gerekçesinde maddi olayın saptanmadığı, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmediği görülmekle HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımadığı anlaşılan kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.

9. Hukuk Dairesi         2017/23538 E.  ,  2018/1023 K. DAVA :Taraflar arasındaki kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti,...

İlk derece mahkemesi tarafından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen 3/2.maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.

9. Hukuk Dairesi         2020/932 E.  ,  2020/5773 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞKANLAR KURULU YARGITAY KARARI I-BAŞVURU Başvuran Av. … 08/01/2020...

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesinin ikinci fıkrasında; “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.” hükmü düzenlenmiştir.

4. Hukuk Dairesi         2020/1722 E.  ,  2020/1644 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine...

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalılar vekilinin 27/04/2016 tarihli celse için mesleki mazeretini bildirir dilekçe gönderdiği, mahkemece dilekçede ekli masraf bulunmadığından mazeretin reddine karar verildiği, ancak aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm verildiği ve 6100 sayılı Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca davalı tarafa meşruhatlı davetiye çıkartılmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalılar vekilinin son celse göndermiş olduğu mesleki mazereti reddeden mahkemenin aynı celse tahkikat duruşmasına son vererek sözlü yargılamaya geçmesi ve 6100 sayılı Kanunun 27, 184 ve 186 maddelerine muhalefetle uyuşmazlığın esası hakkında karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durum davalılar yararına kararın bozulmasını gerektirir.

4. Hukuk Dairesi         2020/128 E.  ,  2020/1758 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve...

Taraflar arasındaki anlaşmazlık ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilmiş olup, bu durumda dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde yer alan “..tarife hükümleriyle düzenlenen ücretlerin tamamına hükmolunur.” hükmü gereğince, davacıları yararına asıl ve birleşen dosyada 38.438,12 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Hal böyle iken, mahkemece davacılar yararına yarısı nispetinde vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

13. Hukuk Dairesi         2016/26021 E.  ,  2020/1108 K. MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dosyada tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda...

Sigortalının dahi yaşarken 5 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmesi hâlinde kanunen kullanamayacağı bir hakkı mirasçılarına tanımak hukuka aykırıdır. Sigortalının süresi içerisinde dava açmayarak düşen hakkını ölümünden sonra mirasçılarının yeniden isteme hakkından söz edilemeyeceği gibi hak düşürücü süreye uğrayarak ölen bir hak mirasçıları vasıtasıyla yeniden canlandırılamaz. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında sigortalının mirasçıları yönünden de hak düşürücü sürenin hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl olarak hesaplanması gerekmektedir.

Hukuk Genel Kurulu         2018/171 E.  ,  2020/75 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İnegöl 1. Asliye...

Mahkeme Yazı İşleri Müdürünün veya kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra usule aykırıdır, Mahkeme Yazı İşleri Müdürünün veya kalem personelinin vermiş olduğu süre ya da tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.

12. Hukuk Dairesi         2019/13460 E.  ,  2020/5523 K. MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın...

Scroll to top